Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında sıklıkla başvurulan tıbbi ve aromatik bitkilerin kontrolsüz tüketimi, çağımızın en büyük biyolojik tehditleri arasında gösterilen direnç sorununu yeni bir boyuta taşıdı. İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Fauna ve Flora Araştırma ve Uygulama Merkezi (FAMER) Müdürü Prof. Dr. Kerem Canlı liderliğindeki 16 kişilik uzman araştırma ekibi, kamuoyunda bilyalı kekik veya İzmir kekiği olarak bilinen Origanum onites bitkisi üzerinde ezber bozan bir çalışmaya imza attı.
Daha önce uluslararası saygınlığa sahip Microorganisms dergisinde yayımlanan ilk araştırmalarında, İzmir kekiği ekstraktının kimyasal ve sentetik antibiyotiklerden çok daha yüksek bir bakterisidal etkiye sahip olduğunu bilimsel verilerle kanıtlayan ekip, yeni çalışmalarında ise bu yüksek gücün bilinçsiz kullanımda yaratacağı tehlikelere odaklandı. Yerel bitkilerin sağlık üzerindeki etkilerini laboratuvar ortamında ayrıntılı şekilde incelediklerini belirten Prof. Dr. Kerem Canlı, iki yıl önce kekiğin güçlü yapısını tescillediklerini ancak günümüzde gelişigüzel bitkisel ürün kullanımının antibiyotik krizini daha da derinleştirdiğini vurguladı.
Kırk günlük deneyde ortaya çıkan çapraz direnç şoku
DEÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Suray Serdarova'nın tez çalışması kapsamında yürütülen deneysel süreçte, İzmir kekiği ekstraktının bakterileri öldürmeye yetmeyen düşük dozlarına maruz bırakılan mikrobiyal popülasyonların zaman içerisindeki davranış kalıpları izlendi. Tam 40 gün boyunca kesintisiz olarak uygulanan bu düşük doz maruziyetinin ardından, ortamdaki bakterilerin doğal bitkisel ekstrakta karşı tam bir bağışıklık geliştirdiği gözlemlendi. Ancak araştırmacıları asıl şaşırtan ve endişelendiren gelişme, sürecin ikinci aşamasında uygulanan çapraz direnç testlerinde yaşandı.
Laboratuvarda kekik ekstraktına karşı direnç kazanan bakterilerin, piyasada yaygın olarak reçete edilen güçlü tıbbi antibiyotiklerle karşılaştırıldığında bu ilaçlara karşı da tamamen dirençli hale geldiği belirlendi. Bitkisel etken maddeye adapte olan mikroorganizmaların, sentetik ilaçların etki mekanizmalarını da etkisiz kıldığını ifade eden Prof. Dr. Kerem Canlı, "Kekik nedeniyle direnç geliştiren mikroorganizmalar artık antibiyotikler tarafından da öldürülemiyordu. Dolayısıyla eğer kontrolsüz şekilde kekik ve benzeri antimikrobiyal etkili bitkileri kullanırsak gelecekte hastalarımızı iyileştiremeyeceğimiz çok ciddi bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Şifalı bitkilerin reçeteli ilaç statüsüne alınması çağrısı
Elde edilen bilimsel verilerin ışığında İzmir kekiği gibi yüksek etken maddeye sahip bitkilerin tıpkı farmasötik ilaçlar gibi değerlendirilmesi gerektiğini savunan akademisyenler, bu tür şifalı bitkilerin ambalajlı veya açık şekilde rastgele satılmasının önüne geçilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bitkinin bünyesinde barındırdığı etken maddeler sebebiyle sadece antibakteriyel değil, aynı zamanda antifungal ve antikanser özellikler taşıdığına dikkat çekildi.
İzmir kekiğinin aktarlardan veya pazar tezgahlarından kontrolsüzce alınıp kitleler tarafından ezbere tüketilmesinin büyük risk barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kerem Canlı, bu ürünlerin eczaneler üzerinden ve uzman doktor reçetesiyle halka ulaştırılması gerektiğini dile getirdi. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) akılcı ilaç kullanımı ve küresel antibiyotik direnci ile mücadele politikalarına atıfta bulunan Canlı, "Eğer bugün İzmir kekiğini reçetesiz ve kontrolsüz kullanırsak yarın eczaneden aldığımız hiçbir antibiyotik hastalığımızı iyileştirmeyecek. Bu direnç başımıza çok ciddi sorunlar açacak. Önümüzdeki birkaç yılı, baharat olarak bildiğimiz bitkilerin yol açtığı sağlık sorunlarını çözmekle geçirmek istemiyorsak, bitkisel ürünlerin dozajı ve kullanım süresi bilimsel standartlara bağlanmalıdır" şeklinde konuştu.




