9 EYLÜL TV’de moderatörlüğünü gazeteci Zafer Ertem’in yaptığı ‘Spor Servisi’ programının bu haftaki konukları ülke futbolunun donanımlı teknik adamları arasında yer alan, Altınordu kulübünün parlak döneminin mimarı, Samsun ve G.Birliği’ni ‘Süper Lig’e taşıyan Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu ile iletişim ve medya ilişkileri danışmanı Spor Yazarı Ali Ergöçmez oldu.
Deneyimli teknik adam Eroğlu, İzmir takımlarına yönelik görüşleri ile söze başlayıp Altınordu kulübü bünyesinde yaşadığı 10 yıla özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türk futbolundaki istikrarsızlığa da değinen tecrübeli hoca, milli takımın yarattığı hayal kırıklıklarına da yorum getirdi. İletişimci Ali Ergöçmez ise kulüp-medya ilişkilerine değindi. Ergöçmez, kulüp yönetimlerinin medya ile iletişimi sıfır noktasına getirdiklerini, kulüp kapılarının tamamen medyaya kapandığını sosyal medya haberleri ile günün kurtarılmaya çalışıldığını söyledi.
KEŞFE GEREK YOK, DOĞRU MODEL GÖZTEPE
Bir zamanlar Süper Lig ve 1. Lig’de güçlü bir şekilde mücadele eden İzmir kulüplerinin bugün farklı liglere dağılmasının üzüntü verici olduğunu söyleyen Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu söze şöyle başladı: ‘’En az 100 yıldır futbolun içinde olan kulüplerimiz var. Göztepe, Karşıyaka, Altay, İzmirspor, Bucaspor ve Altınordu gibi kulüpler İzmir’in futbolda hep önemli sembolü olmuştur. Ama günümüzde Süper Lig’de yer alan Göztepe’nin dışında İzmir’i heyecana sürükleyecek kulüp örneği veremiyoruz. Üstelik bunlar taraftar potansiyeli de yüksek kulüpler. Göztepe’nin yönetim yapısı, transfer politikası, stadı ve taraftar kitlesiyle bulunduğu bölgeyi de hareketlendiriyor. Aslında Göztepe sadece Süper Lig’de değil, İzmir’de Süper Lig’de olaya böyle bakmak lazım. İzmir hâlâ yetenekli futbolcu kaynağıdır ve Türkiye’yi hep beslemiştir. Önemli olan yetenekleri keşfetmek ve oynatmaktır.’’

BİRLEŞMEK Mİ, OLMAZ, OLMAMALI !
Eroğlu, yıllar boyunca ‘İzmir kulüpleri birleşsin tek güç olsun’ efsane önerinin gerçekleşme şansının olmadığını da söyledi. Tecrübeli hoca bu konuda da şöyle konuştu: ‘’ İzmir kulüpleri bence tek çatı altında birleşemez, birleşmemeli. Bu kulüpler asırlık, müthiş aktif taraftar kitlesi olan camialar. Olası böyle bir birleşme çözümden çok yeni kaoslar yaratır. Kulüpler kendi kültürleri ve kimlikleriyle ayakta kalmalıdır. Karşıyaka, Altay, Altınordu ve diğer kulüpler de süper lig seviyesine çıkarsa İzmir zaten futbol anlamında da güçlü bir şehir olacaktır. Bu anlamda başarı için çözüm asla birleşmek değildir. Başarı adına her kulüp için geçerli sürdürülebilir yatırım ve uzun vadeli stratejinin İzmir futbolunun çıkış reçetesidir. Bunları yapabilen, hayata geçirebilen kulüpler zaten hep rakiplerinin önüne geçmektedirler.’’
AHH, BAŞKAN 30’LU YAŞLARDA OLSAYDI….
Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu, Türk futbolunda önemli bir model olarak gösterilen Altınordu dönemini de detayları ile şöyle dişle getirdi: ‘’Benimde içinde yer aldığım
yaklaşık 10 yıllık süreçte Mehmet Özkan önderliğinde bir sistem kurulmuştu. Altyapıdan A takıma, teknik ekipten medyaya kadar birçok kişinin bu sistemin oluşmasında emek verdi. Ben kendisinin bu konuda yalnız kaldığını düşünüyorum, birlikteydik maddi manevi çok çalıştı. Başkan bu projeyi hayata geçirdiğinde 30’lu yaşlarda ve bu model de uzun soluklu olabilseydi dünya çapında örnek gösterilebilecek projeye dönüşebilirdi. Başkan çok yoruldu ve yaşlandı. Tek bir kişinin omuzlarında uzun yıllar yürütülen projeler sürdürülebilir olmuyor. Yine de Türk futbolu çok genç kazandı. Böyle değerlendirmek lazım.’’

‘KULÜP MEDYA İLİŞKİLERİ SIFIR DÜZEYDE’
İletişim ve letişim-medya ilişkileri danışmanı Ali Ergöçmez ise kulüp-medya ilişkilerine değindi ve İzmir’de kulüpler ile medya arasındaki iletişimin ciddi biçimde zayıfladığını sıfır noktasına çakıldığını belirtti. Ergöçmez şöyle konuştu: ‘’Bir çok kulübün medya ilişkilerini yalnızca sosyal medya paylaşımları ve resmi bültenler üzerinden gerçekleştiriyor. Gazetecilerin antrenmanları takip etmesi ve kulüpler hakkında doğrudan bilgi alması artık çok zor. Bana göre Göztepe’yi konumu gereği ayırıyorum Altay, Karşıyaka, İzmirspor ve Bucaspor gibi kulüplerde yaşanan gelişmeler kamuoyuna yeterince aktarılmıyor. Ne var? Bilmiyoruz. İzmirspor? Bilmiyoruz. İnciraltı Tesisleri nasıl değerlendiriliyor, işte İzmirspor niye hep amatör kümede, niye yukarıya çıkamıyor? Öğrenemiyoruz. Ortada bir güvensizlik sorunu var. Bu durum yerel basının haber üretmesini de zorlaştırıyor. Kulüp-medya işbirliği kulüplerinde yararınadır. Bizler Altınordu’da profesyonel olarak çalışırken sistemi kurmuştuk ve çok da başarılı yol almıştık. Herkes mutluydu.’’
ANTRENÖR SÜREKLİ TRANSFER İSTEMEMELİ !
Hüseyin Eroğlu, Türk futbolundaki transfer anlayışını doğrudan eleştirdi. Taraftarın, medyanın ve teknik adamların sürekli transfer beklentisi içinde olduğunu belirten Eroğlu, bu konuda da şu başlıklara değindi: ‘’Avrupa’da transferden çok oyuncu geliştirme anlayışı daha fazla öne çıkıyor. Bana göre bir kulübün mevcut bütçeyle yalnızca yeni oyuncular almak yerine mevcut futbolcularını da geliştirmesi de gerekiyor. Antrenörün görevi sadece transfer istemek olmamalı. Teknik direktör elindeki oyuncudan maksimum verimi almalı. İşte
İzmir futbolunun yeniden ayağa kalkması için de bu anlayış benimsenmeli. Doğru yönetim, altyapı, profesyonel iletişim, scouting ve uzun vadeli planlamanın birlikte yürütülürse başarı zaten geliyor. Biz antrenörlerde değişime ayak uydurmalıyız.’’
YABANCI TRANSFERİ SERBEST OLMAMALI !
Röportaj sonunda yabancı futbolcu transferi ve Milli Takım’a da değinen Eroğlu sözlerini şöyle noktaladı: ‘’Araştıran, okuyan, gelişmeleri takip eden bir teknik adam olarak yabancı transferi serbestliğine külliyen karşıyım. Bizim 30 milyona yakın genç bir kitlemiz var. Yani bizim genç oyuncularımızı yarışır hale getirdikten sonra o o rekabetin olması gerekiyor. Ama genç oyuncularımıza bu fırsat çok fazla tanınmıyor. Kaç tane Türk oyuncusu şu an Süper Lig'de fırsat bulabiliyor bu sayısal yabancı serbestliğinde birisi söylesin bana ? Yabancı transferini sınırlamak milli takım havuzunu da geliştirir. Sonra diyoruz ki milli takım bizleri neden hayal kırıklığına uğratıyor. Nedeni de bu işte. Gençlerini koruyamaz yetiştiremezsen geleceğini asla inşa edemezsin.’’
MİNİ YORUM
Zafer Ertem
BU AYIP YÖNETİCİLERE YAZAR…
Hüseyin hoca’yı İstanbul’da görev yaptığım yıllarda da takip ederdim. Altınordu serüvenini uzaktan da olsa hayranlıkla izlerdim. Bu ülkede bir takımın başında teknik adam olarak 10 yıl kalabilmek kolay iş değildir. Bu ülke istikrarı sevmez, hafta sonu alınacak galibiyet, anlık başarılar her şeyden değerlidir. Genç futbolculara şans verelim, sistem kuralım, bu yıl şampiyon olmayalım, 2 genç futbolcuyu kazanalım bari anlayışı da bize terstir. İşte Hüseyin hoca bu kadar donanımına, geçmişteki müthiş başarı referansına rağmen bir takım çalıştıramıyorsa ki bu duruma Ümit Turmuş hocayı da dahil edebilirim burada ayıp futbol ailesinin yöneticilerindedir. Elimizdeki Eroğlular’ın, Turmuşlar’ın ve adını sayamadığım nice hocaların değerini bilmediğimiz sürece vasat zaferlerle anı kurtarırız o kadar…
MİNİ YORUM
Ali Ergöçmez
İYİLER MUTLAKA KAZANIR
Hüseyin Eroğlu hem alaylı, hem mektepli…Sadece takım içi değil, yönetim, medya ve taraftar iletişimi kuvvetli, oyun felsefesi ve sistemi olan bir isim. Önce Buca Genç öz kaynak düzeninde çalışkanlığı ile basamakları tırmandı, Altınordu FK ile de 10 yıl boyunca iki şampiyonluk, ekibiyle birlikte Türk futboluna onlarca yıldız kazandırdı. Yarışmacı kimliğiyle Samsunpor ve Gençlerbirliği’ni Süper Lig’e taşıdı, şu andaki oyuncu kadrolarının da mimarı oldu. Takım oyununu seven, her zaman ortak akılla yönetimi tercih eden Hüseyin Eroğlu, kişiliği, aile yaşantısı, iyi insan olarak gittiği her camiadan iz bıraktı ve saygı duyulan bir isim oldu. Hüseyin hoca bence ülkemizdeki yönetim tarzları ve liyakat nedeniyle hak ettiği değeri bulamayan isim ama iyilerin mutlaka bir gün kazanacağına da inancım yüksek.




