Ana muhalefet partisinin liderlik meşruiyeti ve idari yapısı üzerine kurulan hukuki tartışmalar, yargı bürokrasisindeki uzun bekleyişin ardından en üst karar merciine taşındı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP’ye ilişkin "mutlak butlan" dosyası ve karara ilişkin yapılan itirazlar, yerel mahkemenin hükmünün üzerinden neredeyse iki ay geçtikten sonra Yargıtay’ın tescil dairesine teslim edildi. Siyaset kulislerinde ve hukuk çevrelerinde uzun süredir nerede olduğu sorgulanan davanın fiziki ve dijital dökümleri, nihayet yüksek yargının tüzük ve denetim mekanizmasının incelemesine sunuldu.
Hukuk tarihine geçecek nitelikteki bu davanın gelişim süreci, partinin en üst karar organı olan kurultay delegelerinin iradesine yönelik bir müdahale iddiasıyla başlamıştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği kararın ardından dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi için geçen 56 günlük süre, muhalefet kanadında adli mekanizmaların işleyiş hızına dair soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Bürokratik yazışmaların ve asayiş niteliğindeki tebligat süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte, tarafların temyiz gerekçelerini içeren geniş klasörler yüksek mahkemenin ilgili dairesinin arşivindeki yerini aldı.
Kurultayın iptali ve Kılıçdaroğlu dönemi için verilen tedbir kararı inceleniyor
Siyasi partiler kanunu ve dernekler mevzuatı açısından emsal teşkil edebilecek davanın arka planı, muhalefetin tüzük kurallarına dayanıyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs tarihinde tıp ve hukuk tüzüklerine benzer şekilde parti içi yönetmelikleri inceleyerek, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın "mutlak butlan" ile sakatlandığına hükmetmişti. Bu karar, kurultaydaki tüm oylamaların ve seçimlerin hukuken geçersiz sayılması riskini doğurduğu için ana muhalefet koridorlarında şok etkisi yaratmıştı.
Aynı mahkeme kararı kapsamında, söz konusu kurultay öncesinde görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte dönemin Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri hakkında da çarpıcı bir adım atılmıştı. Mahkeme, "karar kesinleşinceye kadar" bu isimlerin tedbiren görev üstlenmelerine ve hukuken göreve iade edilmelerine karar vermişti. Mevcut parti yönetiminin meşruiyetini doğrudan sarsan bu hamleye karşı, Özgür Özel liderliğindeki mevcut CHP yönetimi vakit kaybetmeden harekete geçerek kararın iptali ve yürütmenin durdurulması için geniş kapsamlı bir iptal başvurusu dökümü hazırlamıştı. Bugün UYAP üzerinden Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne iletilen dosya, işte bu iki zıt iddiayı karara bağlayacak.
Adli tatil öncesinde zamanla yarış başlıyor
Yargıtay koridorlarında dosyanın kapağı açılırken, en büyük tartışma konusu zamanlama üzerinde yoğunlaşıyor. Hukuk sisteminde yargıçların ve adliye personelinin toplu izne ayrıldığı adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz tarihine sadece sayılı günler kalmış olması, davanın takvimini sıkıştırıyor. Yüksek mahkemenin bu kadar kısa bir süre içerisinde yüzlerce sayfalık savunmayı, delege listelerini ve yerel mahkemenin tescil gerekçelerini inceleyip nihai bir hükme varıp varmayacağı merak ediliyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sürecin tıkanma noktasına gelmemesi adına daha önce kamuoyuna yaptığı açıklamalarda zaman vurgusu yapmıştı. Özel, adli tatilin başlayacağı güne kadar Yargıtay’dan kesin bir karar beklediklerini, aksi takdirde partinin olası bir erken veya yerel seçim tüzüğünde seçimlere katılımına ilişkin çok ciddi bir hukuki belirsizlik ve kaos yaşanabileceğini ifade etmişti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin dosyayı öncelikli işler kategorisine alıp almayacağı henüz bilinmezken, adli tatil sonrasına kalacak bir kararın siyasi asayişi ve parti içi dengeleri kökten sarsabileceği öngörülüyor. Yüksek mahkemenin önündeki seçenekler arasında kararı tamamen onamak, usulden bozmak ya da tedbir kararını kaldırarak esastan incelemeye devam etmek bulunuyor.




