Birleşmiş Milletler nüfus tahminleri ve siber veri tabanlarından derlenen makro göstergeler, yeryüzündeki insan popülasyonunun coğrafi dağılımındaki kutuplaşmayı net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan uluslararası tescil dökümlerine göre, 2025 yıl ortası itibarıyla dünya genelinde yaşayan toplam insan sayısı 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi olarak tahmin edildi. Milyarlarca insanı barındıran bu devasa küresel havzanın zirvesinde, son yıllarda yakaladığı demografik ivmeyle dikkat çeken Hindistan yer aldı. Resmi sayım projeksiyonlarına göre Hindistan, 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişilik nüfusuyla gezegenin en kalabalık ülkesi tescilini aldı.

Küresel nüfus maratonunda uzun yıllar liderliği elinde bulunduran Çin halk cumhuriyeti ise 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişiyle ikinci sıraya geriledi. Asya'nın bu iki devini, 347 milyon 275 bin 808 kişilik nüfusuyla Amerika Birleşik Devletleri takip etti. İstatistiksel analizler, sadece bu üç ülkenin toplam hacminin küresel ölçekte ne denli büyük bir ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor; nitekim Hindistan, Çin ve ABD'nin toplam nüfusu, dünya genelindeki insan sayısının yüzde 39,2'sini oluşturuyor. Uluslararası lojistik ve ekonomik dengeleri doğrudan etkileyen bu tablonun içinde Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişi ile 194 ülke arasında 18'inci sırada yer alırken toplam insan ailesinin tam yüzde 1'lik kesimini oluşturdu.

Çocuk nüfus oranlarında küresel ölçekte dramatik bir uçurum yaşanıyor

Gelişmişlik endeksleri ve sosyo-ekonomik şartlar, ülkelerin yaş piramitlerindeki çocuk ve genç kategorilerinin payını doğrudan belirliyor. Birleşmiş Milletler'in 0-17 yaş grubunu kapsayan çocuk nüfus oranları incelendiğinde, Afrika kıtası ile Doğu Asya ülkeleri arasında çok ciddi bir tezat öne çıkıyor. Ekolojik ve lojistik zorluklarla mücadele eden Orta Afrika Cumhuriyeti, yüzde 56,2'lik oranla en yüksek çocuk nüfusuna sahip ülke oldu. Bu ülkeyi yüzde 53,3 ile Nijer ve yüzde 53 ile Somali takip etti.

Buna karşılık, endüstriyel dönüşümünü tamamlamış ve siber teknoloji lojistiğinde zirveye oynamış Doğu Asya ülkelerinde çocuk sesleri giderek azalıyor. Paylaşılan tescil raporuna göre, çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 12,9 ile Güney Kore oldu. Küresel yaşlanma krizinin merkez üssü konumundaki Japonya yüzde 14, Singapur ise yüzde 14,4 ile listenin son sıralarında yer aldı. 2025 yılında çocuk nüfusunun dünya genelindeki ortalaması yüzde 29,3 olarak hesaplanırken, Türkiye'deki çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Genç popülasyonda Türkiye Avrupa ülkelerine fark atmaya devam ediyor

Ekonomik üretim süreçlerinin, siber iş gücünün ve askeri lojistiğin ana omurgasını oluşturan 15-24 yaş grubu genç nüfus oranları da küresel demografi haritasında kritik bir parametre olarak inceleniyor. Gelişmekte olan ülkelerin gelecekteki kalkınma potansiyelini tescilleyen bu yaş diliminde en yüksek oran, yüzde 23,3 ile Güney Sudan'da gerçekleşti. İç savaş ve bölgesel istikrarsızlıklarla gündeme gelen Suriye yüzde 23,1 ile ikinci, Orta Afrika Cumhuriyeti ise yüzde 22,5 ile üçüncü sırada yer aldı. Genç nüfusun en az olduğu ülkeler listesinde ise yüzde 8,8 ile lüks kentsel yaşamın merkezi Monako, yüzde 9,1 ile Malta ve yüzde 9,5 ile sanayi devi Almanya yer aldı.

Kuru meyvede rekor ihracat
Kuru meyvede rekor ihracat
İçeriği Görüntüle

Genç nüfus oranının dünya genelindeki ortalama endeksi yüzde 15,6 olarak kayıtlara geçerken, Türkiye bu alanda da küresel ortalamanın biraz gerisinde konumlandı. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin genç nüfus oranı yüzde 14,8 olarak tescil edildi. Ancak bu oran, yaşlanan kıta Avrupa'sı ile kıyaslandığında yerli iş gücü piyasası için hala büyük bir avantaj sunuyor. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin gençlik karnesine bakıldığında; en yüksek orana sahip İrlanda (yüzde 13,5), Fransa (yüzde 12,5) ve Danimarka (yüzde 12) gibi ülkelerin tamamı Türkiye'nin gerisinde kaldı. Malta ve Almanya gibi ülkelerin yüzde 9 bandında kaldığı bu tabloda, Türkiye'nin dinamik yaş yapısının AB standartlarının çok üzerinde olduğu tescillendi.

Doğurganlık hızındaki gerileme demografik geleceği riske atıyor

Nüfusun kendini yenileme eşiği olan ve makroekonomik sürdürülebilirlik adına hayati önem taşıyan aile başına düşen çocuk sayısı, Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkede alarm veriyor. Ülkelerin toplam doğurganlık hızları baz alındığında, en yüksek üreme oranları yine Afrika kıtasında tescil edildi. Çad, kadın başına ortalama 5,94 çocuk ile dünya lideri olurken, onu 5,91 çocukla Somali ve 5,90 çocukla Kongo Demokratik Cumhuriyeti izledi. Demografik bir çöküşün eşiğinde olan Güney Kore ise 0,75 çocuk ile tarihin en düşük toplam doğurganlık hızına sahip ülkesi olarak kayıtlara geçti.

Piyasa dinamiklerini ve kentsel bütçe dengelerini tehdit eden bu düşüş trendinde Güney Kore'yi, 0,96 çocukla Singapur ve 1,00 çocukla savaş şartlarını yaşayan Ukrayna takip etti. Dünya genelinde toplam doğurganlık hızı ortalaması 2,24 çocuk seviyesinde bulunurken, sanayileşme ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandığı Türkiye'nin toplam doğurganlık hızının 1,42 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü. Bu oran, nüfusun gerilemesini durduracak asgari yenilenme katsayısının çok altında kalırken, Avrupa Birliği içinde en yüksek hıza sahip olan Bulgaristan (1,74) ve Romanya (1,71) gibi ülkelerin de gerisinde kalındığını ortaya koydu. Küresel aile yapısındaki bu radikal değişim, devletlerin geleceğe yönelik lojistik, eğitim ve sosyal güvenlik bütçelerini yeniden revize etmesini zorunlu kılıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ