Karabağlar’da sanat, bu kez ipeğin zarif diliyle konuştu. İzmir Demokrasi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Vekili ve Bölüm Başkanı Hacer Nurgül Begiç’in ipek kozası tablolarından oluşan Kozanın Hafızası adlı kişisel el sanatları sergisi, Karabağlar Belediyesi Ana Hizmet Binası’nın zemin katındaki sanat galerisinde kapılarını açtı.
Açılış günü, sanatseverlerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Akademisyenlerden öğrencilere, muhtarlardan mahalle sakinlerine uzanan geniş bir katılım, serginin Karabağlar’daki karşılığını daha ilk günden görünür kıldı.
Açılışta dayanışma ve ortak üretim vurgusu
Serginin açılışına katılan Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, yaptığı konuşmada serginin taşıdığı anlamın yalnızca estetikle sınırlı olmadığını söyledi. Belediye binasını “yaşayan bir mekân” olarak tanımlayan Kınay, kamusal alanların sanatla buluşmasının kent yaşamını dönüştürdüğünü vurguladı.
Kınay, “Burada çok değerli emekler, çok kıymetli çalışmalar var. Bu sergi; Karabağlar için, belediyemiz için ve hayallerimiz için bambaşka anlamlar taşıyor. Biz Karabağlar’da yalnızca binalardan ibaret olmayan, paylaşan, birlikte üreten ve nefes alan bir kent anlayışını büyütüyoruz” ifadelerini kullandı. Belediye binasının sergilerle yaşayan, temas edilen bir mekâna dönüşmesini istediklerini belirten Kınay, bu yaklaşımın Karabağlar’ın kültürel kimliğine katkı sunduğunu söyledi.

Üniversite ile yerel yönetim aynı zeminde
Konuşmasında üniversite–belediye iş birliklerine özel bir parantez açan Başkan Kınay, bilim, akademi ve sanatın yerel yönetimlerle yan yana durmasının önemine dikkat çekti. “Bilimden, akademiden, sanattan, emekten ve dayanışmadan yana bir yol izliyoruz. Bu sergi, tam da bu anlayışın ürünü” diyen Kınay, Karabağlar’ın bu tür ortaklıklarla güçleneceğini ifade etti.
Sergi, yerel yönetimlerin kültür-sanat politikalarının yalnızca destekleyici değil, üretime alan açan bir role evrilebileceğini de somut biçimde gösterdi.
Atatürk vurgusu ve sanatla iyileşen kent fikri
Başkan Kınay’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası oldu. Kınay, toplumsal yorgunluğun ve umutsuzluğun arttığı bir dönemde sanatın iyileştirici gücüne işaret ederek, “İnsanlar emeğinin, umudunun, geleceğinin ve kültürünün elinden alınmaya çalışıldığı bir yorgunlukla mücadele ediyor. Ama bütün bu hikâyeleri bir araya getirdiğimizde, arkamızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş, laik, aydınlık; ilimden, sanattan, emekten ve halktan yana olan inancı var” dedi.
Bu sözler, serginin yalnızca bireysel bir sanat üretimi değil; aynı zamanda kamusal bir hafıza ve direnç alanı olarak da okunabileceğini ortaya koydu.
Koza, hafızanın ve dönüşümün sembolü
Serginin sahibi Prof. Dr. Hacer Nurgül Begiç, Kozanın Hafızası’nın yaklaşık 15–20 yıllık bir birikimin ürünü olduğunu anlattı. İpeğin tarihsel yolculuğuna değinen Begiç, Çin’den dünyaya yayılan ipek üretiminin kültürel bellekte derin izler bıraktığını söyledi. Konya Selçuklu Üniversitesi’nde yürüttüğü akademik çalışmalar sırasında biriktirdiği kozalardan oluşan koleksiyonun zamanla sanatsal bir anlatıya dönüştüğünü aktardı.
Begiç, sergide yer alan ipek kozası çalışmalarının önemli bir bölümünün Antakya’dan getirilen, yaralı ya da kusurlu olarak tanımlanan örneklerden oluştuğunu belirterek, “Bu sergi, kusurlu görülenin nasıl güzelliğe dönüşebileceğini anlatıyor. Sabrın ve emeğin, sanata nasıl evrildiğinin hikâyesi bu” dedi.
Yüz yıllık bir parça, sessiz bir tanık
Sergide yer alan eserler arasında yaklaşık 100 yıllık bir parçanın özel bir yeri olduğunu dile getiren Begiç, bu çalışmanın koleksiyonun en kıymetli tanıklarından biri olduğunu söyledi. Zamanın izlerini taşıyan kozanın, yalnızca bir malzeme değil; geçmişle bugün arasında kurulan sessiz bir bağ olduğunu vurguladı.
Sergi, 31 Ocak tarihine kadar Karabağlar Belediyesi Ana Hizmet Binası zemin katındaki sanat galerisinde ziyaret edilebilecek. İpek kozasının zarif dokusuyla şekillenen eserler, Karabağlar’da sanatın sessiz ama derin izini sürmek isteyen herkesi bekliyor.





