İzmir’in göbeği Konak’ta yaşanan elektrik kesintileri, artık sıradan bir arıza olmaktan çıkıp doğrudan yaşamı tehdit eden bir krize dönüştü. Gediz Elektrik’in sorumluluğundaki kesintiler nedeniyle mahalle karanlığa gömülürken , gıdalar bozuldu, cihazlar yandı, hastalar riskle baş başa bırakıldı. Ancak mahalleli sadece kesintilere değil, bu kesintilerin arkasındaki özelleştirme düzenine de tepkili. Yüksek faturalar ödenirken hizmetin karşılığının alınamadığını söyleyen yurttaşlar denetimsizliğe tepki gösterdi. Mahalle sakinleri ve muhtar, yaşananların artık tahammül sınırını aştığını belirterek, çözüm gelmemesi halinde hukuki yoldan haklarını arayacaklarını söyledi.
“Oksijen cihazına ulaşamadım”
Solunum cihazına bağlı yaşayan bir Suat Siber, kesintilerin hayati risk yarattığını anlattı:
“Akşam kalktım, bir nefes darlığı çektim. Zaten hep çekiyorum. Gideyim dedim oksijen makinesine bağlanayım. Geldim, elektrikler yok. Saat 10’da yatmıştım. Ben yattıktan biraz sonra elektrikler gitmiş. Sabah kalktım, elektrik var. Saat 11’de bir daha gitti, sonra 15.30’a kadar yoktu. Bu arada ben susadım ve gün içinde çok su içmem gerekiyor. Çok ilaç içtiğim için böbreklerim de zarar gördü. Dolabı açmaya korkuyorum, içindekiler bozulacak diye. Su içeceğim ama içemiyorum. Öyle bir susuzlukla 4-5 saat geçirdim. Arıza kaydı bıraktım ama klasik bir anons geliyor. İnsan çıkmıyor karşınıza. ‘En kısa zamanda giderilecektir’ diyorlar. Bu ‘en kısa zaman’ nedir? Kimine göre 1 saat, kimine göre 10 saat. Böyle bir şey olmaz. Yaklaşık 4,5 saat sürdü. Böyle bir rezalet olmaz.

Aslında özelleştirme başlı başına yanlış. Bu stratejik bir hizmet. Özelleştirdin diyelim, o zaman ağır yaptırımlar koyacaksın. Devletin bir kontrol birimi olacak. Elektrik kesilince oraya şikâyet edeceksin, teknik bir ekip gelip neden kesildiğini araştıracak. Fırtına olur, tel kopar, tamam. Ama onun dışındaki nedenler ne? Her arızada ceza yazacaksın. Bakalım o zaman kim giriyor bu ihalelere. Zaten bunların kârını da biz faturalarla ödüyoruz. Alsancak’taki rezaleti hatırlayın. İki can gitti. 60 cm derinde olması gereken kablo yüzeye 15-20 cm mesafedeymiş. Özelleştirilen hiçbir şeyden bu millet hayır görmedi.”

Muhtar Suna: “Bu sadece kesinti değil, hayati bir sorun”
Mahallede yaşananların artık teknik bir arıza olmaktan çıktığını vurgulayan Konak Barbaros Mahalle Muhtarı Gülenay Suna, sorunun aylardır biriktiğini ve Gediz Elektrik’in yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Suna, kesintilerin yalnızca ışıkları değil, yaşamın kendisini kararttığını dile getirdi:
“Aralık ayından bu yana Gediz Elektrik Dağıtım Şirketi’nin hizmet verme süreciyle alakalı birtakım sıkıntılar yaşıyoruz. Geçtiğimiz aylarda sokak aydınlatmalarına dair olan bu sıkıntılar, dün itibariyle hane konut aydınlatmalarına kadar gelmiş bulunuyor. Hal böyle olunca sorun, belli sokaklardaki aydınlatmalardan çıkıp mahallenin yarısından fazlasını kapsayan ve ciddi derecede sıkıntılara yol açan bir hale dönüştü.
Bir muhtar olarak mahalle sakinlerimizin bu konuda, içinde bulunduğumuz süreçten ve maruz kalınan uzun süre giderilemeyen arızalardan, tamirlerin uzun süre yapılamamasından kaynaklı muzdaripliği ön planda. Sokak aydınlatmalarımızın çoğu yapıldı ama Şehit Nihatbey Caddemizde hâlâ kalıcı bir çözüm üretilemedi. Bizim konumuz sokak aydınlatmaları ile sadece üç beş lambadan ibaret değildir. Sokak aydınlatmaları bir kamusal hizmettir, bedelini ödediğimiz en temel hakkımızdır ve bizim için aynı zamanda bir güvenlik meselesidir.
Bu sıkıntı tam olarak giderilmiş değil, kalıcı bir çözüme erişemedik. Dün gece saatlerinde başlayan ve akşama kadar neredeyse çözüm üretilemeyen, ana dağıtım şebekesinden kaynaklı bir problemle yaklaşık 16 sokağımızda elektrik kesintisi yaşandı. Zaten 36 sokağımız var, bu neredeyse mahallenin yarısından fazlasına tekabül eden bir durum. Bu kesinti yaklaşık 16 saat sürdü.”
“16 saatlik kesinti bazıları için ölüm demek”
Kesintilerin sadece konfor değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit ettiğini vurgulayan Suna, özellikle yaşlılar, hastalar ve esnaf üzerindeki yıkıcı etkiye dikkat çekti. Suna, çözüm gelmemesi halinde hukuki süreci başlatacaklarını da açıkça dile getirdi:
“Bu süreçte cihazları arızalananlar, gıdaları bozulanlar oldu. Ama bunların da ötesinde, enerjiye bağlı tıbbi solunum cihazı kullananlar ya da elektriğe bağlı başka tıbbi cihazlara ihtiyaç duyan, mahallemizde sayısı oldukça fazla olan yaşlı yurttaşlarımız gerçekten ciddi bir mağduriyet yaşadı.
Mesela ekmek fırını işleten bir esnafımız için 16 saatlik kesinti; planlama, üretim, hammadde, işçilik gibi tüm sürecin aksaması anlamına geliyor. Gediz Elektrik için 16 saatlik bir arıza süresi teknik olarak normal görülebilir ama o vatandaş için bu durum, müşteri kaybı, itibar zedelenmesi ve ciddi ekonomik zarar anlamına geliyor.
Dolayısıyla bizim mahalleli olarak birinci talebimiz şu: Gediz Elektrik, özelleştirme aşamasında verdiği taahhütleri yerine getiriyor mu? Yani ‘yenileme yatırımları yapacağım, bakım ve onarımları düzenli gerçekleştireceğim’ dedi. Gerçekten bunları yapıyor mu? Yer altı ya da havai sistemlerde gerekli bakım ve yenileme çalışmaları yürütülüyor mu?
İkinci olarak, arıza elbette olabilir. Ancak bu durumun bu kadar uzun sürmemesi gerekir. Düzenli bakım ve onarım yapılırsa bu tür arızalar minimize edilebilir. Biz bunu aylardır yaşıyoruz. Onarım sürecinin çok daha hızlı ilerlemesini bekliyoruz. Çünkü sizin için 16 saat, 24 saat gibi süreler teknik bir süreç olabilir ama tıbbi cihazlara bağlı yaşayan bir yurttaş için bu süre ölüm anlamına gelebilir. Bu nedenle konunun sadece bir hizmet sözleşmesi olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Elektrik; sağlığı, güvenliği ve ekonomiyi doğrudan etkileyen hayati bir konudur.
Eğer bu süreç temelden çözülmez ve biz bu sorunları aylarca yaşamaya devam edersek, mahalle muhtarı olarak şunu açıkça ifade ediyorum: Bir anonim şirket olan bu kuruluşa karşı hukuki süreçleri başlatacağız. Noterden ihtarname çekmekten başlayarak, tespit davaları ve vatandaşın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için tazminat davalarına kadar bu sürecin takipçisi olacağız. Bu nedenle acil çözüm talep ediyoruz.”

“Fatura var, hizmet yok”
Mahalle sakinlerinden Gülsüm Çiçekçioğlu, kesintilerin günlük hayatı felç ettiğini söyledi:
“Elektrik olmadan hiçbir şey yapamıyoruz. Her şey elektriğe bağlı. Karanlıkta kaldık. Gediz’i arıyoruz ama ne zaman elektrik gelecek, hiçbir bilgi verilmiyor. Elektrik sürekli gidip geliyor. Bu da beyaz eşyalarımıza zarar veriyor. Elektrik geldiğinde yüksek voltajla geliyor ve cihazlarımız bozuluyor. Faturaya gelince yüksek geliyor, ödemeyince elektriği kesiyorlar. Ama kesinti olduğunda kimse sorumluluk almıyor. ‘Bizim suçumuz yok’ diyorlar.
Ocak ayından beri sokaklar karanlık. Sabah işe giden, okula giden insanlar var. Telefon feneriyle yürümek zorunda kalıyoruz. Evde elektrik gidiyor, dışarı çıkıyoruz geliyoruz yine yok. Buzdolabındaki yiyecekler bozuluyor. Bize sürekli ‘çözmeye çalışıyoruz’ diyorlar ama ortada çözüm yok. Artık bu işi çözmeleri gerekiyor. Bu şirketleri kim denetliyor? Biz hizmet alıyorsak karşılığını da almak istiyoruz. Ama faturalar kabarık, hizmet sıfır.”

“Konak’ın göbeğinde karanlıkta yaşıyoruz”
İbrahim Atan kesintilerin güvenlik ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurguladı: “Elektrik hayatımızın en önemli parçası. Elektrik olmayınca hayat duruyor. Sık sık kesilen elektrik yüzünden cihazlarımız bozuluyor, internet gidiyor. Sokak lambaları yanmıyor, kızlarımız gece karanlıkta yürümek zorunda kalıyor. Burası İzmir, Konak’ın en merkezi yeri. Böyle bir yerde bu yaşanmamalı.
Bazen planlı kesintiler oluyor, duyuruyorlar. Ama çoğu zaman habersiz kesiliyor. Gece elektrik geliyor, cihazlar açık kalıyor ve bozuluyor. Komşularımız arasında sürekli cihaz kullanan insanlar var. Bu kesintiler onların sağlığını tehdit ediyor. Fatura bir gün gecikse elektriği kesiyorlar. Peki kesinti olduğunda ücret iadesi yapacaklar mı? Yurt dışında böyle kesintiler görmedim. Eğer altyapı sorunu varsa, faturada aldıkları yenileme bedellerini bu işe harcasınlar. Bu kesintiler hem maddi hem psikolojik olarak bizi etkiliyor. Yetkililerden çözüm istiyoruz.”

“Kadınlar için güvenlik riski”
Hacer Kömürcü ise karanlık sokakların yarattığı tehlikeyi şöyle anlattı: “Uzun zamandır Gediz’le ilgili ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Önce sokaklar karanlıktı, şimdi evlerde de aynı sorun var. Telefon feneriyle dışarı çıkıyoruz. Evde makine çalıştırıyoruz, elektrik gidiyor, cihazlar arıza veriyor. Bu sorun kökten çözülmeli. Sürekli ‘geldik yaptık’ denilerek geçiştirilemez. Elektrik gidiyor, geliyor, tekrar gidiyor. Dün neredeyse gün boyunca bu yaşandı. Buzdolapları zarar gördü.
Biz emekliyiz, geçim zaten zor. Bir de bu sorunlar eklenince hayat iyice zorlaşıyor. Sokakların karanlık olması özellikle kadınlar için büyük risk. Konak gibi bir yerde karanlıkta yürümek ciddi bir güvenlik sorunu. Saldırı olabilir, hırsızlık olabilir, kapkaç olabilir. Yaşlılarımız var. Bir şey olsa bunun hesabını kim verecek? Gediz’in artık bu işi ciddiye almasını ve halkın sesine kulak vermesini istiyoruz.”

“Elektrik gidince iş de gidiyor”
Evde internetten çalışan Efe Baltacı ise kesintilerin ekonomik boyutuna dikkat çekti: “Ben internet üzerinden çalışan biriyim. Sürekli elektriğe ve internete ihtiyacım var. Elektrik kesildiği anda bütün günüm gidiyor. Para kaybediyorum. Kısa kesintilere alıştık ama 4-5 saatlik kesintilerde tamamen mağdur oluyoruz. Fatura tahsil edilirken her şey yolunda ama hizmete gelince aynı şeyi göremiyoruz. Bu kesintiler karşılığında ne yapılıyor? Fatura mı düşüyor, özür mü dileniyor? Hiçbir şey yok. Sanki biz onlara mecburuz. Bu durumdan çok rahatsızız.”





