Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve beslenme alışkanlıkları, eskiden "yaşlı hastalığı" olarak nitelendirilen kalp rahatsızlıklarını genç kuşağın ana gündemi haline getirdi. 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği uzmanı Prof. Dr. Öner Özdoğan, toplumdaki farkındalığın hayati önem taşıdığını ifade etti. Kalp krizlerinin artık çok erken yaşlarda kapıyı çaldığını belirten Özdoğan, özellikle 30 yaşından itibaren düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini hatırlattı.
Risk faktörleri yönetimi hayat kurtarıyor
Kalp sağlığını tehdit eden unsurları "değiştirilemez" ve "değiştirilebilir" olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Özdoğan, bireylerin kendi ellerinde olan riskleri yönetmesinin önemine değindi. Hipertansiyon, diyabet, obezite ve yüksek kolesterolün en büyük düşmanlar olduğunu belirten Özdoğan, sigara kullanımı ve ailesel yatkınlığın bu süreci tetiklediğini söyledi. Özellikle genç yaşta inme veya damar hastalığı öyküsü bulunan ailelerin, vakit kaybetmeden tarama programlarına dahil olması gerektiğini vurgulayan uzman isim, metabolik sendromun da kalp krizi riskini katladığını ifade etti.
Zamana karşı yarışta miyokard hücresi vurgusu
Kalp krizinin kalbin ritmik kasılmasını sağlayan miyokard hücrelerini doğrudan etkilediğini belirten Özdoğan, hastaneye ulaşım süresinin yaşam kalitesini belirleyen en temel faktör olduğunu söyledi. "Ne kadar çok kalp kası hücresi kurtarırsak, o kadar avantajlıyız" diyen Özdoğan, erken dönemde yapılan anjiyo müdahalelerinin kalbin kasılma gücünü koruduğunu, geç kalınan vakalarda ise hastaların ömür boyu kalp yetersizliği ve nefes darlığı gibi kronik sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığını ekledi.
Sanal anjiyo ve yanlış bilinen gerçekler
Son yıllarda popülaritesi artan sanal anjiyo yöntemine de açıklık getiren Prof. Dr. Özdoğan, bu tetkikin her yaş grubu için uygun olmadığını belirtti. Sanal anjiyonun genellikle 45 yaş ve üzerindeki, orta risk grubundaki hastalara önerildiğini söyleyen Özdoğan, tomografi tabanlı bu yöntemin sadece darlık derecesini gösterdiğini, her darlığın stent veya balon işlemi gerektirmediğini hatırlattı. Bu noktada, tetkik sonuçlarının uzman bir hekim tarafından doğru yorumlanmasının hayati bir eşik olduğunu vurguladı.
Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı rehberi
Hastalık kapıyı çalmadan önce önlem almanın, tedavi sürecinden çok daha etkili ve ekonomik olduğunu ifade eden Özdoğan, vatandaşlara pratik tavsiyelerde bulundu. Haftada en az 3 gün, 30 dakikalık egzersiz yapılmasının kalp kasını güçlendirdiğini belirten profesör, 30 yaşını geçen her bireyin mutlaka kolesterol düzeyini ölçtürmesi gerektiğini söyledi. Ailesel kolesterol yüksekliğinin hiçbir belirti vermeden çok genç yaşta krizlere yol açabileceğine dikkat çeken Özdoğan, yüksek tansiyonun sessiz bir katil gibi damarları yıpratmadan kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizdi.




