Türkiye'de son yıllarda sarmal haline gelen yüksek enflasyonist süreç, sadece fiyat etiketlerini değil, finans sektörünün en temel lojistik operasyonlarını da derinden sarsıyor. Vatandaşların günlük harcamalarını karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğu fiziki nakit miktarının katlanarak artması, bankacılık sistemini ciddi bir operasyonel krizle karşı karşıya bıraktı. Tedavüldeki en büyük para birimlerinin dahi alım gücünün erimesiyle birlikte, bireysel ve ticari işlemler fark etmeksizin piyasada devasa bir nakit para döngüsü ihtiyacı doğdu. Ekonomi yönetiminin bu duruma karşın daha büyük kupürlü yeni banknotları basmama yönündeki kararlılığı ise bankaların para arzı ve lojistik yönetimini felç etme noktasına getirdi.
Gelişen nakit talebi karşısında bankaların şube içi vezne ve dış saha operasyonları tam kapasite çalışmasına rağmen talebe yetişmekte zorlanıyor. Şehir merkezlerindeki yoğun işlem hacmine sahip noktalarda bulunan ATM'lere para yetiştirmekte zorlanan bankalar, gün içerisinde cihazları defalarca doldurmak zorunda kalıyor. Nakit taşıma araçlarının sefer sayıları ve bu operasyonlarda görev alan personel kadroları rekor düzeyde artırılmasına rağmen, tüketim hızının gerisinde kalınması sektörü yeni arayışlara sevk etti. Bankacılık sektörü temsilcileri, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ve her geçen gün artan lojistik maliyetlerin kurum bütçelerinde ciddi delikler açtığını belirtiyor.
Alım gücü eriyen 200 liralık banknotlar taşıma krizine yol açtı
Türkiye'de finansal sistemin ve tüketici alışkanlıklarının dönüşümünü anlamak için tedavüldeki paraların geçmiş performansına bakmak yeterli oluyor. 1 Ocak 2009 tarihinde büyük bir lansmanla tedavüle giren ve o dönem cüzdanlarda çok ciddi bir satın alma gücünü temsil eden 200 TL'lik banknotların değeri, geçen yıllar içerisinde dramatik şekilde aşındı. Bugün gelinen noktada döviz karşılığı adeta eriyen bu en büyük kupür, en temel pazar, market ve gıda alışverişlerinde dahi tüketicilerin yanlarında onlarca banknot taşımak zorunda kalmasına yol açtı.
Basit bir perakende alışverişinde bile cüzdanların banknotlarla dolup taşması, sadece bireysel kullanıcıları değil, ticari işletmeleri de büyük bir yükün altına soktu. Nakit paranın toplanması, sayılması, güvenliğinin sağlanması ve banka hesaplarına tescil edilmesi süreçleri işletmeler için ciddi zaman ve iş gücü kaybına neden oluyor. Benzer şekilde, bankaların şubeler arası ve merkez dışı para transfer maliyetleri de katlanarak artış gösterdi. Taşınan hacmin büyümesi, zırhlı araçların ve güvenlik personelinin operasyonel risklerini artırırken, bankacılık sektörünü bu lojistik darboğazı aşmak için ezber bozan kararlar almaya zorladı.
ATM cihazlarında tek tip banknot dönemi resmen başladı
Yaşanan nakit sıkışıklığı ve lojistik engeller, bankaları ATM'lerin iç mekanizmasında ve para çekme limitlerinde radikal değişiklikler yapmaya mecbur bıraktı. Geçtiğimiz yıl operasyonel yükü hafifletmek ve cihazların hazne verimliliğini artırmak amacıyla 10, 20 ve 50 TL'lik banknotları ATM'lerden tamamen çıkaran bankalar, krizin derinleşmesiyle yeni bir adım daha attı. Son gelen tescil dökümlerine ve iddialara göre, artık 100 TL'lik banknotların da cihazlardan kaldırıldığı belirtiliyor.
Sektörde yaşanan bu hızlı dönüşümü, kamuoyunun yakından tanıdığı eski Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Şenol Babuşçu da doğruladı. Babuşçu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, bankaların ATM operasyonlarındaki yeni stratejisini net bir dille özetledi. Bankaların artık para slotlarının tamamını en büyük kupür olan 200 liralık banknotlara tahsis ettiğini belirten uzmanlar, bu uygulamanın cihazların para saklama kapasitesini yapay olarak artırmayı hedeflediğini vurguluyor. Böylece bankalar, ATM'leri daha seyrek aralıklarla doldurarak operasyonel maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor.
Ekonomistler yeni ve büyük kupürlü banknotların basılmasını istiyor
ATM'lerde tek tip para dönemine geçilmesi, tüketici tarafında özellikle küçük miktarlarda nakit çekmek isteyen vatandaşlar için ciddi bir zorluk yaratıyor. Para çekme ve yatırma işlemlerinde esnekliğin kaybolması, dijital kanallara olan yönelimi zorunlu kılsa da nakit kullanmak zorunda olan geniş bir kitleyi mağdur ediyor. Finans dünyası ve ekonomi yazarları ise bankaların attığı bu operasyonel adımların geçici bir pansuman tedbiri olduğunu, kalıcı çözümün ancak para basım politikasındaki değişikliklerle mümkün olabileceğini savunuyor.
Birçok ekonomist ve finans analisti, piyasadaki fiziki para dolaşımının sağlıklı bir zemine oturması ve bankaların üzerindeki lojistik baskının hafifletilmesi için acilen 500 ve 1000 TL'lik yeni banknotların tedavüle sokulması gerektiği konusunda birleşiyor. Yeni banknotların basılmamasının enflasyonla mücadelede psikolojik bir sınır olarak görüldüğünü ancak fiili durumda piyasayı kilitlediğini belirten uzmanlar, para basım tüzüğünün güncellenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Finans sektörü temsilcileri de yeni kupürlerin tedavüle girmemesi halinde önümüzdeki dönemde ATM'lerdeki nakit çekim limitlerinin ve cihaz operasyonlarının çok daha büyük tıkanmalarla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor.




