İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan Klaros Antik Kenti, binlerce yıl önce kralların, komutanların ve kent yöneticilerinin geleceklerine ilişkin yanıt aradığı kutsal bir merkezdi. Savaş kararlarından salgın hastalıklara, depremlerden yeni kentlerin kurulmasına kadar pek çok konuda tanrı Apollon’a danışılan Klaros, bugün arkeolojik kazılarla geçmişin izlerini yeniden ortaya çıkarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılından bu yana desteklediği kazılarda, antik dünyanın inanç sistemi, mimarisi ve günlük yaşamına ilişkin önemli bulgular elde ediliyor.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Zunal başkanlığında yürütülen çalışmalar, Klaros’un yalnızca Batı Anadolu için değil, Avrupa ve Afrika’dan gelen ziyaretçiler açısından da önemli bir merkez olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 3 bin 300 yıllık geçmişe sahip kutsal alanda, görkemli tapınakların yanı sıra konaklama yapıları, atölyeler ve antik dönemden günümüze ulaşan kültürel izler araştırılıyor.

Krallar ve komutanlar geleceğini burada öğreniyordu

Antik dünyanın en önemli üç kehanet merkezinden biri kabul edilen Klaros, MÖ 13'üncü yüzyılda kuruldu. Kutsal alan, Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda resmi din haline geldiği MS 4'üncü yüzyıla kadar pagan inançlarının önemli merkezlerinden biri olarak kullanıldı.

Doç. Dr. Onur Zunal, Klaros'un Didim'deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan'daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri olduğunu belirtti.

Zunal, dönemin yöneticilerinin önemli kararlar öncesinde Apollon'a danıştıklarını anlatarak, “İmparatorlar, komutanlar ya da kent yöneticileri önemli bir karar verecekleri zaman mutlaka Apollon’a danışıyorlar” dedi.

Klaros'un ününün Anadolu sınırlarını aştığını vurgulayan Zunal, kutsal alanın bugünkü İtalya, İspanya, Hırvatistan ve Romanya'nın yanı sıra Afrika'daki Moritanya'dan da ziyaretçi ağırladığını söyledi.

Bu geniş ziyaretçi ağı, Klaros'un antik çağda uluslararası ölçekte tanınan bir dini merkez olduğunu ortaya koyuyor.

11.10.2026 1A5269A2 6A3F 48Ef 9A42 6145Dc105702

İzmir’in kaderini değiştiren kehanet

Klaros'un tarihindeki en dikkat çekici anlatılardan biri, İzmir'in bugünkü yerine taşınmasıyla ilgili. Aktarılan antik anlatıya göre Büyük İskender, Kadifekale'nin bulunduğu Pagos eteklerinde gördüğü rüyanın ardından komutanı Lysimakhos'u Klaros'a gönderdi.

Lysimakhos, kutsal alanda kehanet ritüelini gerçekleştirerek İskender'in rüyasını Apollon kahinine anlattı. Kahinden gelen yanıt ise İzmir'in geleceği açısından büyük önem taşıyordu.

Doç. Dr. Zunal, bu tarihi anlatıyı şu sözlerle aktardı:

“Apollon kahini, yeni kentte yaşayacak insanların eski kenttekilere göre üç, hatta dört kat daha mutlu olacaklarını söylüyor. Böylece İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanet Klaros’tan verilmiş oluyor.”

Bu anlatı, Klaros'un yalnızca dini ritüellerin gerçekleştirildiği bir alan olmadığını, antik kentlerin kuruluş hikâyelerinde de önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

11.10.2026 B160B06B 9Cb8 49A2 8B21 68C5Bb114D8B

Kazılarda depremle yıkılan yapının izleri bulundu

Klaros'taki 2026 yılı kazı çalışmaları, temmuz ayının ortasında başladı. Arkeologlar, mimarlar, restoratörler, konservatörler, yazıt uzmanları ve sikke araştırmacılarından oluşan ekip, farklı bölgelerde çalışmalar yürüttü.

Kazıların yoğunlaştığı alanlardan biri, kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusunda bulunuyor. Araştırmalar, bu bölgenin MS 1'inci ve 2'nci yüzyıllarda Klaros'a gelen ziyaretçilerin konaklaması için kullanıldığını gösteriyor.

Burada katagogeion olarak adlandırılan ve günümüzdeki motel ya da pansiyonlara benzetilebilecek yapılar yer alıyor.

Kazı ekibinin üzerinde çalıştığı bir diğer önemli alan ise kutsal merkezin ana kenti Notion yönünde bulunan yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik yapı kompleksi.
2016 yılından bu yana araştırılan yapının Roma İmparatorluk Çağı'nda, MS 1'inci ve 3'üncü yüzyıllar arasında kullanıldığı belirlendi.

Zunal, yapının kuzeyinde yedi mekân bulunduğunu, güneyinde de bunlara paralel yedi mekânın yer almış olabileceğini söyledi. Ortasında açık avlu bulunan yapının kesin işlevi ise henüz belirlenemedi.

Kazılarda ortaya çıkarılan günlük kullanım kapları ve sikkeler, yapının tarihlendirilmesine yardımcı oluyor.

Bu yıl elde edilen bulgular, yapının geçmişte bir depremden etkilenmiş olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, ilk yapı evresinin yıkılmasının ardından ikinci bir yapılaşmanın enkaz üzerine kurulmuş olabileceğini değerlendiriyor.

450 yılda tamamlanamayan dev tapınak

Klaros'un en görkemli yapılarından biri olan Apollon Tapınağı, antik dünyanın mühendislik ve mimarlık birikimini gözler önüne seriyor. MÖ 300'lü yıllarda inşasına başlanan tapınak, Roma imparatorları Augustus, Tiberius ve Hadrianus'un desteklerine rağmen tamamlanamadı.

Doç. Dr. Zunal'ın verdiği bilgilere göre yapının inşaat süreci yaklaşık 450 yıl devam etti. Tapınağın uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında ise altı sütun bulunuyordu. Her sütun 11 mermer tamburdan oluşurken, tamburların her birinin yaklaşık altı ton ağırlığında olduğu belirtiliyor.

Başlığıyla birlikte tek bir sütunun ağırlığının 75 ila 80 tona ulaşması, yapının antik çağ için ne kadar büyük bir mühendislik çalışması gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Tonlarca mermer deniz yoluyla taşındı

Klaros'un inşasında kullanılan mermerlerin bir bölümü uzak bölgelerden getirildi. Araştırmalara göre kutsal alanda, Marmara Adası'ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından ve Yunanistan'daki Paros Adası'ndan taşınan mermerler kullanıldı.

Bu ticaret ve taşımacılık ağının en önemli kanıtlarından biri, Kızılburun açıklarında batan antik bir kargo gemisinin kalıntılarında ortaya çıktı.
Gemide yapılan kazılarda, Klaros'a götürülmek üzere hazırlanmış Dor düzeninde bir sütun başlığı ve sütun parçası tespit edildi.

Zunal, bu buluntunun devasa mermer blokların yalnızca karadan değil, deniz yoluyla da taşındığını kanıtladığını belirtti.

Tonlarca ağırlıktaki yapı malzemelerinin uzak bölgelerden getirilmesinin oldukça zahmetli ve maliyetli olduğunu anlatan Zunal, Klaros gibi kutsal merkezlerin inşasını destekleyen kişi ve kurumların bulunduğuna da dikkat çekti.

11.10.2026 06528502 8934 4068 A03A 3Bc1Cec6F8B0

Apollon'un kutsal ağacı hâlâ Klaros'ta

Klaros'ta antik dönemle günümüz arasındaki bağlantı yalnızca mimari kalıntılarla sınırlı değil. Kutsal alanın çevresinde bugün de görülebilen defne ağaçları ve kaplumbağalar, Apollon kültünün binlerce yıllık izlerini taşıyor.

Antik mitolojide Apollon'un çaldığı liranın ses kutusunun kaplumbağa kabuğundan yapıldığı anlatılıyor. Bu nedenle lira ve lira çalan Apollon figürinleri, kutsal alana sunulan önemli adak eşyaları arasında bulunuyordu.

Doç. Dr. Zunal, günümüzde Klaros'ta dolaşan kaplumbağaların antik çağın kültürel hafızasıyla dikkat çekici bir bağlantı oluşturduğunu belirtti.
Benzer bir süreklilik defne ağaçlarında da görülüyor. Mitolojiye göre Apollon'un karşılıksız aşk beslediği Daphne, tanrılar tarafından defne ağacına dönüştürüldü. Bu anlatının ardından defne, Apollon'un kutsal bitkilerinden biri olarak kabul edildi.

Antik dönemde rahiplerin ve kahinlerin kehanet ritüellerinde defne yaprakları ve defne taçları kullandığı biliniyor. Bugün Klaros'taki sunakların çevresinde büyüyen defne ağaçları, bu geleneğin doğal izlerini yaşatıyor.

Kehanet merkezi demirci atölyesine dönüştü

Klaros'un tarihi, pagan inançlarının etkisini kaybetmesiyle sona ermedi. Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda resmi din haline gelmesinin ardından kutsal alan farklı işlevler üstlenmeye başladı.

Akaryakıtta tabela değişti! Motorine 6,39 TL zam, benzine indirim
Akaryakıtta tabela değişti! Motorine 6,39 TL zam, benzine indirim
İçeriği Görüntüle

Arkeolojik araştırmalar, MS 5'inci ve 7'nci yüzyıllar arasında Klaros'un dini merkez olma özelliğini kaybettiğini ve çevresinde yeni bir yerleşim düzeninin geliştiğini gösteriyor.

Kazılarda bir demirci atölyesinin varlığı tespit edildi.

Zunal, son üç yıldır araştırmaların özellikle bu alanda yoğunlaştırıldığını belirterek çok sayıda yarı mamul ve cüruflaşmış tuğla bulunduğunu açıkladı.

Bu buluntular, yakın çevrede bir tuğla üretim atölyesinin de faaliyet göstermiş olabileceğini düşündürüyor.

Böylece Klaros'un bir dönem kehanet ritüellerinin gerçekleştirildiği kutsal alan olmaktan çıkarak üretim ve günlük yaşamın sürdüğü bir yerleşim alanına dönüştüğü anlaşılıyor.

Homeros'un başı ve gövdesi 40 yıl sonra birleşti

Klaros kazılarının en ilginç hikâyelerinden biri, İlyada ve Odysseia destanlarının şairi Homeros'un heykeliyle ilgili.

Heykelin gövdesi, 1952 yılında gerçekleştirilen kazılarda iki parça halinde bulundu ve İzmir'deki müzeye götürüldü.

Ancak heykelin başı aynı kazılarda ortaya çıkarılamadı.

Aradan tam 40 yıl geçtikten sonra, 1992 yılı kazılarında Homeros heykeline ait baş bulundu. Bu parça ise o dönemde kazı çalışmalarının bağlı olduğu Selçuk Müzesi'ne gönderildi.

Daha sonra farklı müzelerde bulunan parçaların aynı heykele ait olduğu belirlendi.

2000'li yılların başında Homeros'un başı ve gövdesi yeniden bir araya getirildi.

Zunal, heykelin MÖ 200-180 yılları arasında yapıldığını belirterek Apollon, Artemis ve Leto'dan oluşan üçlü kült heykeliyle aynı dönemde üretildiğini söyledi.

Homeros heykelinin büyük olasılıkla aynı atölyede yapılarak Klaros'a getirildiğini ifade eden Zunal, şairin tanrılarla aynı düzeyde değerlendirilmesinin antik dönemdeki konumu açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Büyükşehir 10 yıldır kazılara destek veriyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Klaros'taki arkeolojik kazı, restorasyon ve belgeleme çalışmalarına 2016 yılından bu yana destek sağlıyor.

Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün her yıl yenilenen izinleri doğrultusunda yürütülüyor.

Ege Üniversitesi öncülüğünde sürdürülen araştırmalara farklı kurum ve kuruluşlar da katkıda bulunuyor.

Doç. Dr. Onur Zunal, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin uzun yıllardır kazıların önemli destekçilerinden biri olduğunu belirterek 2025 yılından itibaren SAYA Holding ile ana sponsorluk kapsamında iş birliği yürütüldüğünü söyledi.

Zunal, kazı çalışmalarına katkı sağlayan kurumlara teşekkür ederek, “Bakanlığımıza, Büyükşehir Belediyemize ve ana sponsorumuza sağladıkları değerli desteklerden dolayı, şahsım ve kazı ekibim adına şükranlarımı sunarım” ifadelerini kullandı.

Klaros'ta devam eden arkeolojik araştırmalarda, kutsal alanın farklı dönemlerde geçirdiği değişimler, yapıların kullanım amaçları ve antik yaşamın izleri incelenmeye devam ediyor.

Kaynak: Haber Bülteni