İzmir'in Aliağa ilçesinde ikamet eden 20 yaşındaki Enes Alkan, yaklaşık bir yıl önce kasık ve karın bölgesinde hissettiği şiddetli ağrılar üzerine sağlık kuruluşlarına başvurdu. Yapılan ayrıntılı tetkikler ve klinik değerlendirmeler sonucunda henüz 19 yaşındayken kendisine testis kanseri teşhisi konulan genç adam, aldığı bu haberle ailesiyle birlikte derin bir üzüntü yaşadı. Ailesinde daha önce kanser vakaları bulunmasına ve halasını bu amansız hastalık yüzünden kaybetmiş olmalarına rağmen, kendi yaşında böylesine ağır bir tabloyla karşılaşacağını hiç tahmin etmediğini belirten Alkan, teşhisin ilk anlarında büyük bir psikolojik yıkım geçirdiğini ifade etti.
Geçen yılın aralık ayında acil olarak ameliyata alınan ve tümör organ bölgesinden temizlenen genç hastanın ocak ayında çıkan patoloji sonuçları, tümörün kötü huylu olduğunu doğruladı. Ancak uzmanların yaptığı incelemelerde hastalığın evresi açısından şanslı bir noktada olduğu, sürecin erken fark edilmesinin hayati bir avantaj sağladığı tespit edildi. Teşhisin ardından vakit kaybetmeksizin başlatılan kemoterapi sürecinde 3 kür ağır tedavi alan Alkan, fiziksel ve ruhsal sınırlarını zorlayan bu dönemi ailesinin ve doktorlarının büyük desteğiyle geride bırakmayı başardı.
Kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyat kentte bir ilke imza attı
Kemoterapi seanslarının tamamlanmasının ardından yapılan kontrol taramalarında, genç hastanın karın arka duvarında risk barındıran kitlelerin varlığını sürdürdüğü saptandı. Bu gelişme üzerine İzmir Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği bünyesinde görev yapan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Çelik ve uzman ekibi devreye girdi. Tıp literatüründe Retroperitoneal Lenf Nodu Diseksiyonu (RPLND) olarak adlandırılan ve ileri düzey uzmanlık gerektiren bu hassas operasyon, 16 Haziran tarihinde hastanede ilk kez kapalı (laparoskopik) yöntem uygulanarak başarıyla gerçekleştirildi.
Dünyada ve Türkiye'de yalnızca yüksek hasta hacmine sahip, alanında uzmanlaşmış büyük merkezlerde uygulanması tavsiye edilen bu yöntem sayesinde, hastanın karnında geniş kesiler açılmadan dikey dokulara ulaşıldı. Karın bölgesindeki riskli tümöral dokuların büyük bir titizlikle temizlendiği müdahale, hem cerrahi başarısı hem de hastaya sağladığı konfor açısından bölgedeki sağlık altyapısının ulaştığı seviyeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Prof. Dr. Serdar Çelik, uluslararası kılavuzların işaret ettiği yüksek standartlarda gerçekleştirilen bu müdahaleyle hastanın vücudundaki tümöral yükün büyük kısmından kurtarıldığını açıkladı.
Erken tanı ve öz muayene genç erkeklerde hayat kurtarıyor
Operasyonu başarıyla tamamlayan Prof. Dr. Serdar Çelik, testis tümörlerinin özellikle 15-40 yaş arası genç erişkin erkek grupta sık görüldüğünü ve toplumsal farkındalığın bu hastalıkla mücadelede en kritik unsur olduğunu vurguladı. Erkeklerin genç yaşlardan itibaren düzenli olarak kendi kendine testis muayenesi yapmasının hayati önem taşıdığını belirten Çelik, şüpheli bir kitle veya ağrı hissedildiğinde vakit kaybetmeden uzman bir üroloğa başvurulması gerektiğini ifade etti. Erken evrede yakalanan vakalarda hastalıktan tamamen kurtulma oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekildi.
Hastalık sürecinde yaşadığı tecrübeleri aktaran Enes Alkan ise akranlarına beslenme ve yaşam tarzı konusunda önemli uyarılarda bulundu. Günümüz şartlarında işlenmiş ürünlerin ve gıda katkılarının vücut sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını hatırlatan Alkan, gençlerin şeker, tuz ve paketli gıda tüketiminde çok daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Genetik faktörlerin de hastalıklarda rol oynadığını belirten genç hasta, kendi ailesindeki kayıplara işaret ederek genç yaşta kimsenin "Bana bir şey olmaz" düşüncesine kapılmaması gerektiğini dile getirdi.
Ebeveynlerin yaşadığı endişeli süreç sağlık taramasının önemini gösterdi
Zorlu tedavi süreci boyunca oğlunun yanından bir an olsun ayrılmayan 45 yaşındaki baba İsmail Alkan, bir ebeveyn olarak yaşadıkları evlat acısı korkusunu ve çaresizlik hissini anlattı. İlk teşhisi duyduklarında "Ona olacağına bana olsun" diyerek büyük bir üzüntü yaşadıklarını belirten acılı baba, kendi kız kardeşini de kanser nedeniyle kaybetmiş olmanın verdiği endişeyle zor günler geçirdiklerini söyledi. Oğlunun Aliağa'daki ilk başvurularında tam sonuç alamadıklarını ancak İzmir Şehir Hastanesi'ndeki uzman kadro sayesinde yeniden umut bulduklarını dile getirdi.
Toplumsal bilincin artması gerektiğine vurgu yapan baba Alkan, tüm ebeveynlere ve gençlere seslenerek 18 yaşını geçen her bireyin düzenli sağlık taraması yaptırması gerektiğini savundu. Kendi ailelerindeki genetik yatkınlığı göz önünde bulundurarak Enes'in diğer iki kardeşini de büyüdüklerinde düzenli taramalardan geçireceğini belirten Alkan, erken teşhisin bir insanın hayatını nasıl kurtardığına bizzat şahit olduklarını ifade etti.
Cerrahi müdahale sonrası hızlı iyileşme süreci hastanın yüzünü güldürdü
Geleneksel açık ameliyatların aksine kapalı yöntemle icra edilen laparoskopik cerrahi, hastanın iyileşme konforunu ve yaşam kalitesini üst seviyeye taşıdı. Operasyon sonrasında hastanın karnında büyük cerrahi izlerin kalmadığını ve doku hasarının minimum düzeyde tutulduğunu belirten Prof. Dr. Serdar Çelik, Enes Alkan'ın çok daha kısa sürede ayağa kalkarak günlük hayatına dönebileceğini müjdeledi. Ameliyat sonrası dönemde kandaki biyobelirteç düzeylerinin ve onkolojik parametrelerin yakından izleneceğini aktaran Çelik, uygulanan bu başarılı cerrahi sayesinde hastanın tamamen sağlığına kavuşma ihtimalinin son derece güçlü olduğunu kaydetti.





