Özge Uyanık - Manisa’da üzüm üreticisinin emeğine 80 lira biçildi. Bir yıl boyunca bağında ter döken, mazotundan gübresine, ilacından işçiliğine kadar her kalemde artan maliyetlerin altında ezilen üretici, hasat zamanı bir kez daha eli boş bırakıldı. Kilosu 90-92 lirayı bulan üretim maliyetine karşı TARİŞ’in 80 liralık avans fiyatı açıklaması, üreticiyi daha üzümünü satamadan zarara mahkûm etti. Tarlada alın terinin karşılığı düşerken, serbest piyasada üzüm 65-70 liraya kadar geriledi. Üreticinin beklentisi ise en az 150 liraydı.

Manisalı üzüm üreticisi Enis Çanlı, açıklanan fiyatın üreticinin beklentisinin çok altında kaldığını belirterek, maliyetlerin geldiği noktaya dikkat çekti. Çanlı “Bu fiyatlar bizi tatmin etmiyor, maliyetler çok arttı. Haliyle beklentimiz en az geçen seneki fiyat olan 120 lira. TARİŞ'in verdiği fiyat ortalama bir fiyat. İleride üreticisine çok fazla üzüm de almıyor artık TARİŞ. İhtiyacı kadarını ortaklarından alıyor. Ondan sonra bir fark verecek onlara ama ne kadar verecek bilmiyorum. Toprak Mahsulleri Ofisi bir çeşit depoculuk yapıyor, alıyor ama işletmiyor. Dönüp yine işletmelere satacak. İşletmeler de ‘Bana bu fiyattan verirsen ben öyle alırım’ diyor. Bu üzüm fiyatları tabii son derece kötü” diye konuştu.

Çanlı, 52 bin lira masrafla başladığını belirterek şöyle devam etti:

“Bir dekar alandan ortalama 600 kilo civarında bir verim alıyorsunuz. Geçtiğimiz Aralık ayından itibaren başlıyor bağcılık. Budak yapılıyor. Bugüne kadar, üzümü depoma koyuncaya kadar bir dekar alanda 52 bin lira masrafım var. E bu 52 bin lira masrafa karşılık 600 kilo üzüm alıyorum. Şimdi ben bunu, diyelim ki 80 liradan sattım. Yani zarardayım.

İnanın maliyetler bu noktada. Şimdi tabii böyle olunca bir de şöyle bir şey var: Bizim Manisa'mızda bağların aşağı yukarı yüzde 35-37 civarındaki kısmı ortağa veriliyor. Yani ‘Ben artık çiftçiliği bırakıyorum. Bağımı size ortaklığa veriyorum. Yüzde 30'una, yüzde 25'ine size verdim. Siz işleyin, bana bu kadarlık hakkım olan üzümü verin’ deniliyor. Böyle bağlar da var. O insanlar çok fazla zarar edecekler.”

İzmir’de akaryakıta dev zam: Motorin 90 lirayı aşıyor, benzine de zam yolda
İzmir’de akaryakıta dev zam: Motorin 90 lirayı aşıyor, benzine de zam yolda
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 09 04 At 10.10.49

Emeğimiz masa başında belirlenmesin

Mazotundan gübresine, ilacından işçiliğine kadar her kalemde artan maliyetlerle boğuşan üzüm üreticisi zararına satışa mahkum edildi. Üretici Özkan K. “Bizim emeğimiz, alın terimiz bu kadar ucuz olamaz. Bir yıl boyunca bağın başında duruyoruz. Mazotunu, gübresini, ilacını, işçisini, elektriğini cebimizden karşılıyoruz. Bunca masrafın sonunda üzümün 80 liradan açıklanması, emeğimizi yok saymak. Bağa küstük artık. Üzümü 90 liraya satsak bile masrafımızı çıkaramayız. Böyle giderse üretici bağını sökmek zorunda kalacak, gençler de bu işi yapmayacak. 150 lira istiyoruz diye zengin olacağımızı sanmasınlar. Biz 150 lirayla ancak bir yıl boyunca verdiğimiz emeğin karşılığını alırız” diyerek TMO ve TARİŞ’e seslendi.

“TMO ve TARİŞ artık üreticiyi bekletmemeli. Fiyat belirlerken tüccarın ne vereceğine değil, üreticinin bu ürünü kaça mal ettiğine bakın. Bizim emeğimizin değeri masa başında belirlenmesin 2024’te üzüm 100 liraydı, 2025’te 120 liraya çıktı, bu yıl 80 liraya düştü. Peki bizim masrafımız düştü mü? Mazot ucuzladı mı, gübre ucuzladı mı, ilaç ucuzladı mı? İşçinin yevmiyesi mi düştü? Elektrik mi ucuzladı? Hiçbiri olmadı. Tam tersine her şeyin fiyatı arttı, bir tek üzümün fiyatı geriye gitti” diye konuştu.

Üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca çiftçinin cebini değil, geçimini üretime bağlayan herkesi etkilediğini belirten Orhan K. “Çiftçinin eline para girmezse köyde esnaf da iş yapamaz, nakliyeci de iş yapamaz, pazarcı da. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Ama şu anda bizim en büyük derdimiz neye, kaça satacağımızı bilememek. Hasat başladı, üzüm sergiye indi, borcun günü geldi. Ama TMO ne zaman alacak, kaça alacak, ne kadar ürün alacak belli değil. Üretici bu belirsizlik içinde tüccarın karşısında çaresiz bırakılmamalı.” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 09 04 At 10.10.26

Neredeyse yarı fiyatı açıklandı

TARIM-SEN Genel Başkanı Umut Kocagöz, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bu tablonun artık bir “yıkım” haline geldiğini belirterek, serbest piyasada 65-70 liraya kadar gerileyen fiyatlarla çiftçinin ayakta kalmasının mümkün olmadığını söyledi.

“Aslında üreticiler TMO'nun açıklamasını bekliyordu ama ilk açıklama TARİŞ'ten geldi. 80 lira olarak açıklandı. Tabii TARİŞ'in ne kadar ürün alacağı, bu ürünleri seçerken neye göre seçeceği de belirsiz. Çünkü üzümlerin numaraları vardır. O numaralara göre aslında bir fiyat verilir. Fakat tek bir fiyat açıklandı. Dolayısıyla bu da üzüm tipleri açısından bir belirsizliğe yol açmış durumda. Üreticilerin bu yılki maliyetinin en az 90-92 lira olduğu söyleniyor. Bu sadece maliyet. Bunun yanına insanca yaşama payı ve kâr payı konulduğunda üreticilerin beklentisi yaklaşık 150 liraydı. Dolayısıyla iyi bir fiyat açıklanmadı. Neredeyse yarı fiyat açıklanmış durumda. Şimdi üreticilerin gözü TMO'ya çevrilmiş durumda”.

Whatsapp Image 2026 09 04 At 10.10.40

Çiftçi de işçi de kaybediyor

Hasadın başlaması nedeniyle üreticinin açıklanacak fiyatı bekleme imkanının da kalmadığını ifade eden Kocagöz “Harman çoktan başladı. Üreticiler üzüm kesiyorlar, sergilere yayıyorlar. Dolayısıyla ürünlerini de teslim ediyorlar. Serbest piyasada 65-70 lira arasında ürünlerini teslim etmeye başladı üreticiler. Zaten dolayısıyla fiyat geç açıklanmış durumda ve düşük açıklanmış durumda. Bu, üreticiler açısından aslında bir yıkım anlamına geliyor. Sefalet ücretleri bunlar. Üreticinin üretmeye devam etmesi, ürettiği halde maliyetinin altında, zarar etme pahasına üretmesi isteniyor. Ama buradan büyük şirketler, büyük tekeller kazanır, sen kaybedersin anlamına geliyor. Üreticilere söylenen bu” sözleriyle değerlendirdi.

Üzümdeki düşük fiyatların tarım işçilerini de etkilediğini belirten Kocagöz, işçilerin ağır koşullarda düşük ücretlerle çalıştığını söyledi. Kocagöz, “Tarım işçilerinin ücretleri de çok düşük. Şöyle bir denge kurulmuş durumda: Tarım işçileri de çiftçinin durumunu görüyor. Dolayısıyla kendi düşük ücretlerinin yükseltilmesiyle ilgili bir çabaya da girişmiyor. Ama bu, geçinebilecek ücret aldıkları anlamına gelmiyor. Hem ciddi bir mesai yapıyorlar, ağır koşullarda çalışıyorlar hem de düşük ücretlere, sigortasız çalışıyorlar. Ama burada işçilerle küçük ölçekli çiftçiler arasında birbirini anlayan, gören bir dayanışma hali olduğunu söylemek mümkün. Çünkü ikisi de kaybediyor. Yani çiftçiler ve işçiler bugün üretim sürecinde kaybeden taraf. Yüksek paralar kazananlar ise şirketler ve holdingler” ifadelerini kullandı.

“Bu yılki zararlarını giderme şansı olmayanlar, önümüzdeki yıllarda çiftçiliğe devam etmeyecekler. Bu çok net. Bu şekilde üretim yapma şansları yok. Çünkü maliyeti karşılayamayanlar, yani öz sermayesini buraya yatıranlar, borçlananlar, borçlarını ödeyemeyecek olanlar ciddi bir yıkımla çıkar bu işten. Bütün ürünler açısından bu yıkım söz konusu. Mısır üreten de zarar ediyor, karpuz, kavun, incir, buğday, arpa üreten de zarar ediyor. “Bundan sonra üretime devam etmem, bağımı sökerim, başka bir şey de yapamam bu koşullarda.” Diyen, ne yapacağını bilmeyen, çaresizlik içerisinde bırakılmış bir üretici topluluğuyla karşı karşıyayız.”

Whatsapp Image 2026 09 04 At 10.11.08

Bize ‘Üretimden vazgeç’ diyorlar

Bir yanda yıllık emeğiyle ayakta kalmaya çalışan çiftçi, diğer yanda emeğinin karşılığını daha tarladan çıkmadan eriten bir fiyat politikası...

Salihli’de Çiftçi-Sen öncülüğünde bir araya gelen üzüm üreticileri, artan üretim maliyetleri ve açıklanan düşük avans fiyatlarına tepki gösterdi. Çiftçi-Sen Genel Sekreteri Bahri Öner, üreticilerin yıllardır borçlanarak üretmeye çalıştığını belirterek “Hangi ürünü üretirsek üretelim para kazanamıyoruz. Hatta daha çok borçlanıyoruz. Yeni bir umutla bir sonraki hasat dönemini bekliyor, yine borçlanıyoruz. Yıllardır bu kısır döngü devam edip duruyor. Maliyetlerimizin bu kadar çok artmasına rağmen TARİŞ’in geçmiş yıllara göre daha düşük avans fiyatı açıklaması uygulanan, küçük çiftçileri üretimden kopartan tarım politikalarına destek olması demektir. Üzüm üreticilerine ‘üretimden vazgeç, bağlarını sök, toprağını enerji şirketlerine, maden şirketlerine, gıda şirketlerine yok pahasına sat’ demektir. Çiftçileri kendi toprağında ırgat haline getirmektir. Böylelikle şirketlerin gıdayı kontrolü kolaylaşacak, yoksulların gıdaya erişimi zorlaşacaktır” dedi.

Muhabir: ÖZGE UYANIK