Kuriş ailesinin mali haritası ortaya çıktı: 1.818 tapu işlemi, milyonluk transferler
Kuriş ailesinin mali haritası ortaya çıktı: 1.818 tapu işlemi, milyonluk transferler
İçeriği Görüntüle

Okulların açılmasına sayılı günler kala devlet okullarında kayıt parası yeniden velilerin karşısına çıktı. Bakanlık, devlet okullarında kayıt ücreti alınmadığını ve zorunlu bağış yapılamayacağını söylerken velilerden gelen şikayetler bunun sahada farklı şekilde yaşandığını gösterdi. Kayıt için “bağış”, “katkı payı” “temizlik” ve “kırtasiye” gibi farklı isimlerle 12 bin liradan 50 bin liraya kadar para istendiğini belirten veliler, bazı durumlarda ödeme yapılmadan çocuklarının kayıtlarının gerçekleştirilmediğini anlattı. Velilerin şikayetleri yalnızca kayıt sırasında istenen parayla sınırlı kalmadı. Okulların temizlik, güvenlik ve diğer temel ihtiyaçları için de velilerden düzenli olarak para ve malzeme istendiği belirtildi.

Whatsapp Image 2026 08 22 At 12.09.41 (1)

İki oğlunu da ilkokula yazdıran Duygu Uğurtan, kayıt sürecinde yaşadığı para talebinin aile bütçesini zorladığını söyledi. Oğlu Deniz’i mahallelerindeki devlet okuluna kaydettirmek istediğinde 50 bin lira istendiğini, yapılan pazarlıkla bu tutarın indirildiğini belirten Uğurtan “Karşı çıktığımızda bize ‘Çocuklarınızın okulu pislik içinde mi kalsın?’ denildi. Veliyi böyle bir tercihin içine nasıl sokabilirsiniz? Çocuğumuzun temiz ve sağlıklı bir ortamda eğitim görmesini istemek zaten en doğal hakkımız. Bunun bedelini de ayrıca veliden istememeleri gerekiyor. Biz zaten vergimizi veriyoruz. Devlet okuluna gönderdiğimiz çocuğumuz için bir de kayıt parası, temizlik parası, sabun parası çıkıyor. Üstelik itiraz ettiğinizde çocuğunuzun temiz bir okulda eğitim görmesi üzerinden vicdanınıza dokunuluyor.

Adsız Tasarım (20)-7

Para vermeyince sanki çocuğumuzun okulunu, temizliğini istemiyormuşuz gibi bir noktaya getiriliyoruz. Mahallemizdeki devlet okuluna çocuğumuzu kaydettirmek için para vermek zorunda bırakıldık. Okul yönetimi bizi doğrudan muhatap almıyor, ‘Okul aile birliğiyle görüşün’ diyerek oraya yönlendiriyorlar. Ücreti onlar istiyor. İstenen miktar 50 bin liradan pazarlıkla 30 bin liraya düşürüldü. Bir çocuğum için bu parayı ödedik, şimdi diğer çocuğumun kaydı geldi. Yine aynı şeyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Devlet okuluna kayıt yaptırmak için neden her yıl yeniden para bulmak zorundayız? Çocuğumuzun eğitim hakkı, ailemizin ödeme gücüne mi bağlı?” ifadelerini kullandı.

Adsız Tasarım (19)-7

“Vermek zorundasınız” denildi

Bazı velilerin yaşadığı süreçte ise ödeme talebinin doğrudan okul yönetiminden değil, okul aile birliği üzerinden iletildiği görülüyor. Ödemeyi kabul etmemesinin ardından kaydın fiilen gerçekleştirilmediğini öne süren Murat S., yaşadıklarını şöyle anlattı:

“17 Ağustos tarihinde kızımı OBP puanı ile kaydettirmek için gittim. E‑okul ve MEB sisteminde kızımın adı bu okulda görünmesine rağmen, okul aile birliği kayıt için benden yüksek miktarda para talep etti. Okul aile birliğinde görevli kişi, okul yönetimin sözde 50.000 TL istediğini, kendisinin “vicdanlı” olduğu için 30.000 TL talep ettiğini söyledi. Ardından 15.000 TL kayıt ücreti ve 3.000 TL kırtasiye masrafı olmak üzere toplam 18.000 TL ödemem gerektiğini belirttiler. Bu parayı ödemeyi kabul etmediğim için kızımın kaydını gerçekleştirmediler.

Durumu okul müdürü veya müdür yardımcısı ile de görüştüm. Bana bu sistemin maalesef böyle olduğu, devlet desteğinin sadece elektrik, su ve doğalgaz için verildiği, diğer giderlerin velilerden alınmasının söylendiği ifade edildi ve bu parayı “Vermek zorundasınız” denildi. Hiçbir resmi kayıt, yazılı bildirim ya da makbuz olmadan böyle bir meblağ istenmesi hem hukuki hem vicdani açıdan beni son derece rahatsız etmiştir.”

Necati Kalafat 1 (1)

“Okulların ihtiyacını veli ödememeli”

Velilerden istenen paraların yalnızca kayıt işlemleriyle sınırlı olmadığını belirten Veli-Der Başkanı Necati Kalafat okulların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında kamu kaynaklarının yetersiz kaldığını söyledi:

“Okul müdürleri doğrudan bir talepte bulunmuyorlar çünkü bu suç. Bizim Milli Eğitim sistemimiz kamu okullarına gereken lojistik desteği vermiyor. Eğitim için ayrılan bütçe o kadar düşük ki ekonomik tasarruf tedbirleri nedense hep öğrencilerimizin eğitimiyle ilgili alanlarda uygulanıyor. Mesela okullarda güvenlik ciddi bir problem. Eğer okullarda böyle bir problem tespit edildiyse güvenlik görevlisini devletin sağlaması gerekir. Ama devlet bunu yapmadığı zaman veliler endişeleniyor. Geçen sene yaşanan acı olaylardan sonra veliler okullarında güvenlik olmasını istiyor. Bunun elbette bir maliyeti var. Okul müdürleri ya da müdür yardımcıları doğrudan bunu yapmıyorlar. Çünkü yasalarımız çok açık. Çocuklarımız adrese dayalı sistem içerisinde bir okulun kayıt alanına düşüyorsa, hiçbir para talep edilmeden o okula kaydedilmek zorunda.

Okul aile birlikleri üzerinden bu işi yürütüyorlar. Oysa okul aile birliği, okullarda düzenin sağlanması, sıkıntıların ve yolsuzlukların yaşanmaması için bir denetleme mekanizmasıdır. Fakat bugün neredeyse okul müdürlerinin, müdür yardımcılarının ve öğretmenlerin okullara verilmeyen parayı velilerden bir şekilde toplamaları için okul aile birliklerinin kullanıldığını görüyoruz. Okul aile birlikleri, veli görünümlü ama okul içerisinde bağış konusunda veliyi ikna eden bir unsura dönüşmüş durumda.

Velilere “Siz güvenlik istemiyor musunuz?”, “Çocuklarınızın sınıfında klima olsun istemiyor musunuz?” deniliyor. Ama biz de diyoruz ki biz bu paraları zaten her ay maaşlarımızdan veriyoruz. Örneğin asgari ücret 60 bin lira brütken çalışanın eline 28 bin lira geçiyor. Bizim verdiğimiz vergiler, çocuklarımızın sınıflarına güvenlik görevlisi, klima ve temizlik ihtiyaçların sağlanması için kullanılmıyor mu?

“Adres sınırındaki öğrenciden 1 lira bile istenemez”

Kayıt parası tartışmasının bir başka boyutunun ise adres sınırı dışında kalan öğrencilerin başka okullara kaydırılması ve öğretmen ya da sınıf tercihi olduğunu belirten Kalafat, bu durumda da velilerden ücret talep edilemeyeceğini söyledi:

“Eğitiminin başındaki Bakan, çocuğunu devlet okullarına layık görmüyor, uygun görmüyor ve özel okula gönderiyor. Çünkü orada parasını vererek okutabilecek güce ve imkana sahip. Ama vatandaşına da “Sizden verginizi de alırım, sizden gereken katkıyı da alırım” diyor.

Vatandaşın verdiği vergilerin eğitime yeterince ayrılmadığını görüyoruz. Devlet, eğitime gerekli bütçeyi ayırmadığı zaman öğretmeni, müdürü ve veliyi, hatta okul aile birlikleri üzerinden veliyi veliyle karşı karşıya getiriyor. Hiçbir veli, okulun adres sınırları içerisindeyse 1 lira para verme zorunluluğuna sahip değildir. Çocuğunuzu 20 bin lira para vermezseniz kaydetmeyiz gibi bir durum söz konusu olamaz. Velilerden böyle bir para isteniyorsa bunu kayıt altına alsınlar. Öncelikle müdürleri uyarıyoruz. Para toplamak için velileri kullanmak doğru değildir. Yapmaları gereken, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve Bakanlığa giderek “Siz para vermiyorsunuz ama bizden hizmet bekliyorsunuz” demektir. Yoksa veliden 5 bin, 10 bin, 50 bin lira aldığınızda okula klima takabilirsiniz ama kamusal adaletsizliği nasıl çözeceksiniz? Vicdanınızı nasıl rahatlatacaksınız?

Duyduğumuz şeylerden biri de adres sınırları dışında olan velilerin adreslerini nakil alarak okullara kayıt yaptırması ve bu denetimlerden kaçmak için okullara para vermesi. Müdür de bunu görmezden geliyor. Artık bu durum bir soygun düzenine dönüşmüş durumda. Oysa mahallenizin içindeki okul en güzel okuldur. Çocuklara servis paraları ödenecek. Bugün en düşük servis ücreti 4 bin lira oldu. Uzak bir mesafeye çocuğunuzu servisle göndermek yerine evinden çıkıp beslenme çantasını ve çantasını alarak mahallesindeki okula gitmesi gerekir. Ama ilkokula başlayacak bir çocuğun velisine “50 bin lira vermezsen seni kaydetmeyiz” denilemez. Adres sınırınızın içindeyse kaydetmek zorundalar. “Benim çocuğum Cumhuriyet İlkokulu'na gitsin, adres sınırımın içindeki okula gitsin” diyorsanız ne okul aile birliğinin ne de okul müdürlerinin sizden 1 lira para isteme hakkı var. Zenginler çocuklarını ya yurt dışında okutuyor ya da özel okullara gönderiyor. Halkın çocuklarına, dar gelirli ailelerin çocuklarına ise “Paranı verirsen daha iyi bir okulda okursun” anlayışı reva görülüyor. Vergilerimizi eğitim almak, sağlık hizmeti almak ve kamu hizmetlerinden yararlanmak için veriyoruz.”

Pazarlıkla kayıt ücretini düşürdük

Bazı velilerin yaşadığı süreçte ise ödeme talebinin doğrudan okul yönetiminden değil, okul aile birliği üzerinden iletildiği görülüyor. Ödemeyi kabul etmemesinin ardından kaydın fiilen gerçekleştirilmediğini öne süren Murat S., yaşadıklarını şöyle anlattı:

“17 Ağustos tarihinde kızımı OBP puanı ile kaydettirmek için gittim. E‑okul ve MEB sisteminde kızımın adı bu okulda görünmesine rağmen, okul aile birliği kayıt için benden yüksek miktarda para talep etti. Okul aile birliğinde görevli kişi, okul yönetimin sözde 50.000 TL istediğini, kendisinin “vicdanlı” olduğu için 30.000 TL talep ettiğini söyledi. Ardından 15.000 TL kayıt ücreti ve 3.000 TL kırtasiye masrafı olmak üzere toplam 18.000 TL ödemem gerektiğini belirttiler. Bu parayı ödemeyi kabul etmediğim için kızımın kaydını gerçekleştirmediler.

Durumu okul müdürü veya müdür yardımcısı ile de görüştüm. Bana bu sistemin maalesef böyle olduğu, devlet desteğinin sadece elektrik, su ve doğalgaz için verildiği, diğer giderlerin velilerden alınmasının söylendiği ifade edildi ve bu parayı “Vermek zorundasınız” denildi. Hiçbir resmi kayıt, yazılı bildirim ya da makbuz olmadan böyle bir meblağ istenmesi hem hukuki hem vicdani açıdan beni son derece rahatsız etmiştir.”

İki oğlunu da ilkokula yazdıran Duygu Uğurtan, kayıt sürecinde yaşadığı para talebinin aile bütçesini zorladığını söyledi. Oğlu Deniz’i mahallelerindeki devlet okuluna kaydettirmek istediğinde 50 bin lira istendiğini, yapılan pazarlıkla bu tutarın indirildiğini belirten Uğurtan “Karşı çıktığımızda bize ‘Çocuklarınızın okulu pislik içinde mi kalsın?’ denildi. Veliyi böyle bir tercihin içine nasıl sokabilirsiniz? Çocuğumuzun temiz ve sağlıklı bir ortamda eğitim görmesini istemek zaten en doğal hakkımız. Bunun bedelini de ayrıca veliden istememeleri gerekiyor. Biz zaten vergimizi veriyoruz. Devlet okuluna gönderdiğimiz çocuğumuz için bir de kayıt parası, temizlik parası, sabun parası çıkıyor. Üstelik itiraz ettiğinizde çocuğunuzun temiz bir okulda eğitim görmesi üzerinden vicdanınıza dokunuluyor. Para vermeyince sanki çocuğumuzun okulunu, temizliğini istemiyormuşuz gibi bir noktaya getiriliyoruz. Mahallemizdeki devlet okuluna çocuğumuzu kaydettirmek için para vermek zorunda bırakıldık. Okul yönetimi bizi doğrudan muhatap almıyor, ‘Okul aile birliğiyle görüşün’ diyerek oraya yönlendiriyorlar. Ücreti onlar istiyor. İstenen miktar 50 bin liradan pazarlıkla 30 bin liraya düşürüldü. Bir çocuğum için bu parayı ödedik, şimdi diğer çocuğumun kaydı geldi. Yine aynı şeyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Devlet okuluna kayıt yaptırmak için neden her yıl yeniden para bulmak zorundayız? Çocuğumuzun eğitim hakkı, ailemizin ödeme gücüne mi bağlı?” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Özge Uyanık