İzmir’de Buca Cezaevi arazisinin geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, İzmir Yaşam Alanları (İYA) alanın “İnsan Hakları ve Özgürlük Parkı” olarak düzenlenmesi talebiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne başvurdu. Platform üyeleri, hazırladıkları dilekçe örneklerini çoğaltarak yaklaşık 100 başvuruyu İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sundu.
İYA bileşenleri, daha önce dayanışma içinde oldukları “Buca Cezaevi Özgürleştirilsin Platformu” ile birlikte belediye yönetimine ve meclis üyelerine itirazlarını ilettiklerini hatırlattı. Yapılan başvurularda, cezaevi alanına ilişkin planın kamusal kullanım alanını daralttığı, rekreasyon alanını azalttığı ve ulaşım ile altyapı sorunlarını artırabileceği yönünde değerlendirmelere yer verildi.
Platform, kamu mülkiyetindeki bir alanın kamusal kullanıma ayrılmasının kamulaştırma gerektirmediğini vurgulayarak planlama sürecinin şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmediğini savundu.
İYA adına yapılan açıklamada konuşan Banu Özazar, Buca Cezaevi’nin İzmir’in kent hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirterek alanın imara açılmasına karşı çıktı. Açıklamada, cezaevinin özellikle darbe dönemlerinde yaşanan olaylarla hafızalarda yer ettiğine dikkat çekildi.
Buca Cezaevi’nin geçmişte farklı siyasi görüşlerden kişilerin idam edildiği bir yer olduğunu hatırlatan Özazar, bu tür mekânların unutulmaması gerektiğini belirtti. Açıklamada, Necati Vardar, Seyit Konuk ve İbrahim Ethem Coşkun ile Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ın Buca Cezaevi’nde idam edildiği de anımsatıldı.

“Hafıza mekânları korunmalı”
Açıklamada, kentlerin hafızasını taşıyan alanların korunmasının önemine dikkat çekilerek, dünyanın birçok yerinde benzer mekânların müze ve anma alanlarına dönüştürüldüğü ifade edildi. Açıklama şöyle:
"Dünyadan bu bir kaç örneğin yanı sıra ülkemizde de Ankara Ulucanlar Cezaevi Altındağ Belediyesi
tarafından restore edilerek 2010 yılında “Ulucanlar Cezaevi Müzesi” adıyla ziyarete açıldı. Tarihi
Sinop Cezaevi de “Hafıza müzesine” dönüştürüldü, geçmişte uzun yıllar yoğun işkencelerin
yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'nin de "müze ve kültür alanı" olarak kullanılması için düzenleme
çalışmaları sürüyor.
Bizler de darbe dönemlerinde yaşanan işkence, zorla kaybetme, idam ve siyasi baskıları
belgelemek, bu dönemin karanlık yüzünü göstermek; yaşatılanların bir daha yaşanmaması,
demokrasi ve insan hakları için Buca Cezaevi alanının korunması ve anıt alan hâline getirilmesine
talebimizi yükseltmeliyiz.
Buca Cezaevi Alanı, sermayeye rant alanı olarak sunulmamalı, İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK
PARKI olarak düzenlenmelidir. Buca Cezaevi Alanı kentlinin belleği demokrasi ve insan hakları bilinciyle canlı tutulmalıdır. Eğer bu gerçekleştirilemezse, sıra Basmane Çukuru'na, Basmane ve çevresine,
Mezarlıkbaşı, Kemeraltı ve benzeri yerlerinde başına gelecek ve izmir tüm hafıza mekânlarıyla yok
edilecektir."




