İzmir’in verimli ovalarında üretim yapan çiftçiler, 2026 sezonunda ağır bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kaldı. Mazot, gübre, ilaç, fide, tohum, sulama, elektrik, işçilik ve hasat giderlerindeki artışın ardından tarlaya büyük maliyetlerle giren üretici, hasat döneminde ürününün beklediği değeri bulamamasından yakınıyor. Sorunun en çarpıcı örneklerinden biri Torbalı Ovası’nda yaşanıyor. İlçede binlerce dönüm araziye ekilen sanayi tipi domateste üretim maliyetinin kilogram başına 5 lirayı aştığı belirtilirken fabrikaların yaklaşık 4,50 liralık alım fiyatı çiftçiyi zararına satışla karşı karşıya bıraktı. Karpuzda ise fiyatın tarlada 2 liraya kadar gerilemesi, bazı üreticiler açısından ürünün toplanmasını dahi ekonomik olmaktan çıkardı.

Torbalı’daki tablo İzmir tarımının alarmı oldu

Torbalı’da bu yıl yaklaşık 35-40 bin dekarlık alanda sanayi tipi domates üretildiği belirtiliyor. Sezon başında yüksek verim ve iyi fiyat beklentisiyle domatese yönelen birçok çiftçi, hasat başladığında maliyetinin altında kalan fiyatlarla karşılaştı. Domatesin fabrikaya ulaştırılması için yapılan hasat, nakliye ve işçilik giderleri de eklendiğinde çiftçinin zararı daha da büyüyor. Üreticiler açısından sorun yalnızca Torbalı ile sınırlı değil. İzmir’in tarımsal üretimin yoğun olduğu Tire, Ödemiş, Bayındır, Kiraz, Menderes, Menemen, Bergama, Kınık, Kemalpaşa ve Selçuk gibi ilçelerinde de üretimin sürdürülebilirliği açısından girdi maliyetleri ve ürünün pazardaki karşılığı temel gündem başlıkları arasında bulunuyor.

Çiftçi üretiyor ama kazanamıyor

İzmir tarımında son yılların en büyük sorunlarından biri, ürün fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerindeki yükselişe yetişememesi. Çiftçi tarlasını sürmeden önce mazot, tohum ve fide için ödeme yapıyor. Üretim sürecinde gübre, ilaç, elektrik ve sulama masrafları ekleniyor. Hasat zamanı geldiğinde ise işçilik ve nakliye maliyetleri devreye giriyor. Ürünün satış fiyatı bütün bu giderleri karşılamadığında çiftçi, üretim yaptığı halde zarar eden taraf haline geliyor. Bu durum özellikle borçlanarak üretim yapan küçük ve orta ölçekli çiftçiler için daha ağır sonuçlar yaratıyor.

Karpuz tarlada kaldı

Torbalı’da üreticinin bu sezon umut bağladığı ürünlerden biri de karpuz oldu. Ancak hasadın başlamasıyla fiyatların tarlada 2 liraya kadar gerilediği belirtiliyor. Üretici açısından sorun, düşük fiyatın yanı sıra hasadın kendisinin de önemli bir maliyet oluşturması. Karpuzun tarladan toplanması, araca yüklenmesi ve pazara ulaştırılması için yapılan masraf satıştan elde edilecek geliri aşınca bazı çiftçiler ürünü toplamaktan vazgeçiyor. Bu nedenle satılamayan veya maliyetini karşılamayan ürünün tarlada bırakıldığı, bazı arazilerin ise ürün üzerinde olduğu halde sürüldüğü belirtiliyor.

“Kırmızı altın” çiftçinin yüzünü güldürmedi

Sanayi tipi domates, İzmir’in özellikle Torbalı ve çevresinde yıllardır önemli ürünlerinden biri olarak öne çıkıyor. Çiftçinin “kırmızı altın” olarak gördüğü domates, salça ve konserve sanayisinin de temel hammaddeleri arasında bulunuyor. Ancak üretici açısından yüksek verim tek başına yeterli olmuyor. Ürünün maliyetinin üzerinde ve çiftçiye kâr bırakacak bir fiyatla satılamaması halinde tarladaki yüksek verim dahi zararı önleyemiyor. Bu yıl yaşanan fiyat tartışması da üreticiyi gelecek sezon domates ekip ekmeme konusunda düşündürmeye başladı.

Tire ve Ödemiş’te de maliyet baskısı

Küçük Menderes Havzası’nın önemli üretim merkezleri olan Tire ve Ödemiş’te çiftçinin gündeminde yalnızca sebze üretimi bulunmuyor. Hayvancılık, yem maliyetleri, süt üretimi, patates ve farklı tarla ürünlerinde yaşanan maliyet artışları da bölge çiftçisinin gelirini etkiliyor. Üreticinin bir üründen zarar etmesi, bir sonraki yıl farklı ürüne yönelmesine neden oluyor. Ancak çok sayıda çiftçinin aynı anda aynı ürüne yönelmesi bu kez arzın yükselmesine ve hasat döneminde fiyatların düşmesine yol açabiliyor.

Bu döngü, üretim planlamasının önemini daha da artırıyor.

Menemen ve Bergama ovalarında aynı endişe

İzmir’in kuzeyindeki Menemen ve Bergama ovaları da kentin en değerli tarım alanları arasında bulunuyor. Sebze, tarla bitkileri ve hayvancılık başta olmak üzere geniş bir üretim çeşitliliğine sahip bölgelerde çiftçinin en büyük beklentilerinden biri, daha ekim aşamasında ne kadar maliyetle üretim yapacağını ve ürününü hangi koşullarda satabileceğini öngörebilmek. Fiyatların tamamen hasat dönemindeki piyasa şartlarına bırakılması, özellikle küçük üreticinin riskini büyütüyor.

Ürün var, para yok

Ortaya çıkan tablo çiftçinin temel sorununu özetliyor: Tarlada ürün var ancak üreticinin cebinde para kalmıyor. Bir kilogram ürünün market veya pazardaki satış fiyatıyla çiftçinin tarladaki satış fiyatı arasındaki fark da üreticilerin en fazla tepki gösterdiği konular arasında yer alıyor. Çiftçi, tüketicinin pahalıya aldığı üründen kendisinin yeterli gelir elde edemediğini savunuyor. Böylece aynı sistem içerisinde hem üretici düşük fiyattan şikâyet ederken hem de tüketici yüksek fiyatla karşılaşıyor.

Borç yükü büyüyor

Sezon başında üretim yapabilmek için kredi kullanan, gübre ve ilacı vadeli alan veya farklı yollarla borçlanan çiftçiler açısından düşük ürün fiyatlarının etkisi daha ağır oluyor. Hasattan elde edilen gelir borcu kapatmaya yetmediğinde çiftçi yeni sezona eski borçla girmek zorunda kalıyor. Bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek için traktör, ekipman veya arazi gibi varlıklarını elden çıkarmaya yöneldiği; borç yükünün üretimden çekilmeyi dahi gündeme getirdiği ifade ediliyor.

Orman yangınlarında 9 tutuklama: İzmir detayı dikkat çekti
Orman yangınlarında 9 tutuklama: İzmir detayı dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

İzmir tarımında asıl soru: Gelecek yıl tarlaya kim girecek?

İzmir’de yaşanan sorun artık yalnızca domates veya karpuzun bu yıl kaç liradan satıldığı meselesi olmaktan çıkıyor. Üreticinin zarar ettiği her sezon, gelecek yıl tarlaya yeniden girip girmeme kararını etkiliyor. Çiftçinin üretimden vazgeçmesi ise uzun vadede tarım arazilerinin boş kalması, üretimin azalması ve gıda fiyatlarının daha da yükselmesi riskini beraberinde getiriyor. Torbalı’dan Ödemiş’e, Tire’den Bergama’ya kadar İzmir’in tarımsal bölgelerinde çiftçinin ortak beklentisi; üretim maliyetini gözeten bir fiyat politikası, planlı üretim, güçlü kooperatif ve pazarlama yapısı ile ürünün tarlada kalmasını önleyecek sürdürülebilir bir alım sistemi oluşturulması. İzmir Ovası’nda bugün yaşanan tablo, yalnızca çiftçinin cebini değil, kentin gelecekte ne kadar üretebileceğini de doğrudan ilgilendiriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ