Kent genelindeki sahipsiz canlıların yaşam kalitesini ve sağlık standartlarını artırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, veterinerlik hizmetlerinde çığır açan yeni bir teknik altyapıyı devreye soktu. Gelişmiş insan hastanelerinin kalbi konumunda olan sterilizasyon disiplini, yürütülen titiz çalışmalar neticesinde Pako Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü içerisine entegre edildi. Tıbbi operasyon kalitesini uluslararası akreditasyon seviyesine ulaştıran Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, cerrahi müdahalelerde kullanılan tüm operasyon aletlerinin tek bir merkezde, el değmeden ve yüksek teknolojiyle mikroplardan arındırılmasını sağlıyor.
Geçmiş dönemlerde lokal imkanlarla yürütülen temizlik operasyonlarının yerini alan bu bütünsel sistem, enfeksiyonların yayılım zincirini cerrahi masa aşamasına gelmeden kırıyor. Can dostların tedavi süreçlerini çok daha konforlu ve güvenli bir zemine taşıyan sistem, ameliyat sonrasında gelişebilecek olası komplikasyonları yapısal olarak engelliyor. İzmir'in yerel yönetim ölçeğinde hayata geçirdiği bu vizyoner yatırım, sokak hayvanlarına verilen değerin ve kamusal sağlık anlayışının ulaştığı çağdaş boyutu da gözler önüne seriyor.
Üç aşamalı bariyer sistemiyle maksimum güvenlik sağlanıyor
Türkiye'deki veterinerlik faaliyetleri açısından bir milat niteliği taşıyan projenin işleyiş mekanizması, tam izolasyon esasına dayanıyor. Hayata geçirilen Merkezi Sterilizasyon Ünitesi hakkında teknik detayları paylaşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hekimi Mehmet Uysal, beşeri hastanelerde kurulması kanunen zorunlu olan mimari ve tıbbi protokolleri birebir hayvan sağlığı alanına uyarladıklarını ifade etti. Ünitenin kesintisiz olarak "kirli, temiz ve steril" olmak üzere üç bağımsız alan modeliyle çalıştığını belirten Uysal, mikrobiyal geçişi sıfırlayan bu bariyer sisteminin cerrahi güvenliği zirveye çıkardığını vurguladı.
Sistem dahilinde, operasyon odalarından çıkan tüm kullanılmış cerrahi materyaller öncelikle negatif basınçlı kirli alana kabul ediliyor. Burada özel kimyasal solüsyonlarla ön yıkamadan geçirilen aletler, yüksek ısılı dezenfeksiyon cihazlarında arındırılarak temiz alana aktarılıyor. Temiz alanda personeller tarafından işlevsellik kontrolleri yapılan ve cerrahi setler halinde hassas barkodlama sistemleriyle paketlenen ekipmanlar, son aşamada otoklav adı verilen dev buharlı sterilizatörlere giriyor. Tamamen mikroorganizmalardan arındırılmış olarak steril alanda depolanan setler, ihtiyaç anında ilgili operasyon birimlerine sevk ediliyor. Bu döngü, ameliyat süreçlerinde maksimum güvenlik sağlarken hem tedavi gören hayvanların hem de her gün yüzlerce vakaya temas eden sağlık personelinin biyolojik güvenliğini garanti altına alıyor.
Küresel bir tehdit olan antibiyotik direnciyle mücadele ediliyor
Projenin sadece lokal bir temizlik çalışması olmadığını, çevre ve toplum sağlığını da doğrudan etkileyen makro bir boyutu bulunduğunu belirten uzmanlar, Tek Sağlık (One Health) yaklaşımına dikkat çekiyor. Sokak canlılarının da tıpkı insanlar gibi hassas dokulara ve acı eşiğine sahip olduğunu anımsatan Veteriner Hekim Mehmet Uysal, ameliyatların hijyen kalitesi arttıkça operasyon sonrası yara yeri enfeksiyonlarının neredeyse sıfıra yaklaştığını aktardı. Bu durumun klinikteki en büyük pratik faydası ise tedavi süreçlerinde antibiyotik kullanımını ciddi oranda düşürmesi oluyor.
Cerrahi ortamın kusursuz şekilde steril edilmesi, ameliyat sonrasında koruyucu ya da tedavi edici amaçla uygulanan yoğun ilaç tedavilerine olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Günümüzde tıp ve veterinerlik dünyasının en büyük ortak kabuslarından biri haline gelen antibiyotik direnci, bilinçsiz ve aşırı ilaç kullanımı neticesinde bakterilerin güçlenmesiyle ortaya çıkıyor. İzmir’deki bu tesis sayesinde enfeksiyon riskini azaltırken gereksiz ilaç sarfiyatının önüne geçtiklerini belirten yetkililer, dirençli bakteri suşlarının oluşmasını engelleyerek hem hayvan popülasyonunu hem de dolaylı olarak insan sağlığını koruma çemberine aldıklarını ifade ediyor.
Muayene odası sayısı artırılarak tanı kapasitesi üç katına çıkarıldı
Modern sterilizasyon tesisinin yanı sıra kampüs içerisindeki operasyonel hız ve hasta karşılama kapasitesi de fiziki genişlemeyle desteklendi. Sokaklardan getirilen travmalı veya hasta durumdaki canlıların muayene istasyonlarında kuyruklar oluşturmasını engellemek amacıyla idari bir planlama yapıldı. Sorumlu Veteriner Hekim Beliz Demir Görgün, daha önceleri tek bir lokal alanda sıkışık şekilde yürütülen muayene ve ilk müdahale hizmetlerinin, yeniden projelendirilen üç ayrı bağımsız muayene odasında verilmeye başlandığını müjdeledi.
Fiziki alanların ayrılmasıyla birlikte teşhis süreçlerine hız kazandıran üst düzey medikal cihazların entegrasyonu da tamamlandı. Kampüste aktif olarak kullanılan ileri teknoloji dijital röntgen ve tanı cihazları sayesinde, özellikle trafik kazası veya yüksekten düşme gibi acil müdahale gerektiren ağır vakalarda iç kanama ve kırık tespitleri saniyeler içinde yapılabiliyor. Aynı anda birden fazla ağır yaralı hayvana, farklı uzman hekimler tarafından senkronize şekilde müdahale edilebildiğini belirten Görgün, erken teşhis kabiliyeti sayesinde can kayıplarının önüne geçildiğini ve sevk mekanizmasının kusursuz işlediğini dile getirdi. Gelişen hizmet kapasitesi ile birlikte İzmir, sahipsiz hayvanların yaşam hakkını koruyan kurumsal belediyecilik vizyonunda Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.




