İZSU’dan Manda Çayı’nda 7/24 temizlik seferberliği
İZSU’dan Manda Çayı’nda 7/24 temizlik seferberliği
İçeriği Görüntüle

Bir doğa cenneti daha maden tehdidiyle karşı karşıya. Üç yıl önce köylülerin mücadelesiyle durdurulan kurşun ve çinko madeni projesi, bu kez kesilen yüzlerce ağaç ve yeniden başlayan sondaj çalışmalarıyla Yukarıkızılca'nın kapısına dayandı. Bölge halkı, sıranın ormana ve içme suyu kaynaklarına geleceğini söyleyerek ayağa kalktı.

İzmir'in Kemalpaşa ilçesine bağlı Yukarıkızılca Mahallesi'nde, üç yıl önce köylülerin itirazları sonucu durdurulan kurşun ve çinko madeni projesi yeniden gündeme geldi. İstanbul merkezli Volcan Metal Madencilik Sanayi AŞ'nin birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde yeniden sondaj çalışmalarına başlaması, bölge halkını yeniden harekete geçirdi.

Maden sahasının üç mahallenin kullandığı doğal kaynak suyunun üzerinde bulunduğunu belirten köylüler, çevre örgütleri, meslek odaları ve yerel yöneticiler köy meydanında bir araya gelerek projeye tepki gösterdi. Bölge halkı, olası bir maden işletmesinin yalnızca doğayı değil, yaklaşık 9 bin kişinin kullandığı içme suyu kaynağını da riske atacağını söyledi.

Whatsapp Image 2026 07 20 At 14.09.39

“En küçük bir kirlilik 9 bin kişinin içme suyuna karışacak”

Maden sahasının üç mahallenin kullandığı doğal kaynak suyunun tam üzerinde bulunduğunu vurgulayan Balyeli, tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

“Burada bir şirket, kurşun ve çinko madeni aramak üzere ruhsat aldı ve şu anda sondaj çalışmalarına başladı. Biz de bunu öğrenir öğrenmez kamuoyu oluşturmak ve çalışmaları engellemek amacıyla girişimlerde bulunduk. Bu kapsamda kitlesel bir basın açıklaması düzenledik.

Bizim için en önemli konu elbette ormanlarımız ve doğamız. Ormanda yaşayan endemik bitkiler ve hayvanlar da bizim için çok değerli. Ancak burada asıl kritik nokta, maden sahasının hemen altında üç köyün içme suyu kaynağının bulunması. Madende oluşabilecek en küçük bir kirlilik bile doğrudan içme suyumuza karışacak. Bu da yaklaşık 9 bin nüfuslu Yukarıkızılca, Aşağıkızılca ve Örnekköy mahallelerini etkileyecek. Biz bu suyu doğrudan kaynak suyu olarak kullanıyoruz. İZSU’ya dilekçe verdik. Sağ olsunlar, ertesi gün gelip inceleme yaptılar. Hazırlayacakları raporu ilgili kurumlara iletecekler. Aynı şekilde Devlet Su İşleri’ne de başvuruda bulunduk. Kaymakamımız göreve yeni başlamış olmasına rağmen konuyu kendisine de iletme fırsatı bulduk.

Bunun yanında bir imza kampanyası başlattık. Topladığımız imzalarla birlikte Sayın Valimizi ziyaret edeceğiz. Gerekli kurumlara dilekçelerimizi vereceğiz ve hukuki süreci başlatarak bu maden faaliyetinin bir an önce durdurulmasını talep edeceğiz.”

Whatsapp Image 2026 07 20 At 14.10.35 (1)

“Üç yıl önce gittiler, şimdi yeniden geldiler”

Maden şirketinin daha önce de bölgede çalışma yürüttüğünü hatırlatan Balyeli, ruhsat süresinin uzatılmasıyla yeniden sondaj faaliyetlerine başlandığını söyledi.

“Aslında bu konu üç yıl önce de gündeme gelmişti. Şirket 2020 yılında ruhsat aldı, 2021 yılında da bölgeye geldi. O dönemde köy halkı olarak buna karşı çıktık ve kısa süre içinde şirket çalışmalarını durdurup bölgeden ayrıldı. Ruhsat süresi aslında dolmuştu ancak daha sonra uzatıldı. Şu anda ruhsatın geçerlilik süresi 2027 yılına kadar devam ediyor ve yeniden geldiler.

Şu anda yapılan çalışma sondaj. Yani rezervin ne kadar olduğunu araştırıyorlar. Eğer rezervi işletmeye uygun ve ekonomik olarak kârlı bulurlarsa burada bir maden işletmesi kuracaklar. Muhtemelen üç yıl önce ekonomik bulmadıkları için ayrıldılar, şimdi yeniden şanslarını deniyorlar. Bugün rezerv yeterli görülmese bile, 10 yıl sonra ekonomik şartlar değiştiğinde tekrar gelebilirler. Bu nedenle bu sorunun kökten çözülmesi gerekiyor. Bu kaynak suyunu doğrudan çeşmelerinden kullanan yaklaşık 9 bin kişi var. Bu, dağdan gelen yağmur sularının kireç taşlarından süzülerek oluşturduğu doğal kaynak suyu. Biz doğrudan bu suyu içiyoruz. Maden sahası da bu kaynak suyunun beslendiği alanın hemen üzerinde bulunuyor. Böyle bir durumda kirlenme riskini göz ardı etmek mümkün değil. Valilik başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara başvurularımızı yapıyoruz. Ardından da davamızı açarak hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.”

"400 ağacımız kesildi"

Aşağıkızılca Mahalle Muhtarı Süleyman Coşkun da köy halkının projeye karşı ortak bir duruş sergilediğini belirterek, maden faaliyetinin hem doğal kaynakları hem de bölgenin geçim kaynaklarını tehdit ettiğini söyledi.

"Köyümüzde bu projeye olumlu bakan tek bir kişi bile yok. Çünkü ortada olumlu bakılacak bir durum görmüyoruz. Bu kaynak suyunu üç mahalle kullanıyor. Sadece köyler değil, çevredeki çok sayıda site de bu sudan yararlanıyor. Bölgemiz çok değerli bir su kaynağına sahip. En büyük endişemiz de bu suyun kirlenmesi. Daha araştırma aşamasında yaklaşık 300-400 ağaç kesildi. Yarın burada maden işletmesi kurulursa dağımız tamamen tahrip edilecek. Burası bitki örtüsüyle, doğal yaşamıyla ve su kaynaklarıyla çok kıymetli bir yer. Çevrede su sıkıntısı yaşanırken biz bugüne kadar böyle bir sorun yaşamadık. Büyük bir arıza olmadığı sürece suyumuz hiç kesilmedi. Çünkü bu dağ bölgenin en önemli su kaynaklarından biri. Yaklaşık 400 ağacımız kesildi. Biz bir ağacın dalını bile kesmeye kıyamazken, maden için koca ağaçlar kökünden kesiliyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Hukuki süreci başlattık ve yasal olarak hangi hakkımız varsa sonuna kadar kullanacağız. Bölgemizde insanlar ağırlıklı olarak zeytin, üzüm, kiraz üretimi, tarım, hayvancılık ve arıcılıkla geçimini sağlıyor. Maden faaliyeti olursa bütün bu üretim etkilenecek. Biz bu projeye karşıyız. Bu şirket olur, başka bir şirket olur fark etmez. Doğamızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı tehdit eden hiçbir maden faaliyetini burada istemiyoruz."

Gerçek zenginlik yerin üstünde

Maden ocağına karşı bölge halkı, çevre örgütleri, siyasi parti ve STK temsilcileri köy meydanında bir araya geldi. Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları Platformu adına konuşan Jeoloji Mühendisi Alim Murathan “Burada sadece bir kurşun-çinko madenine ‘hayır’ demek için toplanmadık. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için toplandık. Biz bugün ormanımıza, suyumuza, toprağımıza ve yaşam hakkımıza sahip çıkmak için buradayız. Çünkü biliyoruz ki bir köyü köy yapan evleri, yolları değildir. Bir köyü köy yapan ormanıdır, ağacıdır, dağıdır, suyudur, tarımı ve doğasıdır. Bunların olmadığı yerde hayat olmaz. İşte bu yüzden bugün verdiğimiz mücadele, sadece Yukarı Kızılca’nın değil, bu havzada yaşayan herkesin mücadelesidir. Gerçek zenginliğimiz yerin altında değil, yerin üstündedir. Doğanın suyun köyün, partisi ve tapusu olmaz. Su hepimizin ortak yaşam hakkıdır. Bu mücadeleyi; bilimsel gerçekleri halka anlatarak, hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanarak, köy köy, kahve kahve, ev ev örgütlenerek, kamu kurumlarını sorumluluk almaya çağırarak, meslek odaları, bilim insanları ve çevre örgütleriyle dayanışmayı büyüterek ve halk olarak direnerek kazanacağız. Direneceğiz, dayanışacağız ve yaşamı birlikte savunacağız” dedi.

Whatsapp Image 2026 07 20 At 14.11.25

Türkmen : “Doğamıza da sonuna kadar sahip çıkacağız”

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Yukarıkızılca'da maden arama çalışmalarına karşı vatandaşlarla omuz omuza vererek, doğayı ve yaşam alanlarını korumak için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi

"Kemalpaşa, İzmir'in en güzel ilçelerinden biri. Bereketli topraklarıyla, doğal güzellikleriyle çok özel bir yer. Ama Yukarıkızılca'nın yeri bambaşka. Burası doğasıyla, ormanlarıyla ve tüm bölgeye sağladığı temiz havayla hepimizin göz bebeği. Yukarıkızılca'nın doğası, suyu ve ormanları yalnızca burada yaşayanların değil, bütün Kemalpaşa ve İzmir'in ortak değeridir. Bu bölgeyi korumak hepimizin sorumluluğudur. Şirketler güçlü olabilir ama bizim birlik ve beraberliğimiz onlardan çok daha güçlüdür. Hep birlikte hareket ettiğimiz sürece bu iradeye rağmen hiç kimse o isteklerini yapamaz. Bugün yürütülen süreç yalnızca arama faaliyeti. Ancak daha bu aşamada bile doğaya verilen zararı hep birlikte görüyoruz. İşletme aşamasına geçildiğinde ise telafisi çok daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu mücadeleyi birlik ve beraberlikle kazanacağız."

Kemalpaşa Belediyesi'nin süreci yakından takip ettiğini belirten Başkan Türkmen, çevrenin korunması adına belediyenin tüm hukuki haklarını kullanacağını vurguladı. Başkan Türkmen "Kemalpaşa Belediyesi olarak kanunların bize verdiği hangi yetki varsa tamamını kullanacağımızın sözünü vatandaşlarımızın huzurunda veriyorum. Doğamızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yıllardır ormanlarımızı kaybediyoruz. Üç yüz metre sonra girdiğimiz ormanlara artık kilometrelerce sonra ulaşabiliyoruz. Asırlık ağaçları keserseniz, doğanın dengesini bozarsanız iklimler de değişir, yağışlar da azalır. Biz bu ülkeyi, Kemalpaşa'yı ve Kızılca'yı seviyoruz. Bu ormanlar atalarımızdan bize kalan bir mirastır ve sonuna kadar sahip çıkacağız. Ayrıca Cumalı, Yeşilköy, Dereköy, Beşpınar, Kamberler ve Bayramlı'da birçok vatandaşımız arıcılıkla geçimini sağlıyor. Bu doğayı korumak, aynı zamanda burada yaşayan insanların emeğini ve geçimini korumaktır. Bu topraklar hepimizin. Suyumuza da, toprağımıza da, doğamıza da sonuna kadar sahip çıkacağız.’’ Dedi.

Kaynak: özge uyanık