Avrupa genelinde her yıl eş zamanlı olarak kutlanan Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında İzmir sokakları son derece anlamlı ve kapsayıcı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. "Kentte Herkes İçin Hareketlilik" teması etrafında kenetlenen sivil toplum kuruluşları, kent içi ulaşımda yaşanan fiziki kısıtlamalara ve altyapı eksikliklerine kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla kitlesel bir farkındalık etkinliği düzenledi. Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) İzmir Şubesi öncülüğünde hayata geçirilen organizasyona Bisikletli Ulaşımı Geliştirme Derneği (BUGEP), Yaya Derneği ve Eşpedal Derneği temsilcileri aktif katılım sağladı. Tekerlekli sandalye kullanan ortopedik engelli bireyler, görme engelliler, bisiklet tutkunları ve yayalar; kentsel kamusal alanların engelsiz biçimde kullanımı için omuz omuza vererek kent merkezini adımladı. Etkinlik çerçevesinde düzenlenen ortak yürüyüşün ardından gerçekleştirilen panelde, kent içi erişilebilirlik sorunları ve çözüm yolları detaylıca masaya yatırıldı.
Gündoğdu Meydanı'ndan başlayan yürüyüşte sokaktaki engeller deneyimlendi
Kentin simge mekanlarından biri olan Gündoğdu Meydanı üzerinde toplanan kalabalık grup, belirlenen güzergah boyunca kentin işlek caddelerinde ve kaldırımlarında ilerledi. Katılımcılar, günlük yaşamda karşılaşılan fiziki engelleri bir arada tecrübe ederek hem kendi aralarında iletişim kurdu hem de çevredeki vatandaşlarda farkındalık oluşturdu. Yürüyüş esnasında tekerlekli sandalye kullanıcılarının yüksek kaldırımlar ve dar geçişler nedeniyle yaşadığı aksaklıklar, görme engelli bireylerin hissedilebilir yüzey eksikliği sebebiyle karşılaştığı tehlikeler ve bisikletlilerin yaşadığı kulvar kısıtlamaları somut bir şekilde gözler önüne serildi.
Yürüyüşün amaçlarına ve sahadaki gözlemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Metin Çınar, sokaklardaki altyapı yetersizliklerinin engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımının önündeki en büyük bariyer olduğunu vurguladı. Başlatılan yürüyüşün sadece bir eylem değil, aynı zamanda empati geliştirme süreci olduğunun altını çizen Çınar, yollardaki kaldırımların düzensizliği, yaya yollarının tahrip olmuş yapısı ve kent içi mimari engellerin kararlılıkla gündeme taşınması gerektiğini belirtti. Katılımcıların birlikte hareket ederek birbirlerinin ulaşım deneyimlerini anlama imkanı bulduğunu ifade eden dernek başkanı, yerel yönetimlerin bu konudaki düzenleme adımlarını hızlandırması gerektiğini dile getirdi.
Erişilebilir şehir altyapısı kent ekonomisi ve turizmi için hayati önem taşıyor
Kentteki erişilebilirlik standartlarının yükseltilmesinin yalnızca İzmir'de yaşayan yerel halkın değil, kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin de hayatını doğrudan etkileyeceğini aktaran Metin Çınar, konunun ekonomik ve sosyal boyutuna dikkat çekti. Günümüz dünyasında engelli turizmi ile ileri yaş turizminin devasa bir sektöre dönüştüğünü belirten Çınar, seyahat eden bireylerin gidecekleri destinasyonlarda engelsiz ulaşım imkanlarını ilk sırada aradığını ifade etti. Tekerlekli sandalye ile rahatça gezilebilen, müze, restoran, kafe ve sahil şeritlerine kesintisiz erişim sunan şehirlerin küresel ölçekte büyük bir rekabet avantajı kazandığına işaret edildi.
İzmir'in bu alandaki potansiyeline vurgu yapan Çınar, kentin gerçek anlamda erişilebilir kent kimliği kazanması durumunda dünyanın dört bir yanından turist çekeceğini söyledi. Engelsiz bir altyapının yerel esnafın kazancını artıracağını, turizm gelirlerini katlayacağını ve gençler için yeni istihdam sahaları oluşturacağını dile getiriren TSD İzmir Şube Başkanı, kurumsal yaklaşım olarak sadece sorunları söylemekle kalmayıp somut çözüm önerileri de geliştirdiklerini hatırlattı. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilgili kurumlara defalarca resmi yazı ve dilekçeler sunulduğunu belirten Çınar, özellikle Konak kaldırım ve altyapı sorunları dâhilinde yer alan yağmur suyu kanallarının engellilerin takılmadan geçebileceği uygun aparatlarla kapatılması yönündeki taleplerine tam bir yıldır yanıt beklediklerini aktardı.
Yaya ve bisikletli ulaşımı sokaklardaki empati duygusunu pekiştiriyor
Saha deneyimlerinin ve toplumsal dayanışmanın önemine değinen Türkiye Sakatlar Derneği gönüllüsü Klinik Psikolog Beyzanur Yıldırım ise etkinliğin insani ve psikolojik boyutuna mercek tuttu. Görme engelli bir annenin evladı olarak çocukluğundan bu yana erişilebilirlik mücadelelerinin içinde yer aldığını aktaran Yıldırım, Avrupa Hareketlilik Haftası vesilesiyle farklı toplumsal kesimlerin aynı amaç uğruna bir araya gelmesinin yarattığı sinerjiye değindi. Yürüyüşe tekerlekli sandalye kullanıcıları, görme engelli vatandaşlar, yayalar ve bisikletli grupların eş zamanlı katılım sağlamasının kent içi dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi.
Sokaklardaki fiziki koşulların tüm katılımcıları eşit derecede zorladığını gözlemlediklerini belirten Yıldırım, kaldırım zeminlerindeki bozukluklar, kot farkları ve ani girinti-çıkıntıların hareketi ciddi şekilde kısıtladığını ifade etti. Farklı engel grupları ile yaya ve bisikletli ulaşımı temsilcilerinin yan yana yürümesinin güçlü bir empati ortamı doğurduğunu kaydeden Yıldırım, herkesin tek bir ortak arzusu olduğunu vurguladı: Kent ortamında diğer tüm bireylerle eşit koşullarda, güvenli, bağımsız ve engelsiz şekilde ilerleyebilmek. Bu tür kapsayıcı etkinliklerin artırılmasıyla hem toplumsal farkındalık düzeyinin yükseleceği hem de kent mimarisinde evrensel tasarım ilkelerinin benimsenmesinin hızlanacağı ifade edildi.




