ÖZGE UYANIK/ İzmir’de evinde cansız bedeni bulunan 26 yaşındaki Havin Aşkan Tektaş’ın şüpheli ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması Bayraklı Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, sanık uzman çavuş İbrahim Tektaş hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek duruşmayı 9 Eylül saat 10.00’a ertelerken, adliye önünde toplanan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) üyesi kadınlar tutuklama çıkmamasına tepki gösterdi. Platformun İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, duruşma sonrası yaptığı zehir zemberek açıklamada, ilk andan itibaren cinayetin üstünün "intihar" denilerek kapatılmak istendiğini vurguladı.
"Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak 5 saattir buradayız. 5 saattir Havin Aşkan'a ne olduğunu sormak için buradayız. Bir mahkeme 5 saat sürdü, sanığın savunması 2,5 saat sürdü. Bunun sebebi ne biliyor musunuz? Bunun sebebi Havin Aşkan'ın cansız bedeni bulunduğu andan itibaren baş şüphelinin 'benim eşim intihar etti' demesi. Olay o andan itibaren bir intihar vakası olarak ele alınıyor ve hiçbir şekilde olay yeri inceleme, etkin soruşturma, hiçbir şey yapılmıyor. Havin'in ailesi bize ulaştığında, şubat ayında biz bir eylem yapma kararı aldık. Havin'in cansız bedeni 24 Aralık 2024'te evli olduğu erkek tarafından aynı evde sabah bulunuyor. Yanında 2,5 yaşında çocuğu varken. Biz eylem kararı çıktıktan sonra akıllarına geliyor, 'ya biz bu baş şüpheliyi çağıralım da bir fiziki muayene yapalım herhangi bir şey var mı' diye. O tarihe kadar herhangi bir şey kalabilir mi?"
"Yanı başındaki kişi birinci derecede şüphelidir"
Yargılama sürecinde şüpheli ölümlerin arkasındaki ihmallere değinen Osmanoğulları, sistemin nasıl işlediğini ve taleplerini net bir şekilde dile getirdi:
"Biz biraz önce bu mahkemede şunu gördük: Bu ülkede kadın cinayetlerinin üzeri 'intihar' diye, 'kazayla yüksekten düştü' diye nasıl kapatıldığını çok iyi gördük. Biz şüpheli kadın ölümü davalarında hep sanıklardan ve sanık avukatlarından şu savunmayı duyuyoruz ve biz de hep onlara söylüyoruz: Bir kadının cansız bedeni bulunduğunda 'intihar etti' ya da 'kazayla düştü' dendiğinde yanı başındaki kişi birinci derecede şüphelidir. Onun hemen gözaltına alınması gerekiyor. Onun hemen telefonuna el konulması gerekiyor. O olay yerinin hemen olay yeri diye kapatılması gerekiyor. Oraye hemen bir bilirkişinin gönderilmesi gerekiyor. Havin'in davasında bir yıldan fazla gizlilik kararı vardı. Biz de zannettik ki o kadar etkili bir soruşturma yapıyorlar ki dosyada bir yıldır gizlilik kararı var, her şey ortaya çıkacak. Oysa biz Gülistan Doku davasından biliyoruz; gizlilik kararı geldiğinde orada birileri korunuyor, orada deliller yok ediliyor. Bu gizlilik kararı konulan dosyalardan ancak karşı taraf, failler yararlanıyor."
"Hakim 'zaman geçti' diyerek bilirkişi talebimizi reddetti, bu yargıya nasıl güvenelim?"
Adliyeden tutuklama kararı çıkmamasına ve mahkeme başkanının kararlarına büyük bir öfke duyduklarını ifade eden Osmanoğulları, konuşmasını kararlılık mesajıyla bitirdi:
"Çok öfkeliyim arkadaşlar çünkü biz bugün 6 saattir buradayız, buradan bir tutuklanma bekliyorduk ama çıkmadı. Buradan bir tutuklama çıkmadı. Görevini yapmayanlar burada; şüpheli kadın ölümlerinde üçlü ittifak var: fail, yargı, kolluk. Asla olayı baştan intihar diye kapatıyorlar, Havin'de de bunu yaşadık biz. Ama biz bir buçuk yıla yakındır Havin için ailesiyle birlikte mücadele veriyoruz. İntihar denenin eninde sonunda bir cinayet dosyasına dönüştüğünü gösterecek, buradan bu emsal kararı da çıkartacağız. Buradan öyle failler sevinmesin, 'elimizi kolumuzu sallayarak burada dolaşacağız' diye. Hayır. Nasıl bu ülkede kadınlar 6 yıl hiç susmadı, 'Gülistan Doku'ya ne oldu?' diye sordu, hiç vazgeçmedik; nasıl bu ülkede kadınlar 'Rojin'e ne oldu?' diye hiç susmuyor, bunun peşini bırakmıyor; biz Havin'e de ne olduğunu ortaya çıkartacağız. Bütün sorumlu burada görevini etkin yapmayanlardır."
"Bugün avukatlarımız bilirkişi istedi olay yerine, hakim reddetti. Neden reddetti biliyor musunuz sevgili arkadaşlar? 'Olayın üzerinden uzun zaman geçmiş' dedi. Ya bunun sorumlusu kim o zaman? Neden yapılmamış şimdiye kadar? Olay yeri neden incelenmemiş, neden bilirkişi gitmemiş oraya? Ve bu talep reddediliyor. Peki biz buna nasıl güvenelim o zaman? 2025 yılında 297 kadın bu ülkede şüpheli bir biçimde öldürüldü. Ve biz o kadınların birçoğu için verdiğimiz mücadele sonucunda bir cinayet olduğunu ortaya çıkartıyoruz. Biz 5 saattir, hatta geldiğimiz saatten beri 6 saattir vazgeçmedik buradayız, bu adaleti sağlatacağız. Bu ülkede bu dediğim gibi kolluk, yargı, fail ittifakı kadınların mücadelesini görmezden gelemeyecekler. Eninde sonunda Havin'e biz buradan adaleti sağlatacağız. Buradan emsal kararı çıkartacağız ve hiçbir fail de bundan sonra 'intihar' diye, 'kaza' diye hiçbir kadın cinayetinin üstünü örtemeyecek."




