Mersin'de henüz hayatının baharında, 16 yaşındaki Hiranur Aygar'ın arkadaş grubuyla bulunduğu bir araç içerisinde vurularak öldürülmesiyle ilgili hukuk mücadelesinde bir aşama daha geride kaldı. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşması, sadece bir cinayet dosyasının kapanması değil, toplumdaki çocuk güvenliği ve denetimsiz silahlanma tartışmalarının da fitilini ateşleyen bir dönüm noktası oldu. Mahkeme heyeti, 19 yaşındaki sanık Hüseyin Arda Ş. hakkında çocuğu olası kastla öldürme suçundan müebbet hapis cezasına hükmederken, sanığa ayrıca ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da 2 yıl hapis cezası verdi. Ancak bu ağır ceza, maktul ailesinin ve hak savunucularının yüreğine su serpmeye yetmedi.

Ailesini kaybedip otobüse binen 2 yaşındaki çocuk kamerada
Ailesini kaybedip otobüse binen 2 yaşındaki çocuk kamerada
İçeriği Görüntüle

Davanın en çok tartışılan ve tepki toplayan kısmı ise cinayet sırasında araçta bulunan diğer isimler hakkındaki hüküm oldu. Mahkeme, olay anında Hüseyin Arda Ş.'nin yanında olan Mustafa Z. ve Nazmi Ç.'yi suç delillerini gizleme ve yok etme suçundan sadece 4'er ay hapis cezasına çarptırdı. Üstelik bu cezalar hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" (HAGB) kararı verilmesiyle, cinayet şüphelisiyle aynı araçta olan iki sanık derhal tahliye edildi. Bu karar, duruşma salonunu dolduran aile yakınları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri arasında "adaletin eksik tecelli ettiği" yönünde ortak bir kanaat oluşturdu.

Silahın gölgesinde sönen bir hayatın hukuk mücadelesi

Karar duruşması sonrasında adliye önünde yapılan açıklamalar, Türkiye'deki bireysel silahlanma sorununun ne kadar vahim bir boyuta ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Mersin Kadın Dayanışma Komitesi adına süreci takip eden gönüllü avukat Derya Demir, kararı "adaletin temelden sarsıldığının ilanı" olarak nitelendirdi. Demir, ruhsatsız silah erişiminin bu kadar kolay olduğu bir düzende çocukların can güvenliğinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu vurgulayarak, "Ruhsatsız silahların bakkaldan ekmek gibi alındığı bir ülkede çocuklarını koruyamayan bir düzene karşı isyan için bir araya geldik" sözleriyle sitemini dile getirdi. Avukat Demir, bu kararı asla kabul etmeyeceklerini ve adalet yerini bulana dek üst mahkemelerde mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

Duruşmaya katılan Mersin Baro Başkanı Gazi Özdemir de verilen kararın vicdanları rahatlatmaktan uzak olduğunu ifade etti. Özdemir, özellikle çocukların ve kadınların hedef olduğu şiddet olaylarında hukukun üstünlüğünün tam anlamıyla tesis edilmesi gerektiğini savunarak, dosyanın hem istinaf hem de Yargıtay aşamasında takipçisi olacaklarını ilan etti. Baro Başkanı, çocukların sokaklarda veya arkadaş ortamlarında bir silah gölgesinde ölmediği bir ülke inşa etmek için hukuk mücadelesinin sonuna kadar süreceğini hatırlattı.

Kaynak: AJANSLAR