Basmaneye adını veren 300 yıllık miras geri geliyor

Bugün günübirlik otelleri, yüzyıllık hanları, göçün ve yoksulluğun izlerini taşıyan sokaklarıyla bilinen Basmane, bir zamanlar Avrupa saraylarına kadar uzanan kumaşların üretildiği basmahanelere ev sahipliği yapıyordu. Yaklaşık üç asır sonra aynı miras, bu kez kadınlar için yeni bir üretim ve istihdam alanına dönüşmeye hazırlanıyor.

Whatsapp Image 2026 08 05 At 14.36.58

Kente damga vurmuş ve zamanla kaybolan değerleri yeniden ayağa kaldırmak için çalıştıklarını belirten Tugay, "Kente damga vurmuş kaybolan tüm değerleri yeniden yaşatabilmek için elimizden gelen bütün imkânları seferber ediyoruz. Bu tarihi semti gezerken büyük keyif alıyorum. Semte adını veren atölyeyi gezerken büyük heyecan duydum. İzmir'e yakışan geleneksel bir proje olacak" dedi. Başkan Tugay'a gezi boyunca eşlik eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı Kültürel Mirasın Yönetimi ve Tanıtımı Şube Müdürü Ayşegül Güngören, semte adını veren basmacılık geleneğinin 1740'lı yıllara uzanan hikâyesini anlattı.

Whatsapp Image 2026 08 05 At 14.36.26

1740'ta başlayan yolculuk

Güngören, Osmanlı döneminde aile işletmeleriyle başlayan üretimin zamanla lonca sistemi içinde geliştiğini, dönemin fermanlarıyla korunan basmahanelerin yazma, çember ve ince basma kumaş üretiminde önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Tarihi belgelerde 1740 yılında kurulan basmahanenin uzun yıllar İzmir'in en önemli üretim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini aktaran Güngören, Basmane adının da bu üretim kültüründen geldiğini ifade etti.

24338B2B 3387 4907 8344 C2536D886Eed

İzmir Kırmızısı Avrupa vitrinlerindeydi

Basmahanelerde üretilen yazmalar, çemberler ve ince basma kumaşlar yalnızca Osmanlı topraklarında değil, Avrupa'da da büyük ilgi gördü. Ayşegül Güngören, Basmane'nin yalnızca bir üretim merkezi olmadığını, geliştirdiği özgün desenler ve "İzmir Kırmızısı" olarak bilinen özel boya tekniği sayesinde Avrupa'da ün kazanan önemli bir tekstil merkezi haline geldiğini söyledi.
Güngören, araştırmalar sırasında Osmanlı belgelerinde adı geçen "ince basma" kumaşlarının izini sürdüklerini belirterek, Paris başta olmak üzere Avrupa'daki müze ve arşivlerde İzmir'de üretilen kumaşlara ulaştıklarını söyledi. 1829 yılına ait Paris moda gravürlerinde "Smyrna (İzmir) kumaşı"ndan dikilen kıyafetlerin yer aldığını belirten Güngören, özellikle "İzmir Kırmızısı" ya da "Türk Kırmızısı" olarak bilinen doğal boya tekniğiyle üretilen kumaşların Avrupa'da büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Avrupa müzelerinde bulunan baskı kalıpları ile İzmir'de korunan özgün kalıpların büyük benzerlik taşıdığını da sözlerine ekledi.

Özgürlüğe yüzdüler
Özgürlüğe yüzdüler
İçeriği Görüntüle

Kaybolan zanaat yeniden hayat bulacak

Güngören, koybolan basma zanatının bu projeyle yeniden hayat bulacağını belirterek''Yaklaşık iki yüzyıl boyunca İzmir ekonomisinin önemli üretim alanlarından biri olan basmacılık, Endüstri Devrimi'nin ardından makineleşen tekstil sanayisi karşısında yavaş yavaş yok oldu.
Basmane de üretim merkezi olma özelliğini kaybetti. Geriye ise semtin adına dönüşen büyük bir miras kaldı. İşte şimdi o miras yeniden ayağa kaldırılıyor... Yeniden kurulacak atölyede yalnızca geçmiş yaşatılmayacak. Bölgede yaşayan kadınlara geleneksel baskı teknikleri öğretilecek, üretilen ürünlerin ekonomik değere dönüşmesi sağlanacak. Böylece yaklaşık üç asır önce Basmane'ye adını veren üretim kültürü, bu kez kadın emeğiyle yeniden hayat bulacak''dedi
Güngören, Basmane'nin yalnızca eski bir üretim alanı olmadığını, doğal boya, ahşap oyma, tekstil ve baskı sanatını bir araya getiren çok katmanlı bir kültürel miras olduğunu, yeniden hayat bulan basmacılık geleneğinin yalnızca geçmişi yaşatmayacağını, Basmane'nin kültürel hafızasını korurken kadınların üretime katılmasıyla bölgenin sosyal ve ekonomik yaşamına da katkı sunacağını ifade etti.

Muhabir: İNCİ ONGUN