SEMİ TEKTAŞ/Bayraklı Belediyesi mart ayı olağan meclis toplantısı birinci birleşimi Başkan İrfan Önal idaresinde gerçekleşti. Meclis’te Bayraklı’daki deprem konutları tekrar gündeme geldi. AK Partili Meclis Üyesi Koç’un “Deprem gerçeği ortadayken neden hâlâ somut ve kalıcı çözümler üretilmiyor?” sorusuna CHP’li Avcı, “Deprem vergilerini kim topluyor? Merkezi hükümet. Kentsel dönüşüm yasasını kim çıkardı? Merkezi hükümet. Riskli alan kararını kim veriyor? Merkezi hükümet” diye tepki gösterdi.
Spora 2 milyon TL'lik destek
Bayraklı’da amatör spor kulüplere ve belediyenin spor kulübüne 2 milyonluk destek meclisten oy birliği ile geçti. İlgili önerge şu şekilde;
“Spor İşleri Müdürlüğü tarafından 5393 sayılı belediye kanununun 14. Maddesi b bendi uyarınca bütçede ödeneği bulunan 2.000.000,00 TL'nin ilçemizde bulunan Amatör Spor Kulüpleri ve Belediyemiz Spor Kulübüne nakdi yardım olarak verilmesinin kabulüne ilişkin "Plan ve Bütçe", "Hukuk", "Çocuk, Gençlik, Eğitim, Spor" Komisyonları (oy birliği) ortak raporu.”
Halk Konut tartışması
AK Partili Meclis Üyesi Aydın Koç, dilek ve temenniler bölümünde deprem konusunu gündeme getirdi. Koç, “Halkımızın beklentilerini, korkularını ve taleplerini dile getirmek için bu kürsüdeyim. Bu hafta, Yeşil Hafta ve Deprem Haftası’nı birlikte yaşıyoruz. Bağımlılıkla mücadele önemlidir. Ama Bayraklı’da halkın en büyük bağımlılığı artık korkudur. Deprem korkusu. İnsanlarımız her gün bu korkuyla yaşamaktadır. İzmir depreminde en ağır yarayı alan Bayraklı’dır. Hükümetimiz TOKİ aracılığıyla konutlar yapmış ve depremzedelere teslim etmiştir. Bu bir adımdır ama yeterli değildir. Çünkü Bayraklı’nın tamamı hâlâ risk altındadır. Biz muhalefet olarak şunu açıkça söylüyoruz: Deprem sadece bina yapmakla aşılmaz. Kentsel dönüşümün planlı, adil ve şeffaf yürütülmesi gerekir. Buradan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve size sesleniyorum. Halk Konutları Projesi Bayraklı için umut olmuştur. Ama bu umut hâlâ tamamlanamamıştır. Hâlâ yarım kalmıştır. Özellikle uzun dönemde yarım kalan halk konutları yüzünden depremzedeler mağdur edilmiştir. Bayraklı halkı yıllardır bekliyor. Ama ortada ciddi bir belirsizlik var. Halk konutları bitmediği sürece Bayraklı halkı güvenli bir geleceğe kavuşmaz. Büyükşehir ve Bayraklı Belediyesi bu konuda daha cesur, daha kararlı ve daha hızlı adımlar atmalıdır. Bayraklı halkı artık sabır değil, çözüm istiyor. Biz muhalefet olarak burada halkın sesi olmak zorundayız. Hükümetin yaptıklarını görmezden gelmeyeceğiz. Ama Büyükşehir’in ve Bayraklı Belediyesi’nin yapmadıklarını da görmezden gelmeyeceğiz. Bayraklı halkı ne ilçe belediyesinin ne de Büyükşehir Belediyesi meclislerinin kurbanı olamaz. Buradan açıkça soruyorum: Halk konutları ve kooperatifler neden hâlâ tamamlanmadı? Bayraklı halkı neden yıllardır bekletiliyor? Deprem gerçeği ortadayken neden hâlâ somut ve kalıcı çözümler üretilmiyor? Biz bu soruların cevabını istiyoruz. Bayraklı ve İzmir bu soruların cevabını istiyor. Bu meclis halkın iradesini temsil ediyorsa bu soruların cevabını vermek zorundadır” dedi.
CHP’den tepki
CHP Meclis Üyesi Özlem Avcı ise Koç’un açıklamasına tepki göstererek, “Şunu hatırlatayım ki kentsel dönüşüm bir belediye keyfiyeti değil, devlet politikasıdır. Depremle mücadele ulusal güvenlik meselesidir. Deprem vergilerini kim topluyor? Merkezi hükümet. Kentsel dönüşüm yasasını kim çıkardı? Merkezi hükümet. Riskli alan kararını kim veriyor? Merkezi hükümet. Şimdi ben kendisine sormak isterim, Sayın Başkanım: Madem tüm yetkiler kendilerindeyken, madem finansman kaynakları sizdeyken, madem imar düzenlemeleri onlardayken neden sorumluluğu bizlere atıyorlar? Belediyeler plan yapar, uygulamayı yürütür; ama finansman modeli kurmak, düşük faizli kredi sağlamak, vatandaşı desteklemek merkezi idarenin görevidir. Deprem olmuş bir şehirden bahsediyoruz. On binlerce konutumuz, evet, risk altında. “Belediye yapsın” demek sorumluluktan kaçmak demektir. Eğer mesele gerçekten depremse gelin İzmir için özel bir dönüşüm fonu kurun. Gelir paylaşım modeli getirin. Uygun faizli kredi sağlayın. Merkezi bütçeden pay ayırın. Ama yapmayıp çıkıp belediyeyi işaret etmek siyasi kolaycılıktır, bence. AKP temsilcilerine açık çağrımdır benim: Deprem siyasetin konusu değildir. Deprem sorumluluktur. İzmir’in güvenliği üzerinden top çevirmeyin. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerimize düşeni yapıyoruz; ama merkezi hükümet de görevinden kaçamaz. İzmir’in can güvenliği siyasi polemik konusu yapılamaz” şeklinde konuştu.
Önal: Zemini etkileyecek bir çalışma yok
Meclis’te yapılan eleştirilere cevap veren Başkan Önal, kentteki moloz tartışmaları hakkında, “Cumartesi pazar yerinde, biliyorsunuz, oraya değil de onun yakınlarına molozlar dökülüyor meclisten. Sevgi Yolu’nu hızlandırmak üzere oradan çıkan atıkları, molozları oraya döküyoruz. Orada zaten herhangi bir kazı çalışması ya da zemini etkileyecek bir çalışma yapılmıyor. Orası birinci derece arkeolojik sit alanı. Pazarın da orada olmasıyla ilgili geçen mecliste arkadaşlarımız dile getirdiler. Soran vatandaşlarımıza da söyleyebilirsiniz; orası korsan pazar. O pazarın orada kurulması doğru değil. Doğal olarak pazarcıların şikâyeti ve bizden talepleri var; orada yağmurdan ya da çamurdan korunabilecekleri bir alan istiyorlar. Ancak zemine inmeyi gerektirecek işlemleri biz yapamayız. Şunu da söyleyeyim: O arkeolojik alanlarda herhangi bir zarar verilmesi ya da kazı yapılması kişiyi ağır cezada yargılanma durumuyla karşı karşıya bırakır. Çok ağır cezaları var. Pazar için bir çalışma yok diye biliyorum ama arkadaşlar bir daha baksınlar. Cumartesi günü zaten pazar kuruluyor. Arkadaşlar kontrol etsinler. Sevgi Yolu’nun bitirilmesiyle ilgili, Büyükşehir’in İZSU’nun çalışmaları neticesinde bu ay sonunu bulmayı vaat etmişlerdi. Taahhütleri bu yöndeydi. Umuyorum burada ayrıca bir uzama olmaz. Uzamanın temel sebebi de şudur; herkesin bilmesinde fayda var. Maalesef Türkiye’de altyapı çalışmaları çoğu zaman tek bir kuruma bağlı, planlı ve eşgüdümlü yürümüyor. Bir kurum gelip kazıyor, eğer İZSU hattı varsa diğer tarafı kazılıyor. İzmirgaz geliyor, boş bulduğu bir alandan ayrı bir hat çekiyor. Telekom da aynı şekilde. Bu nedenle bunların deplase edilmesi çok zaman alıyor. Her kazıdan sonra İzmirgaz çağrılıyor ya da kendileri geliyor. Hatlarının yer değiştirmesi bekleniyor. Bu yüzden fazlasıyla uzadı. Umarım daha fazla uzamaz. Bayraklı uzun zamandır o cazibe merkezi olan Sevgi Yolu’nun altyapısından başlanarak tüm çalışmaların tamamlanmasını özlemle bekliyor” diye konuştu.
“Halk Konut ayrı bir konu”
Halk Konut projesinin Bayraklı’da olmadığını ifade eden Önal, “Uzundere ile ilgili olarak; Halk Konut ayrı bir konu, kooperatifler ayrı bir konu. Uzundere Bayraklı’nın bir mahallesi değil, başka bir ilçenin sınırlarında kalıyor. Ancak Halk Konutlarla ilgili arkadaşlarımız detaylı anlatırlar. Yaklaşık 20 civarında Halk Konut kurulmuş ve bunlar başlatılmış durumda. Halk Konut’taki temel mantık, teknik personelimizle vatandaşa yol gösterici olmak. Bunun karşılığında da yüzde 1 müşavirlik hizmet bedeli alıyoruz. Vatandaş bir araya gelerek kendi sürecini kendi yönetiyor, parasını kendisi veriyor, müteahhitini kendi belirliyor. Biz sadece teknik ve idari şartnamelerle sürecin güvenli ilerlemesini sağlıyoruz. Bir binada ortalama 30 hane olduğunu düşünelim. Bu 30 hanedeki herkes inşaat mühendisi olmak zorunda değil. Olsa bile herkes gidip inşaatı düzenli takip etmek durumunda değil. Bu süreçleri Baybel şirketimiz yürütüyor. Baybel’de 13 mühendis ve mimar bu hizmeti veriyor. Ayrıca belediyemizin teknik birimlerindeki arkadaşlarımız da süreci denetliyor. Bunu sadece Halk Konut noktasında yapmıyoruz. 2020 depreminden sonra Bayraklı adeta bir şantiye alanına döndü. Her yerde ağır tonajlı araçlar çalıştığı için asfaltlarımız, kilit parke taşlarımız, kaldırımlarımız zarar görüyor. Bu inşaatlardan belediyemiz bir kuruş pay almıyor. Harç gelirleri dışında bir katkı yok. Buna rağmen altyapıyı da bozulan üstyapıyı da biz yeniliyoruz” şeklinde konuştu.
“Popülizm satmıyorum”
Önal, “Ancak buna rağmen vatandaşlarımızın can güvenliği söz konusu olduğu için dönüşümü teşvik ediyoruz. Yeter ki dönüşsünler; altyapı, yol, kaldırım yükünü biz üstleniyoruz. Kentsel dönüşümü teşvik ediyorum ve anlatmaya devam ediyorum. Ama insanlara popülizm satmıyorum. Şunu söylüyorum: Cebinde paran yoksa, riskli olduğunu bildiğin evde yaşamak zorunda kalırsın. Bayraklı’da kolon kesilmiş, riskli binlerce ev var. Bu insanlar keyiflerinden o evlerde yaşamıyor; paraları olmadığı için çıkamıyorlar, dönüştüremiyorlar. Enflasyonun ve inşaat maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu bir süreçte özel destek mekanizmaları olmazsa dönüşüm gerçekleşmez. Belediyenin rolü düşük faizli kredi bulmak ya da finansman sağlamak değil. Belediyenin görevi, mevzuatın el verdiği ölçüde maksimum yoğunluk ve inşaat hakkı vererek vatandaşın önünü açmaktır. Göreve geldiğimizden beri bunun çabasındayız. Mansuroğlu’nda yaklaşık 60 hektarlık alanda bunu yaptık. Adalet Mahallesi 84 hektar, yani 840 dönüm. Planlar mahkeme süreçlerinden geçti; bir kısmı iptal edildi, iptal edilen yerlerde iyileştirmeler yapıldı. Toplamda Bayraklı’da yaklaşık 2 bin dönüme yakın alan yeniden planlandı ve maksimum inşaat hakkı verildi” ifadelerini kullandı.
Ramazan yardımları
Ramazan Ayında yardımları artırmaları gerektiğini ifade eden Önal, “Ramazan ayındayız; sosyal yardım çalışmalarımızı artırmamız gerekiyor. Eksik kaldığımız yer varsa destekleri artırmaya çalışıyoruz. Ancak bir kentte sadece kamu eliyle değil, Bayraklı’da yaşayan, burada kazanan iş insanlarının da dayanışmaya katılması gerekir. İster zekât deyin ister hayır; dezavantajlı mahalleleri olan bir ilçede herkesin daha duyarlı olmasını bekliyorum” dedi.





