İzmir’de yıllardır tartışma konusu olan Basmane Çukuru’na ilişkin yeni bir açıklama geldi. Kültürpark Platformu, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) arasında imzalanan protokole tepki göstererek belediye yönetimini “tarihsel sorumluluğunu yerine getirmeye” çağırdı.
Platform tarafından yapılan açıklamada, alanın geçmişte Ermeni Hastanesi, Otobüs Terminali ve ESHOT Otobüs Garajı olarak kamusal işlev gördüğü hatırlatıldı. Açıklamada, Basmane arazisinin tarihi Agora manzarasına, Kültürpark ve Kemeraltı Çarşısı’na komşu konumuna dikkat çekilerek, bölgenin ulaşım ve altyapı sorunlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, belediye ile TMSF arasında imzalanan protokolün içeriğine ilişkin şu ifadelere yer verildi:

Foça’da sağanak hayatı vurdu: Dereler taştı, deniz kahverengiye döndü
Foça’da sağanak hayatı vurdu: Dereler taştı, deniz kahverengiye döndü
İçeriği Görüntüle

Basmane Çukuru olarak bilinen Basmane arazisi bir dönemin Ermeni Hastanesi, bir dönemin Otobüs Terminali ve ESHOT Otobüs Garajı gibi hep kamusal alan olarak kullanıldı. Uzun yıllar çukur halinde kalan, geçtiğimiz yıllarda üzeri doldurulan Basmane Arazisi; tarihi Agora manzarasına eşlik eden, Kültürpark ve Kemeraltı çarşısını çevreleyen bir konuma sahiptir. Kentin merkezinde ulaşım ve altyapı gibi sorunların yaşandığı bir bölgededir. Yıllardır, farklı kişi ya da kurumlar tarafından açılan davalar birbirini takip etmiş, son durum itibari ile 2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmış olan ve halen süren davanın bilirkişi raporunda arazinin tapusunun belediyeye ait olması gerektiği belirtilmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin, Başkan Cemil Tugay’a verdiği yetkiyle TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) ile bir protokol imzalanmıştır. Bu kötü niyet protokolü ile arazinin %70’lik kısmı TMSF’ye devredilecek, kalan %30’luk kısmına da kültürel alanın inşa edileceği sözü verilmiştir. Bahse konu protokol ile Basmane arazisi pazarlık konusu edilmiş ve TMSF’ye 21 dönüm arazide, 84 metre yükseklikte yapı hakkı tanınmıştır.

KENTİN ORTASINA, KAMUSAL ALANA İNŞA EDİLECEK BİR GÖKDELEN İSTEMİYORUZ!

Basmane Arazisi her ne kadar bu “iyi niyet” protokolünün altına imzasını atanlar için “parsel” olarak görülse de bu arazi kamusal bir alandır. Kamusal alanların; kapalı kapılar ardında, bir takım borçlara karşılık, halkı değil sermayeyi gözeterek “hediye edilmesi” kent suçudur. Bu kent suçuna ortak olan, onay veren herkesi bu tarihsel hatadan dönmeye çağırıyoruz. Halkın oyu ile seçilerek yönetimlere gelen kişilerin kamusal alanları protokollerle sermayeye peşkeş çekme hakkı yoktur.


Araziye yönelik verilen 84 mt yapı izninin Basmane Meydanı çevresi açısından bir başlangıç olarak görüldüğünün farkındayız. Bu emsal karar ile bölgenin gökdelen, rezidans, AVM gibi beton yığınlarına çevrilmek istendiğinin, sermayenin karına kar katılmak istendiğini görüyoruz. Bu protokol ile kentin merkezinde oluşacak yoğun yapılaşmanın mevcut altyapı ve ulaşım sistemi üzerinde yaratacağı ağır yük, hava kalitesinde oluşacak bozulma ile tarihsel ve doğal sit alanı olan bölgede oluşacak siluet değişikliğinin sonuçları hiç düşünülmemektedir. Protokolün işletilmesi başta Basmane Arazisi, ardından Basmane bölgesinin, sonra da kentimizin kültüründen tarihine, esnafından yaşamına top yekûn bir saldırıdır. Kadınlar, çocuklar, engelliler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimler için yaşanabilir kentler istenirken, rant ve talan ile beton yığınlarının içerisine hapsedilmiş yaşamlara mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz.
Belediye tarafından kamuoyunu tatmin edici bilgilendirmelerin yapılmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu, gecikmiş de olsa şeffaflığın sağlanması gerektiğini alınan yanlış karardan hemen geri dönülmesini, hukuki süreç İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine ilerlerken hiçbir yetkinin bu protokol biçiminde kullanılmamasını bir kez daha söylüyoruz.

Kaynak: BÜLTEN