Kadın cinayetleri raporu: Erkekler Haziran'da 30 kadını öldürdü
Kadın cinayetleri raporu: Erkekler Haziran'da 30 kadını öldürdü
İçeriği Görüntüle

Modern aile hukukunda eşlerin sadakat ve sevgi yükümlülüklerinin yanı sıra, ortak yaşamın getirdiği mali sorumlulukları omuzlama mecburiyeti de yargı kararlarıyla tahkim edilmeye devam ediyor. Toplumun en küçük yapı taşı olan aile kurumunun sürdürülebilirliği, tarafların ekonomik kaynaklarını ortak refah için seferber etmesiyle doğrudan ilişkili kabul ediliyor. Bu doğrultuda açılan karşılıklı bir boşanma davasında, evliliğin mali ortaklık ilkesini hiçe sayan eylemler ilk kez bu denli net bir biçimde ağır yaptırımların gerekçesi yapıldı. Ortak yaşam alanının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınan ve evin bütçesine katkı sunmayan eşlerin kusur durumu, hukuki açıdan yeni bir boyuta taşındı.

Davaya konu olan olaylarda, evlilik birliği içerisinde derin mali ve psikolojik krizler yaşayan çift, karşılıklı iddialarla adli makamlara başvurdu. Aile Mahkemesi nezdinde görülen ilk duruşmalarda, tarafların birbirlerine yönelik sergilediği olumsuz tutumlar incelendi. İlk derece mahkemesi, evliliğin sona ermesinde her iki tarafın da benzer derecede kusurlu eylemleri olduğunu iddia ederek yerel mahkeme tarafları eşit kusurlu bulmuştu tescilini yaptı. Bu karara istinaden tarafların boşanmasına hükmedilirken, ekonomik olarak sarsılan kadının talep ettiği tazminat istemleri bütünüyle geri çevrildi. Hak kaybına uğradığını düşünen davacı kadının itirazı üzerine dosya üst mahkemeye taşındı ancak Bölge Adliye Mahkemesi de bu hükmü hukuka uygun bularak başvuruyu esastan reddetti.

Yüksek mahkeme evlilik birliğinin ekonomik temelini sarsan kusurları sıraladı

Hukuk mücadelesinden vazgeçmeyen kadının temyiz başvurusu üzerine dosya, Türkiye'deki aile hukuku uyuşmazlıklarının nihai karar mercii olan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin gündemine geldi. Dosyadaki tüm delilleri, şahit beyanlarını ve ekonomik durum raporlarını titizlikle masaya yatıran Yüksek Mahkeme, alt derece mahkemelerinin adalet duygusunu zedeleyen kusur analizini kökten değiştirdi. Yapılan hukuki tespitte, bir erkeğin evine ve çocuklarına karşı sergilediği ekonomik duyarsızlığın, sadece basit bir geçimsizlik unsuru değil, evlilik sözleşmesine yönelik ağır bir ihlal olduğu tescillendi.

Yargılama metnine yansıyan gerekçelerde, aile birliğinin sarsılmasında zincirleme ihmaller zincirine dikkat çekildi. Yüksek Daire, erkeğin stabil bir istihdam modeline sahip olmamasını, mesai saatleri dışında kentsel yaşamda zamansız şekilde eve geç gelmesini ve en önemlisi kazancını hiçbir surette ortak harcamalara dahil etmemesini mercek altına aldı. Toplumsal ahlak ve ebeveynlik sorumluluğuyla bağdaşmayan pratikleri tek tek raporlayan Yargıtay erkeği ağır kusurlu saydı ve karar gerekçesinde şu ifadelere yer verdi: Erkeğin düzenli bir işinin bulunmaması, ev dışındaki vakitlerini aile hayatını aksatacak şekilde tanzim etmesi, aldığı maaşı aile bütçesine ayırmaması ve çocuklarının cebindeki paraları habersiz alması evlilik birliğini temelinden sarsan asli unsurlardır.

Kusur dengesini değiştiren karar tazminat kapısını açtı

Kararın en dikkat çekici hukuki argümanlarından birini ise kadın eşe yüklenen kusur payının derecelendirilmesi oluşturdu. Davalı erkek tarafından dosyaya sunulan iddialarda, kadının eşinin çalışma ortamına giderek mesai arkadaşları önünde onu küçük düşürücü ifadeler kullandığı ileri sürülmüştü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının bu fevri davranışını bir kusur olarak kabul etmekle birlikte, bu tepkinin eşinin uzun süreli ekonomik ve fiziksel şiddetine karşı gelişen bir reaksiyon olduğunu tescilledi. Dolayısıyla kadının az kusurlu, buna karşın eşine sürekli hakaret eden ve mali baskı uygulayan erkeğin ise tam anlamıyla ağır kusurlu olduğu tescil edildi.

Evlilik birliğinin sona ermesinde tarafların kusur oranlarının bu şekilde yeniden formüle edilmesi, yerel mahkemenin daha önce haksız yere reddettiği mali yaptırımları da zorunlu kıldı. Adli dengenin sağlanması adına kadına tazminat ödenmesi gerektiğine hükmedildi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararı bütünüyle ortadan kaldırıldı. Yüksek Mahkeme, yaşanan ağır travmalar ve ekonomik mağduriyetler göz önünde bulundurularak kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu emsal niteliğindeki bozma kararı, özellikle evlilik içinde kazandığı parayı şahsi lüksü için harcayıp ailesini darlıkta bırakan eşler için adli bir uyarı levhası niteliği kazandı. Dosya, Yargıtay'ın çizdiği hukuki çerçevede yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine geri gönderildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ