İzmir'in metropol ilçelerinden Buca Belediyesi, bir süredir devam eden mali sıkıntılarını aşmak için oldukça radikal ve tartışma yaratacak kararlara imza atmaya hazırlanıyor. Özellikle birikmiş Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve vergi borçları nedeniyle, belediyenin en önemli gelir kaynağı olan İller Bankası paylarında yaşanan kesintiler, belediye hizmetlerini yürütme ve yatırım yapma kapasitesini ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu mali cendereye sıkışan belediye yönetimi, borçlarını dengelemek ve yeni gelir kaynakları yaratmak amacıyla, mülkiyetinde bulunan en değerli varlıkları olan taşınmazları elden çıkarma kararı aldı. Bu kapsamda, ilçenin farklı mahallelerinde bulunan ve imar planlarında "eğitim alanı" olarak ayrılmış olan arazilerin, birikmiş kamu borçlarına mahsuben Maliye Hazinesi'ne devredilmesi ve belediyenin hissedar olduğu diğer bazı taşınmazların da satılması gündemde. Bu adımlar, belediyenin kısa vadede nakit akışını rahatlatmayı hedeflese de, uzun vadede kentin kamusal alanlarının ve mülklerinin kaybı anlamına geldiği için kamuoyunda endişeyle karşılanıyor.
Borca karşılık okul alanları: Eğitimin geleceği masada
Buca Belediyesi'nin mali krizden çıkmak için attığı adımların en dikkat çekici olanı, çocukların ve gençlerin eğitimine ayrılmış arazilerin borç karşılığında devredilmesi planı. Belediye meclisi gündemine gelecek olan önergeye göre, birikmiş SGK borçları ve vergi borçlarının bir kısmını silebilmek amacıyla, üç farklı mahallede bulunan toplam dört değerli taşınmazın mülkiyeti Hazine'ye devredilecek. Bu taşınmazlar arasında, Mustafa Kemal Mahallesi'nde bulunan 37 metrekarelik bir temel eğitim alanı ile Adatepe Mahallesi'ndeki 1248,22 metrekarelik ve İnönü Mahallesi'ndeki 6133,95 metrekarelik devasa büyüklükteki iki ayrı ilkokul alanı yer alıyor. Bu devir işleminin gerçekleşmesi halinde, belediyenin borç yükü bir miktar hafifleyecek olsa da, ilerleyen yıllarda artan nüfusla birlikte ortaya çıkacak yeni okul ihtiyacı için ayrılmış bu kamusal alanların elden çıkarılması, kentin geleceğine yönelik bir ipotek olarak görülüyor. Eğitim alanlarının, belediyelerin en temel görevlerinden biri olan eğitim altyapısına destek olmak yerine, biriken borçları kapatmak için bir takas aracı olarak kullanılması, yerel yönetimlerin içinde bulunduğu mali çıkmazın ne denli derin olduğunu da gözler önüne seriyor.
Hisseler satışta: Belediye kendi mülklerini paraya çeviriyor
Belediyenin borçla mücadelesi sadece okul arazilerinin devriyle sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda, Buca Belediyesi'nin ilçe sınırları içerisinde hissedar olduğu çok sayıda farklı taşınmazın da parça parça satılması için düğmeye basıldı. Meclis gündemine taşınacak olan bir diğer önergeyle, farklı mahallelerde bulunan ve çeşitli büyüklüklerdeki arsaların belediyeye ait hisselerinin satışı için yetki istenecek. Satışa çıkarılacak hisseler arasında, Kızılçullu Mahallesi'ndeki 613 metrekarelik bir taşınmazın 54,91 metrekarelik hissesi ve farklı parsellerde bulunan 137 metrekareden 511 metrekareye kadar değişen büyüklüklerdeki taşınmazların belediyeye ait çeşitli oranlardaki hisseleri bulunuyor. Belediye yetkilileri, bu satışların hem atıl durumda olan ve belediyeye bir gelir getirmeyen hisselerin nakde çevrilerek kaynak yaratılması hem de borçların azaltılarak mali yapının güçlendirilmesi açısından stratejik bir önem taşıdığını vurguluyor. Ancak bu adımlar, belediyenin gayrimenkul varlığının zamanla erimesi riskini de beraberinde getiriyor. Daha önceki meclis toplantılarında da gündeme gelen kadın sığınma evi, spor kompleksi ve nikah salonu gibi sosyal tesislerin satış veya devir planları, belediyenin mali sıkıntıyı aşmak için ne kadar zorlu kararlar almak zorunda kaldığını gösteriyor.
İzmir'deki genel bir sorunun yansıması
Buca Belediyesi'nin yaşadığı bu mali darboğaz, aslında sadece Buca'ya özgü bir durum değil. İzmir'deki birçok ilçe belediyesi, benzer şekilde birikmiş SGK ve vergi borçları nedeniyle merkezi idare tarafından İller Bankası paylarından yapılan yüksek oranlı kesintilerle mücadele ediyor. Bu kesintiler, belediyelerin maaş ödemeleri, temel hizmetlerin (çöp toplama, temizlik, park-bahçe bakımı vb.) yürütülmesi ve yeni yatırımların yapılması konusunda ciddi zorluklar yaşamasına neden oluyor. Belediyeler, bu mali baskıdan kurtulabilmek için Buca'nın yaptığı gibi taşınmaz satışı veya devri gibi palyatif çözümlere başvurmak zorunda kalıyor. Bu durum, yerel yönetimlerin mali özerkliği ve merkezi idare ile olan ilişkileri üzerine daha geniş bir tartışmayı da tetikliyor. Uzmanlar, belediyelerin gelir kaynaklarının artırılması ve borçlarının yeniden yapılandırılması gibi daha kalıcı ve yapısal çözümler üretilmediği takdirde, bu tür taşınmaz satışlarının bir kısır döngüye dönüşerek kentlerin kamusal birikimlerini tüketeceği uyarısında bulunuyor.
Meclis karar verecek: Buca'nın geleceği oylanacak
Hem eğitim alanlarının Hazine'ye devredilmesi hem de belediye hisselerinin satılmasına ilişkin önergeler, önümüzdeki günlerde Buca Belediye Meclisi'nde görüşülecek. Meclis üyelerinin, bir yanda belediyenin içinde bulunduğu mali sıkıntıyı ve hizmetlerin devamlılığını, diğer yanda ise kentin uzun vadeli çıkarlarını ve kamusal varlıklarını gözeterek bir karar vermesi bekleniyor. Meclisten çıkacak olan karar, sadece Buca Belediyesi'nin borçla mücadelesinin seyrini değil, aynı zamanda Buca halkının gelecekteki yaşam kalitesini ve kentsel gelişimini de doğrudan etkileyecek. Bu kritik oylama, yerel siyasetin tüm aktörleri ve Buca halkı tarafından yakından takip edilecek.