İzmir'de yürütülen kentsel dönüşüm ve kooperatif soruşturmaları kapsamında tutuklu bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer’in hukuki durumuna ilişkin savunma makamından son derece kritik bir hamle geldi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava sürecine dair açıklamalarda bulunan Avukat Defne Soyer, söz konusu soruşturmanın temelini oluşturan iddiaların geçmişte devletin yetkili adli makamları tarafından incelendiğini ve takipsizlikle sonuçlandığını duyurdu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 8 Aralık 2022 tarihinde verilen karara dikkat çeken savunma tarafı, aynı protokol ve sözleşmeler üzerinden yeni bir yargılama yapılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.
Hukuki süreçte ortaya çıkan takipsizlik kararı
Soruşturmanın geçmişine dair ayrıntılı bilgiler paylaşan Avukat Defne Soyer, Gaziemir'deki kentsel dönüşüm projesine ilişkin sürecin AK Parti ve MHP’li belediye meclis üyelerinin suç duyurusu üzerine 2022 yılında başlatıldığını hatırlattı. Yapılan şikayet doğrultusunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan dosyada, Gaziemir Kooperatifi inşaat süreci, belediye ile yüklenici firmalar arasındaki sözleşmeler ve uygulama protokollerinin en ince detayına kadar incelendiği ifade edildi. İncelemeler sonucunda başsavcılık, iddialara konu eylemlerin hiçbir aşamasında kamu zararı ya da suç teşkil eden bir durum saptamadı.
Defne Soyer'in açıklaması şöyle;
“Bu konu 8 Aralık 2022 tarihinde bizzat İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturulmuş. AKP ve MHP meclis üyelerinin Gaziemir'deki kooperatifle ilgili yaptığı suç duyurusu neticesinde aynı sözleşme ve aynı protokol incelenerek bir karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş.
Şimdi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yani Devletin verdiği kararı okuyorum:
“Riskli yapı tespiti belediye tarafından değil Çevre, Şehircilik ve İklim Dâhil Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından verilmiş. Riskli Yapı Tespit Lisansı Belgesi'ne sahip yüklenici firma tarafından yapıldığı, ayrıca 2348 ada 1 parsel için daha önce 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ihale edildiği ancak katılım olmadığı, Kentsel Dönüşüm Proje Alanı olarak belirlenen alanın içinde kalan 2348 ada 1 parsel üzerinde yapı olmadığı için 6306 Sayılı Kanun kapsamında işlem tesis edilmediği, bunun bütün kararların Meclis tarafından "oybirliği" ile alındığı, Sayıştay Denetçileri tarafından yapılan denetim sonunda bu konu hakkında herhangi bir hükme yer verilmediği, iddia konulan hakkında mevzuata aykırı bir durum tespit edilmediğinden, usulüne uygun protokol yapılan İZBETON A.Ş. yetkililerinin suç teşkil eden herhangi bir eylemi tespit edilemediğinden haklarında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına.'
İZBETON yönetim kurulunda zaten Tunç Soyer'in imza etkisi yok ve belediye başkanı olarak yargılanamayacağı, cezai sorumluluğu olmadığı hakkında kesinleşmiş de Danıştay kararı var. Bu 8 Aralık 2022 tarihli karar aslında bizzat İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı yani Devletin, bu modelin hukuka uygun olduğunu ve burada suç teşkil eden eylem olmadığını karara bağladığını gösteriyor. Sonuçta kimler bu modelin hukuka uygun olduğunu söylemiş oldu? Bizzat İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi, Meclis Hukuk Komisyonu, Belediye 1. Hukuk Müşavirliği, Uzman Sayıştay denetçisi, 3 hukuk profesörü bu modelin hukuka uygun olduğuna dair görüş verdi. Tunç Soyer'in zaten aksini düşünmesi mümkün değildi.
Ama her ne hikmetse Tunç Soyer'in görev süresi bittikten sonra yeni belediye yönetimi kooperatif üyelerine bu sözleşmelerin hukuka aykırı olduğunu söyleyerek inşaatları durduruyor. 1 yıl sonra aslında aynı sözleşmeler aynı kooperatiflerle tekrar imzalanıyor, yani aslında yeni belediye yönetimi de bu sözleşmelerin hukuka uygun olduğunu geç de olsa kabul etmiş oluyor. Ama arada ne oluyor? Davet usulü ihalelerle inşaatlar tek bir müteahhide veriliyor, kooperatif üyeleri belirsizlikte bırakılıyor ve daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor, Tunç Soyer tutuklanıyor.
Şimdi bütün bunlar ortadayken, bütün bunlar kanıtlanmışken Tunç Soyer'in artık derhal tahliye edilmesi gerek, bir duruşma daha görmesine gerek yok. Tüm bu deliller bırakın Tunç Soyer'in tahliyesini beraati için yeterlidir. Artık 480 güne aşkın süredir tutuklu olan Tunç Soyer'in özgürlüğüne kavuşması gerek."




