Türkiye’de organ nakli denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Prof. Dr. Mehmet Haberal, bundan yaklaşık yarım asır önce attığı adımla yalnızca tıpta değil, insan hayatında da yeni bir sayfa açtı. O gün atılan tohum, bugün binlerce hastanın yaşamına uzanan güçlü bir çınara dönüştü. Artık organ nakli, sadece bir tedavi yöntemi değil; karanlığın içinden süzülen bir umut ışığı, yeni bir başlangıç, ikinci bir hayat demek.
Türkiye, bugün organ naklinde lider ülkeler arasında gösteriliyor. Sadece kendi vatandaşlarına değil, dünyanın dört bir yanından gelen hastalara da şifa kapısı aralıyor. Bu başarı hikâyesinin merkezlerinden biri ise Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi. Hastanenin transplantasyon servisinde yaşananlar, tıbbın soğuk koridorlarını aşan, insanın içine dokunan gerçek yaşam öykülerine dönüşüyor.
21 aylık Gökçe Hüma’nın hayata tutunuşu
Henüz 21 aylık olan Gökçe Hüma Toklu, yaşamının en kritik günlerini 10 Şubat Salı günü yaşadı. Minik bedeninin taşıyamadığı hastalığa karşı tek umut karaciğer nakliydi. Ve o umut, babasının bağışladığı karaciğerle gerçeğe dönüştü.
Ameliyathanenin kapıları kapandığında, sadece bir cerrahi operasyon başlamadı; bir babanın evladı için verdiği en büyük mücadele başladı. Saatler süren operasyonun ardından Gökçe Hüma, yeni karaciğeriyle gözlerini yeniden hayata açtı. O gün, sadece bir çocuk değil; bir aile de yeniden nefes aldı.
Doktorların ifadesiyle operasyon başarıyla tamamlandı. Minik Gökçe’nin yoğun bakım süreci yakından izlenirken, ailesinin gözlerindeki umut, transplantasyon servisinin duvarlarına yansıdı.
Üç yaşında ikinci şans
Hayat bazen çok erken yaşta ağır sınavlar çıkarıyor. Henüz 3 yaşındaki Ayşe Aymira Mermer de o sınavlardan birini verdi. Küçücük bedeni, böbrek yetmezliğiyle mücadele ediyordu. Çözüm ise yine aile içinden geldi.

11 Şubat Çarşamba günü gerçekleştirilen böbrek nakli, annesinin verdiği organla hayat buldu. Bir annenin evladı için verebileceği en büyük armağan, bu kez ameliyat masasında somutlaştı. Ayşe Aymira’nın ameliyat sonrası ilk tepkileri, sağlık ekibinin yüzünü güldürdü.
Uzmanlara göre, çocuk yaşta yapılan başarılı organ nakilleri, hastaların uzun ve kaliteli bir yaşam sürme şansını artırıyor. Ayşe Aymira da artık yaşıtları gibi koşup oynayabileceği günlere doğru ilerliyor.

11 aylık Balamir’in kontrol günü
Transplantasyon servisinde bir başka umut hikâyesi daha vardı. Henüz 11 aylıkken annesinden alınan karaciğerle 20 Ocak’ta sağlığına kavuşan Balamir Karademir, bu kez kontrol için hastanedeydi. Minik Balamir’in kontrolleri olumlu seyrederken, doktorlar iyileşme sürecinin planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Aileler için her kontrol günü ayrı bir heyecan. Çünkü bu yolculuk, ameliyatla bitmiyor; düzenli takip, disiplinli bir tedavi süreci ve sabır gerektiriyor. Ancak her sağlıklı kontrol sonucu, verilen mücadelenin karşılığı olarak ailelerin yüreğine su serpiyor.
Türkiye’ye uzanan umut yolculuğu
Türkiye’nin organ naklinde lider ülkeler arasında yer alması, uluslararası hastaların da dikkatini çekiyor. Artık Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Balkanlar’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden hasta, tedavi için Türkiye’ye geliyor.
Ürdün’den gelen genç Gazal da bu isimlerden biri. Gözlerindeki ışıltı, aldığı yeni hayatın en net göstergesi. Başkent Üniversitesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyon sonrası sağlığına kavuşan Gazal, ailesiyle birlikte umut dolu bir geleceğe adım attı.
Uzmanlar, Türkiye’deki deneyimli ekipler ve gelişmiş altyapı sayesinde organ nakli operasyonlarında yüksek başarı oranlarına ulaşıldığını vurguluyor. Bu tablo, ülkeyi sağlık turizminde de önemli bir konuma taşıyor.




