SEMİ TEKTAŞ/Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanlığı Danışma Kurulu toplantısı ile parti örgütü, STK ve dernekler ile bir araya geldi. Konak Selahattin Alçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir Milletvekilleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Gümüştekin, CHP’li ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, il ana kademe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları, eski milletvekilleri ve çok sayıda partili katıldı.

“Şantajlar ile mücadele ediyoruz”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Türkiye’deki tüm CHP’li belediyeler partinin desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Bariz bir şekilde baskılara, şantajlarla mücadele ediyoruz. Bundan rahatsız değiliz. Böyle zor dönemlerde bu görevlerin yapılması önem kazanıyor. Bizim büyük resimde Türkiye’ye, İzmir’e baktığımız zaman neyi gördüğümüzü kendi aramızda da birbirimize hatırlatmalıyız. Kamuoyunda da sürekli dillendiriliyor. Aynı cümlelerle tekrar söylenince etkisini yitiriyor gibi görünüyor. O nedenle halkımıza da STK’lara, odalara bir şeyi tekrar tekrar söylemek gerekiyor. Türkiye iyi durumda mı? Basit bir soru. Bakmaya ve düşünmeye çalışalım. Bir ülkenin iyi durumda olması her şeyden önce insanlarına baktığınız zaman onları mutlu görürsünüz. Babamın himayesi altında olduğum hayatım boyunca bir memur maaşıyla ne kadar zorluk çektiğimizi hatırlıyorum. Sabit gelirli, sabit ücret karşılığı evini geçindiren insanların nasıl hesaplar yaptığını iyi biliyorum. Kendim de 15 yıl memurluk yaptım. 10 yıllık dönemde memur maaşı ile geçindim. Ne kadar zor olduğunu biliyorum. Sabit gelirle çalışan insanlar kazandıklarını evin ihtiyacını karşılamak için yakacak, elektrik, su gibi faturalarını ödemek için, eğitim ihtiyaçları için kullanırlar. Artarsa da onunla tatil yapmaya çalışırlar. Eskiden ev ve araba alma hayalleri kurabiliyordunuz. Kooperatifler gerçek kooperatiflerdi. Şu an kooperatiflerin yetkileri alındı. O zamanlar devlet kooperatiflere uygun şartlarda kredi veriyordu, vergiden muaf oldukları için ev alabiliyorlardı. Babamda bir kooperatif üzerinden ev sahibi olabilmişti. Şimdi o yolda kapalı. Bir memurun ev alma hayali kurması bile imkânsız” dedi.

“CHP iş adamlarına düşman gibi gösterildi”

Çiftçilerin yaşadıkları zor durumları anlatan Başkan Tugay, “Esnafı ve çiftçileri de kötü durumda olan vatandaş kervanına katalım. İzmir tarımda en fazla üretim yapan ikinci şehirdir. Çiftçinin yaşadığı sorunları anlamak istiyorsanız Küçük Menderes’e, Bakırçay’a bakacaksınız. Aziz Başkanımız burada, çok kıymetlidir. Onun tarımsal kalkınmaya verdiği önemi tüm Türkiye bilir. Onun açtığı yolda çalışmaya devam ediyoruz. Hiçbir evrede hükümet çiftçinin yanında yok. Mandalinalar toplanamadı, üzüm don yedi. İnsanlar yaptıkları işi seviyor ama gel gör ki, onlara söylenen her şey ya durumu bütünüyle görmeyen destekler. Gerçek anlamda tarımsal kalkınmayı hedefleyen ve planlamayı öngören, üreticiyi destekleyen tarım yönetimi yok. Memuru, esnafı, çiftçiyi yanına koyduk. Sanayici maliyetler sebebiyle yatırım yapamıyor. Kapanan fabrikaların ve açılanların sayısını karşılaştıralım. Kapananlar 10 katıdır. Bu ülke nasıl kalkınacak? Kimseyi zengin edelim demiyorum. Bu ülkede yatırım yapmak isteyen insanlara yardımcı olmalıyız. Refahı sağlayacak her adım yanında olduğumuz adım olmalı. Biz kimsenin rant üzerinden, devletin sisteminden beslenerek zenginleşmesini doğru bulmayız. Bu bizim genetiğimize aykırı. CHP hiçbir zaman böyle bir parti olmadı ve olamaz. Biz insanları zenginleştiren bir parti de-iliz, olmayacağız. Yatırımın karşılığını kazanan insanlar bizim için kötü değil değerli insanlardır. Ödedikleri vergi ve sağladıkları istihdamla önümüzü açacaklar. Sanayicinin yanında olmalıyız. CHP uzun zaman iş insanlarının düşmanı gibi gösterildi. Hiçbir zaman olmadık. Göğsümüzü gere gere söyleyelim. Bu ülkeyi seven, dürüst iş yapan sanayicilerin yanındayız. Sanayicisi, iş insanları yatırım açısından zor durumda olan başka bir kitle. Neden böyle derseniz enflasyon, faiz, tüm girdilerin yüksek olması” diye konuştu.

İzmir'den depremzede çocuklara temiz su hamlesi!
İzmir'den depremzede çocuklara temiz su hamlesi!
İçeriği Görüntüle

“AKP’nin partizanları mı kurtaracak?”

Gençlerin yaşadıklarını anlatan Tugay, “İşsiz insanlara gelelim. İşsiz insanların içinde olduğu durumu nasıl anlatalım? Türkiye’de işsizlerin oranı yüzde 30. Her 3 insandan biri işsiz. İnanılmaz kötü durumdalar. Onları destekleyen ve temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir yol yok. 5 sene içinde ülke düzelecek diye bir umut da yok. Öğrencilere bakalım. Hepinizin çocuğu var. Hangisi bu ülkeden umutlu olduğunu söylüyor? Türkiye’nin beka sorunu budur. Gençlerin gitmesi demek bizim kaybetmemiz demek. AKP’nin partizanlarıyla mı ülkeyi kurtaracağız? Çocuklarımız perişan durumdalar. Devletin okullarında her geçen yıl eğitim kalitesi düşüyor. O okullarda ders değil başka şey yapılıyor. Perişan olan bir sürü pırıl pırıl gencimiz var. Onlar kendine çıkış yolu arıyor. Özel okulları desteklediler. Devlet okullarında, bunlardan bir şey olmaz anlayışı ile gittikçe değersizleştirilen Milli Eğitim var. Köy okullarını kapatmaları kasıtlı ve bilinçli bir hareket. Ben köylerde harabe olan okulları görünce içim kan ağlıyor. O çocuklar başka ilçeye gidip okumaya çalışıyor. Kırsaldaki çocuklara devlet, ‘siz okumayın’ diyor. O çocukların ne günahın var. Bir taraftan kapatılan köy okulları diğer taraftan eğitimin bittiği devlet okulları. Buyurun size gençlere vaat edilen gelecek. Atatürk eğitime çok önem veriyordu” dedi.

“Yönetemiyorlar, sadece idare ediyorlar”

Tugay, “Ülkemiz ve halkımız perişan durumda. Herkes durumu idare ediyor. Ekonomi o kadar kırılgan ki en ufak bir durumda en fazla zarar gören ülkelerden biriyiz. Gıda enflasyonunda en yüksek olduğu bölgeyiz. Kesinlikle yönetemiyorlar, sadece idare ediyorlar. Her kararın altında en yüksek makamdaki kişinin imzası gerekiyor. Nasıl olurda 1 kişi doğru karar verebilir? Ondan onay aşmadan hiçbir şey olmuyor. Bu kadar tuhaf bir sistem. Biz neden rozet takmıyoruz? Çünkü bulunduğumuz konum kimseyi partisine, inancına göre ayırarak onlara hizmet götüreceğimiz kurum değil. Herkese adaletli olmak zorundayız. Kurumları partizanlaştıramayız. Koca devlet yargısının ve denetim kurumlarının, adaleti sağlaması gereken kurumları partizanlaştırmayı doğru bulabilir miyiz? Biz iktidara geldiğimizde bunların yaptığını yapacağız der miyiz? Bunun doğru olma ihtimali var mı?” diye konuştu.

“Şehir Hastaneleri en büyük kazık!”

Şehir Hastaneleri üzerinden iktidara yüklenen Tugay, “Sağlık İzmir’de yerlerde sürünüyor. Kırsalda doktor yok. Şehir Hastanesi açtık diye övünüyorlar. Şehir Hastaneleri bu ülkeye atılmış en büyük kazıklardan biridir. Aynı otoyolları ve köprüler gibi. O hastaneleri siz yapmadınız bir müteahhide yaptırdınız. Tüm CHP’li kardeşlerimden rica ediyorum. İnsanlara anlatın. Şehir Hastanesini devlet yapmadı. Şehir Hastanesine 25 yıl kira ödeyecekler. Biz iktidara gelince kira ödeyeceğiz, kira. 2,5 yıldır kira bedeli hastanenin maliyetini karşılıyor. 25 yıl kira ödeme garantisi veriyorsunuz. Arazi zaten devletin. Bozyaka Hastanesi boşuna kapanmadı. İnsanları zorla Şehir Hastanesi’ne gönderiyorlar. Yüzde 70 doluluk garantisi verdiler. O hastanenin röntgenini o müteahhit yapıyor. Yemek hizmetini, güvenliğini, temizliğini o müteahhit sağlıyor. Bundan daha büyük kazık atılır mı? Bir çocuk doğacak ve 25 yaşına gelene kadar hak ettiği paradan bunlara veriyorsunuz. O kadar vergi topluyorsunuz neden hastane yapacak paranız yok? Bu ülkeye hastane yapamayacaksanız siz ne işe yararsınız?” dedi.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ