Bir kişi, bir nene, bir olgunun varlığını anlamak için bit çok aparat
ve ölçüm aletleri kullanılır. Metre, litre, küp, gauss, erk, kül gibi ölçüm aletleri bunlardan bazıları. Halkın büyük bir bölümü için “BARDAK” da bir ölçüm aletidir.
Çok terlediğinde, yorulduğunda bir bardak su, fenalaştığında, ilaç
içeceğinde, yemek tariflerinde, geometrik çizimlerde, yemek masalarında, kafelerde, evde, işte kısacası birçok alanda çeşitliboy ve renkte bardaklar halkın vazgeçemediği bir olgudur. Benzetmelere bile girmiştir. Halk ironi algısıyla 12 Eylül cuntasını bir sürahi dört bardak olarak tanımlamıştır.
Halkın bardak kelimesini en çok kullandığı alanlardan biri de olaylar karşısında pesimist yaklaşım içinde olanlara “Birde bardağın dolu tarafına bak” derler. Gelişen olaylar karşısında bugünlerde “Bardak dolumu boş mu” diye sorulduğunda “YOKLARLA DOLU” yanıtını verip şunları sıralıyorlar.
“Can güvenliği yok, adalet yok, adil gelir dağılımı yok, milli eğitim yok,
sağlıkta sıra çok bakım yok, ilaç yok, doğayı koruyan yok orman yangını-heyelan çok, iş yok işsizlik çok, liyakat yok partizanlık çok, sanatı, sporu koruyan yok, kadına hayat hakkı yok, suç çok suçlu yok, para yok geçim yok, üretim yok, siyaset yok. Yoklar bardağın tamamını kapsıyor. Onun için var olabilecek hiçbir şey yok.”
Nihilist bir yaklaşımla yönetilen ülkelerde “Ne oluyor?” sorusuna
“HİÇ” yanıtı verilerek halkın “YOKLARI“ görmesini engelleme politikası izleniyor.
Bardak önemlidir. Taşarsa ne olacağı belli olmaz.