Ege'nin incisi İzmir, bağımsızlık mücadelesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcının tarihine tanıklık eden en özel günlerinden birini daha coşkuyla idrak ediyor. İşgal zincirlerinin kırıldığı ve bir milletin küllerinden yeniden doğduğu 9 Eylül'ün 104'üncü yıl dönümünde kent meydanları al bayraklarla donatıldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren kutlama alanlarını dolduran binlerce vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla aynı ortak gururu ve hevesi paylaştı.

Tören alanında yükselen coşku dalgası, İzmir'in sadece bir coğrafi mekân olmadığını, aynı zamanda milli iradenin ve bağımsızlık ateşinin yakıldığı stratejik bir kale olduğunu bir kez daha kanıtladı. 104. yıl kutlama töreni kapsamında düzenlenen protokolle birlikte meydanda yerini alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, hemşerilerine hitap ederek tarihi sorumlulukları ve bağımsızlık aşkını hatırlatan anlamlı bir konuşmaya imza attı.

İlk kurşundan Hükümet Konağı'na uzanan büyük kahramanlık destanı

Meydandaki binlerce vatandaşa seslenen Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, 15 Mayıs 1919 tarihinde Hasan Tahsin'in sıktığı ilk kurşunla başlayan sürecin tüm Anadolu'yu saran bir özgürlük meşalesine dönüştüğünü ifade etti. İşgale ve esarete karşı İzmir'de yükselen bu ilk tepkinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yürütülen Milli Mücadele için en büyük kıvılcım olduğu hatırlatıldı.

Halkapınar'da can veren şehitlerden Yüzbaşı Şerafettin Bey'in Hükümet Konağı'na al bayrağı çekişine kadar uzanan 9 Eylül sabahının tarihi safhalarına değinen Tugay, İzmir semalarında yeniden dalgalanan bayrağın arkasında devasa bir fedakarlık yattığını belirtti. Kağnısıyla cephane taşıyan Anadolu kadınlarının, evlatlarını helalleşerek cepheye uğurlayan anaların ve ismi öğrenilemeyen milyonlarca adsız kahramanın yazdığı bu destanın, 104 yıl sonra aynı heyecan ve hürmetle hafızalarda tazeliğini koruduğu aktarıldı.

Başkan Tugay şöyle konuştu:

"İzmir’in tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesidir.

İlk kurşundan zafere, tam bağımsız Türkiye’ye uzanan o büyük mücadelenin adı İzmir’dir.
İzmir, kurtuluşun şehridir. İzmir, kuruluşun şehridir. İzmir, Cumhuriyet’in şehridir.


Bugün kurtuluşumuzun 104’üncü yılında yine yan yanayız.
Yine meydanlardayız. Yine bayraklarımız elimizde, aynı büyük gururu taşıyoruz.


Hatırlayın. Onur ve gurur duyarak hatırlayın.

15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edildiğinde Hasan Tahsin’in sıktığı ilk kurşunla bir millet, teslimiyeti reddetti. O irade İzmir’den Anadolu’ya yayıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde bir kurtuluş mücadelesine dönüştü.

Anadolu’nun kadınları cephane taşıdı. Köylüler elindeki ekmeği ordusuyla paylaştı.
Gençler cepheye koştu. Analar evlatlarını vatana emanet etti. İsmini bilmediğimiz milyonlar, aynı bağımsızlık ülküsünün etrafında birleşti.

Bir millet, vatanına ve geleceğine sahip çıktı.
Bir millet, kendi kaderini kendi elleriyle yazdı.
Bir millet, esarete cesaretle karşılık verdi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde büyüyen o irade, Büyük Taarruz’la zafere ulaştı. “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emri, bütün Anadolu’nun yıllardır beklediği kurtuluşun sesiydi.


O ses İzmir’de yankılandı.

9 Eylül sabahında Halkapınar’dan Konak’a uzanan yolun her adımında büyük bir fedakârlık vardı. Kurtuluşa saatler kala Halkapınar’da şehit düşen askerlerimizin vatan sevgisi vardı.


Yaralanmasına rağmen ilerleyen Yüzbaşı Şerafettin Bey’in cesareti vardı. Hükümet Konağı’na taşınan ay yıldızlı bayrağımızda, bir milletin yıllarca verdiği mücadelenin onuru vardı.

Ve o bayrak İzmir semalarında yeniden dalgalandı.

Değerli İzmirliler,
Bir an için 9 Eylül 1922 sabahını düşünün.

Üç yılı aşkın süredir işgal altında yaşayan bir şehri… Hükümet Konağı’nın çevresinde bekleyen İzmirlileri…Yıllardır hasretle beklenen ay yıldızlı bayrağımızın yeniden göndere yükseldiği o anı düşünün…

O insanların sevincini düşünün. Birbirlerine nasıl sarıldıklarını, gözyaşlarını tutamadıklarını, çocuklarını kucaklarına alıp kurtuluşu nasıl karşıladıklarını düşünün.

9 Eylül ruhu, bu ruhtur. Bir milletin, yıllarca süren acının, mücadelenin ve hasretin ardından kendi bayrağı altında, kendi vatanında yaşama iradesidir.

Bizler, kurtuluşun 104’üncü yılında, aynı gökyüzünün altında, ay yıldızlı bayrağın altında o gururu hep birlikte taşıyor, o iradeyi hep birlikte yaşatıyoruz.

Bugün özgürce bu meydanda buluşabiliyorsak, ay yıldızlı bayrağımızın altında yan yana durabiliyorsak, borcumuz var demektir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarına borçluyuz. Kurtuluşun meşalesini yakan Hasan Tahsin’e borçluyuz. İşgalcilere boyun eğmediği için süngü darbeleriyle can veren Albay Süleyman Fethi Bey’e, Halkapınar’da can veren mehmetçiklerimize borçluyuz.

Yüzbaşı Şerafettin Bey’e, İzmir’e yürüyen kahraman ordumuzun her bir neferine borçluyuz.

Karabağlar’da 32 milyonluk kiralama ihalesi!
Karabağlar’da 32 milyonluk kiralama ihalesi!
İçeriği Görüntüle

Kağnısıyla cephane taşıyan Anadolu kadınlarına borçluyuz.
Evladını vatan için uğurlayan analara borçluyuz.
İsimlerini hiç öğrenemediğimiz kahramanlara borçluyuz."

Kaynak: HABER MERKEZİ