İran’da ekonomik kriz, artan yoksulluk ve yaşam koşullarındaki sert bozulmaya karşı başlayan protestolar, 14’üncü gününde de ülke genelinde etkisini sürdürüyor. 28 Aralık’ta Tahran Kapalı Çarşı’da başlayan gösteriler kısa sürede kitlesel bir halk hareketine dönüşürken, ortaya çıkan tablo her geçen gün daha ağırlaşıyor. İnsan hakları örgütlerine göre ülkede şu ana kadar 65 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 311 kişi gözaltına alındı.
Gösteriler ülke geneline yayıldı
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı HRANA’nın yayımladığı son rapora göre, İran’daki protestolar 31 eyalette etkisini gösteriyor. Başta Tahran olmak üzere birçok büyük şehirde sokaklar eylem alanına dönüşürken, gösterilerin artık sadece ekonomik taleplerle sınırlı kalmadığı, doğrudan rejime karşı bir itiraz dalgasına evrildiği ifade ediliyor.
ABD merkezli kaynaklar da, eylemlerin giderek daha geniş kitleleri içine alan bir halk hareketine dönüştüğünü vurguluyor.
Ölü sayısı her gün artıyor
Açıklanan verilere göre protestolarda ölenlerin sayısı 65’e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin 50’sinin sivil olduğu, bunlardan 7’sinin ise 18 yaşından küçük çocuklar olduğu bildirildi. Ayrıca olaylarda 15 güvenlik görevlisinin de yaşamını yitirdiği kaydedildi.
İnsan hakları örgütleri, sahadaki koşullar nedeniyle gerçek bilançonun açıklanan rakamların üzerinde olabileceğine dikkat çekiyor.
Binlerce kişi gözaltında
HRANA’nın raporuna göre, ülke genelinde 2 bin 311 kişi gözaltına alındı. Gösteriler sırasında onlarca kişinin de yaralandığı, yaralanmaların büyük bölümünün plastik mermi ve saçma isabeti nedeniyle meydana geldiği belirtildi.
Gözaltına alınanların bir bölümünün nerede tutulduğu ve sağlık durumlarıyla ilgili net bilgiye ulaşılamadığı bildiriliyor.
İnternet kesilerek protestolar bastırılmak isteniyor
İran yönetimi, 8 Ocak itibarıyla eylemlerin yoğun olduğu kentlerde internet erişimini kesti. Bu adımın, protestoların örgütlenmesini engellemek ve görüntülerin dış dünyaya ulaşmasını zorlaştırmak amacıyla atıldığı değerlendiriliyor.
Uzmanlar, iletişimin kesilmesinin hem insan hakları ihlallerinin belgelenmesini hem de halkın haber alma hakkını ciddi biçimde sınırladığını vurguluyor.
Başsavcıdan sert mesaj: İdam tehdidi
İran Genel Başsavcısı Muhammed Muvahhidi’nin yaptığı açıklamalar ise gerilimi daha da tırmandırdı. Devlet televizyonuna konuşan Muvahhidi, savcılıklara talimat vererek, protestolara katılan ve “kargaşa çıkaran” kişilerin vakıt kaybetmeden yargılanması gerektiğini söyledi.
Muvahhidi, “Halka ihanet eden, ülkenin yabancıların kontrolüne girmesini hedefleyen ve huzur ortamını bozanlarla ilgili iddianameler derhal hazırlanmalı” ifadelerini kullandı.
Muharebe suçu ve idam tehdidi
Başsavcı, protestoculara yöneltilen suçların muharebe suçu kapsamında değerlendirileceğini vurgulayarak, “Failler kandırıldık diyerek bu suçlardan kurtulacaklarını zannetmesinler. Çünkü gerekli tüm uyarılar yapılmıştır” dedi. Sosyal medyada öne çıkan isimlerin ve konuşma yapan kişilerin de hedefte olduğu mesajı verildi.
İran Ceza Kanunu’nun 282. maddesi, muharebe suçunun işlendiği durumlarda idam cezası öngörüyor. Ancak mahkemelere, sanıklar hakkında sürgün veya uzuv kesilmesi gibi ağır alternatif cezalar verme yetkisi de tanınıyor.
Resmî açıklama yok, belirsizlik sürüyor
İranlı yetkililer, şu ana kadar ölü ve gözaltı sayılarıyla ilgili resmî ve kapsamlı bir açıklama yapmadı. İnsan hakları kuruluşları ise hem ölü hem de gözaltı sayısının sahadaki koşullar nedeniyle daha yüksek olabileceğini belirtiyor.




