Ege Bölgesi'nin kalbi konumundaki İzmir'de yaşayan milyonlarca vatandaş, her yıl haziran ayıyla birlikte başlayan ve ağustos sonuna kadar devam eden boğucu yaz sıcaklarına karşı bu sene şaşırtıcı bir serinlikle karşılaştı. Dünya genelinde iklim modellerinin altüst olduğu ve El Nino güney salınımı nedeniyle küresel sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir dönemde, İzmir ve çevresindeki hava koridoru farklı bir mikro klima etkisi gösteriyor. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentteki güncel meteorolojik dökümleri ve tarihi istatistikleri masaya yatırarak ezber bozan açıklamalarda bulundu.
Yaz aylarındaki hava durumunun kaderini aslında ilkbahar aylarında atmosferde biriken enerji dalgalarının belirlediğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar, İzmir genelinde mart, nisan ve mayıs aylarının alışılmış ortalamaların çok altında derecelerle kapandığını hatırlattı. Bahar aylarında toprağın ve deniz suyunun yeterince ısınmamasının, yaz aylarında yaşanabilecek olası termal şokları ve ekstrem sıcak dalgalarını engellediğini vurgulayan bilim insanı, kent sakinlerine müjdeli haberi verdi. Özellikle mayıs ayında yaşanan sıra dışı soğukların atmosferik dengede çok önemli bir bariyer oluşturduğunu belirten uzman, bu durumun yaz aylarını doğrudan sübvanse ettiğini aktardı.
Cumhuriyet tarihinin en soğuk mayıs aylarından biri tescil edildi
Kentteki hava tahmin raporlarını ve uzun vadeli klimatolojik verileri inceleyen uzmanlar, geride bıraktığımız mayıs ayına ait sayısal verilerin tarihi bir dönüm noktası olduğunu ortaya koyuyor. Meteoroloji istasyonlarından gelen tescilli dökümlere göre, bu yıl kent genelinde termometreler son 88 yılın en düşük bahar değerlerini kaydetti. Atmosferdeki bu istisnai soğuma, yaz mevsiminin ilk yarısında kenti kavurucu sıcak dalgalarından koruyan en büyük lojistik faktör haline geldi.
Tarihi veriler ışığında mayıs ayındaki anomalinin boyutuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Bu yıl İzmir'i keyifli bir yaz bekliyor, büyük bir sıcaklık olmayacaktır. Çünkü bu yıl mart, nisan ve mayıs ayları ortalama sıcaklığın altında geçti. Özellikle mayıs ayı 1,4 derece gibi ortalamanın altında geçti. Bu 1938 yılından beri tutulan kayıtlara göre; bu yıl en soğuk mayıs ayıydı, üçüncüsünde yaşandı" diyerek atmosferdeki bu benzersiz döngünün kentsel yaşam konforuna olumlu yansımalarını özetledi. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından bu yana tutulan kurumsal hafıza kayıtları, bu yazın neden bu denli rahat geçtiğinin bilimsel anatomisini de gözler önüne seriyor.
Atmosferik dalgalanmalar belirli bir tüzük ve düzen içinde ilerliyor
Hava sıcaklıklarında yaşanan ani düşüşlerin veya kısa süreli tırmanışların toplum nezdinde birer "rastgelelik" veya "şaşkınlık" olarak algılanmasının bilimsel olarak doğru olmadığını belirten TÜBA üyesi, doğanın kendi içinde kusursuz bir matematiksel ritme sahip olduğunu hatırlattı. Ege genelinde esen imbat rüzgarlarından, kuzeyli hava akımlarına kadar her bir meteorolojik hareketin belirli periyotlarla kendini tekrarladığı tescillendi.
Sıcaklık ve yağış tüzüğünün kendi içindeki dengesini anlatan Prof. Dr. Yaşar, "Bir rastgelelik söz konusu değildir. Örneğin, şu an olduğu gibi sıcaklıklar 7-8 günde bir hafif düşerken, birkaç gün içinde 38'lere çıkacaktır. Hep bu varyasyonla geçer. Yağışlar da bu duruma benzerdir. 8-10 yılda bir kuraklık yaşanırken 8-10 yılda bir de yağışlı dönem yaşarız. Geçen yıl İzmir'de temmuz ayında 43 derece ile rekoru gördük. Ancak şu an sıcaklık normal seyrinde ilerliyor" ifadelerini kullandı. Uzman, mevcut kentsel asayişi ve tarımsal üretimi tehdit edecek bir kuraklık veya ekstrem sıcaklık tehdidinin şu an için ufukta görünmediğini sözlerine ekledi.
Ağustos ortasından sonra mega el nino tehlikesi pusuda bekliyor
Yaz mevsiminin ilk yarısı normallerin altında serinlikle geçse de, küresel okyanus akıntılarının yön değiştirmesiyle birlikte dünya genelini etkilemesi beklenen makro bir iklim hareketi, yaz sonuna doğru dengeleri kısmen değiştirebilir. Pasifik Okyanusu'ndaki su sıcaklıklarının yükselmesiyle tetiklenen küresel ısınma dalgası, ağustos ayının ikinci yarısından itibaren Türkiye kıyılarını da dolaylı olarak etkileme potansiyeline sahip.
Gelecek aylara dair lojistik tahminlerini ve risk senaryolarını paylaşan Prof. Dr. Doğan Yaşar, küresel bir doğa fenomenine karşı uyarılarda bulundu. Atmosferik sistemlerin her an yeni bir evreye geçebileceğini hatırlatan Yaşar, "Eğer Ağustos'un 15'inden sonra Mega El Nino gelirse doğal olarak sıcaklıklar biraz daha artacaktır ama bu ardından çok ciddi yağışları getirecektir. Bu yılı son yıllara göre ortalamanın altında bir sıcaklık ile geçiriyoruz" şeklinde konuştu. Olası bir sıcaklık artışının ardından sonbahar aylarında kentsel altyapıyı zorlayacak şiddetli yağışların gelebileceğini öngören bilim insanları, yerel yönetimlerin şimdiden taşkın ve lojistik önlemlerini alması gerektiğinin altını çiziyor.
Meteoroloji önümüzdeki günler için termometre değerlerini sabitledi
Bilimsel değerlendirmelerin yanı sıra, sahadaki anlık ölçümleri gerçekleştiren Meteoroloji 2'nci Bölge Müdürlüğü analistleri de İzmir için kısa vadeli hava tahmin raporunu kamuoyuyla paylaştı. Kent genelindeki istasyonlardan elde edilen anlık siber verilere göre, önümüzdeki 4 günlük periyotta ekstrem bir sıcaklık dalgası veya Afrika üzerinden gelecek bir çöl havası beklenmiyor.
Resmi kurum tarafından yayımlanan tescilli dökümlere göre, İzmir'de 4 gün boyunca hava sıcaklıklarının 35-36 derece bandında istikrarlı bir şekilde seyretmesi öngörülüyor. Akşam saatlerinde kuzeyden esecek hafif rüzgarların kentsel ısı adası etkisini azaltacağı ve hissedilen sıcaklığı daha da aşağı çekeceği belirtildi. Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların ve yaşlıların, her ihtimale karşı güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde tedbirli olmaları istenirken, İzmir'in bu yaz kentsel refah ve iklimsel açıdan son yılların en huzurlu dönemini tecrübe ettiği bir kez daha onaylanmış oldu.




