İzmir'de binlerce kişinin yaşadığı eski apartmanların olası bir depreme ne kadar dayanıklı olduğu yeniden tartışılıyor. 30 Ekim 2020'de meydana gelen ve kentte büyük yıkıma yol açan depremin üzerinden altı yıl geçerken yapı güvenliği, İzmir'in en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yapı stoku envanteri ve Deprem Master Planı çalışmaları, kentin yapılaşma geçmişini, zemin özelliklerini ve olası depremlerde ortaya çıkabilecek riskleri bilimsel verilerle değerlendirmeyi amaçlıyor. Son açıklanan verilere göre üç ilçede yaklaşık 118 bin yapıya ilişkin envanter hazırlanırken İzmir genelindeki yapıların büyük bölümünde envanter çalışmalarının henüz tamamlanmadığı görülüyor.
118 bin yapı inceleme kapsamında
İzmir Büyükşehir Belediyesinin 17 Ağustos 2026 tarihinde açıkladığı verilere göre Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka'da yaklaşık 118 bin yapının envanteri çıkarıldı. Çalışmalarla birlikte İzmir genelindeki yapı stokunun yaklaşık yüzde 12'sine, merkez ilçelerdeki yapı stokunun ise yaklaşık yüzde 32'sine ilişkin envanter tamamlandı. Bu veriler, kentin mevcut binalarının özelliklerini belirlemek ve olası deprem risklerine karşı öncelikli müdahale alanlarını tespit etmek açısından önem taşıyor. Ancak envanteri çıkarılan 118 bin yapının tamamının riskli olduğu anlamı çıkarılmaması gerekiyor. Envanter çalışmaları, binaların özelliklerini kayıt altına almayı ve ayrıntılı inceleme gerektiren yapıları önceliklendirmeyi amaçlıyor.
İlk çalışmalar Bayraklı'da başladı
İzmir'deki yapı envanteri çalışmalarına, 30 Ekim 2020 depreminden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Bayraklı'da başlandı. Belediyenin proje verilerine göre Bayraklı'da 33 bin 100, Bornova'da ise 61 bin 673 yapının envanteri çıkarıldı. Böylece ilk iki ilçede toplam 94 bin 773 yapı kayıt altına alındı. Çalışmaların sonraki aşamalarında Karşıyaka da envanter kapsamına dahil edildi. İnşaat mühendislerinin saha tespitleri ve akademik değerlendirmelerle yürütülen çalışmaların temel hedefi, mevcut yapıların özelliklerini belirlemek ve kentsel dönüşüm politikalarına bilimsel veri sağlamak.
Eski binalarda hangi riskler bulunuyor?
İzmir'de özellikle eski yapıların deprem performansı, vatandaşların en fazla merak ettiği konuların başında geliyor. Bir binanın depreme dayanıklılığını yalnızca yaşı belirlemiyor. İnşa edildiği dönemde yürürlükte bulunan deprem yönetmeliği, kullanılan betonun kalitesi, donatı özellikleri, taşıyıcı sistemin düzeni, zemin koşulları ve binanın zaman içinde geçirdiği değişiklikler de büyük önem taşıyor. Özellikle mühendislik hizmetlerinin yetersiz olduğu, taşıyıcı elemanlarında hasar bulunan veya sonradan izinsiz müdahaleler yapılan binalarda risk artabiliyor. Bununla birlikte eski bir binanın mutlaka dayanıksız, yeni bir binanın ise kesinlikle güvenli olduğu söylenemiyor. Yapı güvenliği ancak teknik inceleme ve gerekli mühendislik analizleriyle ortaya konulabiliyor.
Zemin yapısı da araştırılıyor
İzmir'de yürütülen deprem hazırlıkları yalnızca binaların fiziksel özellikleriyle sınırlı değil. Bornova ve Karşıyaka'da mikrobölgeleme saha çalışmalarının tamamlandığı açıklandı. Bu çalışmalar kapsamında zemin özellikleri, yerel jeolojik koşullar ve deprem sırasında zeminin gösterebileceği davranışlar değerlendiriliyor. Aynı büyüklükteki bir deprem, farklı zemin özelliklerine sahip bölgelerde farklı düzeylerde sarsıntıya neden olabiliyor. Bu nedenle yapı güvenliğinin değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı sistemi kadar bulunduğu zeminin özellikleri de dikkate alınıyor. Elde edilen verilerin yapı envanteriyle birlikte değerlendirilmesi, gelecekteki kentsel dönüşüm ve afet risk azaltma çalışmalarına yol göstermeyi amaçlıyor.
İzmir'de 40 fay zonu araştırılıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Dokuz Eylül Üniversitesi koordinatörlüğünde hazırlanan Deprem Master Planı kapsamında yaklaşık 40 fay zonu da inceleniyor. On ayrı uzman ekibin görev aldığı çalışmalarda fayların özellikleri, olası deprem senaryoları, zemin davranışı ve yapı stokunun kırılganlığı ele alınıyor. Araştırmaların yalnızca deprem sırasında meydana gelebilecek bina hasarlarıyla sınırlı kalmaması, afet sonrasında ulaşım, altyapı, barınma ve temel hizmetlerin sürdürülebilirliğine ilişkin planlamalara da katkı sağlaması hedefleniyor. İzmir çevresindeki deniz fayları nedeniyle oluşabilecek tsunami tehlikesi de değerlendirme başlıkları arasında bulunuyor.
Binanızın bilgilerini öğrenebilirsiniz
İzmir'de yaşayan vatandaşlar için en önemli sorulardan biri de oturdukları binanın durumunu nasıl öğrenebilecekleri. Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen Bina Kimlik Belgesi sistemi, envanteri tamamlanan yapılara ilişkin çeşitli bilgilere erişim sağlıyor. Sistemde binaların ruhsat ve proje bilgileri, deprem mevzuatıyla ilgili kayıtları ve yakın çevredeki afet toplanma alanlarına ilişkin bilgiler yer alabiliyor. Vatandaşlar, envanter kapsamına alınmış binalara ilişkin bilgilere Bizİzmir platformundaki Yapı Envanter bölümünden ulaşabiliyor. Ancak bina kimlik belgesi, tek başına deprem dayanıklılık raporu yerine geçmiyor. Binanın mevcut deprem performansının belirlenmesi için gerektiğinde ayrıntılı mühendislik incelemesi yapılması gerekiyor.
Riskli bina nasıl tespit ediliyor?
Binanın deprem güvenliğinden endişe eden mülk sahipleri, yetkili kuruluşlara başvurarak teknik inceleme yaptırabiliyor. 6306 sayılı Kanun kapsamında resmî riskli yapı tespiti, Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlarca gerçekleştiriliyor. Bu süreçte binanın taşıyıcı sistemi, malzeme özellikleri ve ilgili mevzuatta öngörülen teknik kriterler değerlendiriliyor. Riskli yapı tespiti ile belediyelerin yürüttüğü genel yapı envanteri çalışmaları ise farklı süreçler olarak uygulanıyor. Genel envanter, kent ölçeğinde önceliklerin belirlenmesine yardımcı olurken resmî riskli yapı tespiti, ilgili bina hakkında hukuki sonuçlar doğurabilen ayrı bir inceleme niteliği taşıyor.
Gözler kentsel dönüşüm çalışmalarında
İzmir'de deprem riskinin azaltılması için yürütülen çalışmaların en önemli aşamalarından birini de mevcut yapı stokunun yenilenmesi oluşturuyor. Özellikle eski yapıların yoğun olduğu bölgelerde bina bazında güçlendirme, yeniden yapım ve alan ölçeğinde kentsel dönüşüm seçenekleri önem kazanıyor. Ancak hangi binaların öncelikli olarak dönüştürüleceğinin belirlenmesi için yapı özelliklerinin, zemin verilerinin ve teknik risk analizlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. İzmir'de yaklaşık 118 bin yapıya ilişkin envanterin tamamlanması önemli bir veri birikimi oluştururken çalışmaların kent geneline yayılması ve elde edilen sonuçların somut risk azaltma uygulamalarına dönüştürülmesi bekleniyor. 30 Ekim depreminin altıncı yıl dönümü yaklaşırken İzmir'de yanıt bekleyen temel soru ise değişmiyor: Yaşadığımız binalar olası büyük bir depreme ne kadar hazır?




