SEMİ TEKTAŞ/Kemalpaşa ilçesi Yukarıkızılca Mahallesi, Aşağı Kızılca ve Örnekköy mevkilerini kapsayan ormanlık alanda Volcan Metal Madencilik Sanayi AŞ tarafından kurulması planlanan kurşun ve çinko madeni bölgedeki su kaynaklarını tehdit ediyor. Bölgenin en önemli su kaynağına 400 metre mesafede yapılan sondaj çalışmasının ardından şirket faaliyete geçmeyi planlıyor. Yukarıkızılca’da 1. derece doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanında şirketin, maden arama ruhsatı alması ve sondaj çalışmalarına başlamasına karşı halk astıkları pankartlar ve toplamaya başladıkları imzalarla madenin faaliyetini durdurmaya çalışıyor. Maden faaliyetinin bölgedeki su yataklarına, tarım alanlarına ve tarihi dokuya zarar vereceğini belirten vatandaşlar, verilen ruhsatın iptal edilmesini talep ediyorlar.

Bugün ise Kemalpaşa halkı, çevreciler, toplumun geniş kesiminden bileşenler Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları Platformu ile beraber maden ocağına tepki göstermek için toplandı. Halk, sloganlar ile maden ocağına tepki gösterdi.

Murathan: Yaşayan herkesin mücadelesidir

Platform adına konuşan Jeoloji Mühendisi Alim Murathan, açıklamasında ortak yaşam vurgusu yaparken, “Bugün burada sadece bir kurşun-çinko madenine “hayır” demek için toplanmadık. Biz bugün çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için toplandık. Biz bugün ormanımıza, suyumuza, toprağımıza ve yaşam hakkımıza sahip çıkmak için buradayız. Çünkü biliyoruz ki bir köyü köy yapan evleri, yolları değildir. Bir köyü köy yapan ormanıdır, ağacıdır, dağıdır, suyudur, tarımı ve doğasıdır. Bunların olmadığı yerde hayat olmaz. İşte bu yüzden bugün verdiğimiz mücadele, sadece Yukarı Kızılca’nın değil, bu havzada yaşayan herkesin mücadelesidir. Gerçek zenginliğimiz yerin altında değil, yerin üstündedir Yukarı Kızılca’nın gerçek zenginliği; yerin altındaki kurşun ve çinkoda değil, yerin üstündeki yaşamdadır. Bizim zenginliğimiz; Mahmut Dağımızdır. Bu dağın oluşturduğu; Ormanlarımız, içme suyu kaynaklarımızdır, bereketli tarım arazilerimizdir, hayvancılığımızdır, temiz havamızdır, kadim kültürümüz ve bu topraklarda kurduğumuz yaşamdır” diye konuştu.

“İki endemik çiçek burada kayıt altına alındı”

Mahmut dağı eşsiz doğasıyla bizim kadar birçok hayvanın bitkinin evidir. Birçok canlının yanı sıra Doğa Koruma Genel Müdürlüğü Dünyada nesli tükenmekte olan endemik iki çiçek türünü bu dağda tespit etmiştir. Yine dünyada yalnızca bu dağda yaşayan endemik iki çiçek türü kayıt altına alınmış ve izlenmektedir. Bir maden yatağı birkaç yıl içinde tüketilebilir. Ancak temiz bir su kaynağı, bir dağın ekosistemi yüzlerce yıl boyunca insanlara ve tüm canlılara hayat verir. Maden bittiğinde şirket gider. Fakat kirlenen su, kuruyan kaynak, kesilen orman, yok olan ekosistem ve bozulan toprak bir daha geriye gelmez ve geriye ne kaldıysa burada yaşayan halka kalır. Bu nedenle açıkça söylüyoruz: Geçici bir kazanç uğruna gerçek zenginliğimizden asla vazgeçmeyeceğiz! Kurşun ve çinkonun zehri Yukarı kızılcanın kaderi değildir. Kurşun-çinko madenciliği; cevher çıkarılması, pasa oluşumu, yeraltı suyu drenajı, cevherin taşınması ve atıkların yönetilmesi gibi çok sayıda çevresel risk taşır.

Ormanların karbon depolama gücü sanılandan daha zayıf olabilir
Ormanların karbon depolama gücü sanılandan daha zayıf olabilir
İçeriği Görüntüle

“Suyumuz yaşamımızdır”

Yeraltında açılacak galeriler, kayanın içindeki su dolaşımını değiştirebilir. Sülfürlü minerallerin hava ve suyla teması, uygun koşullarda asit kaya drenajına ve metallerin çözünerek suya taşınmasına yol açabilir. Kamyon trafiği; toz, gürültü, titreşim, yol güvenliği ve hava kirliliği oluşturabilir. Orman yolları ve işletme alanları ise doğal yaşam alanlarını parçalayabilir. Bize bu risklerin “yönetilebilir” olduğu söylenebilir. Ancak söz konusu olan halkın tek ve vazgeçilmez su kaynağıysa, kabul edilebilir risk yoktur. Suyumuz yaşamımızdır. Zehirlenmesine İzin Vermeyeceğiz! Kurşun, çinko ve bunlara eşlik edebilecek diğer metallerin suya ve toprağa karışması yalnızca çevre sorunu değildir; insan sağlığını, tarımı ve hayvancılığı doğrudan ilgilendiren ciddi bir halk sağlığı riskidir. Nitekim Türkiye’nin birçok bölgesinde yapılan kurşun çinko madenciliğinde bu çevresel riskler gerçekleşmiş ve kayıt altına alınarak raporlanmıştır.

“Yaşamın feda edilmesine karşıyız”

Kirlenen bir kaynağı eski hâline getirmek çoğu zaman çok zor, çok pahalı, hatta imkânsızdır. Bu nedenle Maden şirketi sahibinin “gerekli önlemleri alırız” ya da “Bir şey olursa önlem alırız” denilmesini kabul etmiyoruz. Su kirlendikten sonra alınacak önlem, önlem değildir. Asıl önlem, suyu kirletecek faaliyete en başından izin vermemektir. Biz akşam musluğu açtığımızda içtiğimiz, çocuklarımıza verdiğimiz sudan şüphe etmek istemiyoruz. Bizim için bir damla temiz su, tonlarca cevherden daha değerlidir. Çünkü maden olmadan yaşayabiliriz; ama su olmadan yaşayamayız. Çünkü hiçbir şirket, hiçbir ruhsat ve hiçbir ekonomik vaat; kaybettiğimiz suyu geri getiremez. Biz madenciliğe değil, yaşamın feda edilmesine karşıyız Kimse mücadelemizi “Her türlü yatırıma karşı çıkmak” şeklinde göstermeye çalışmasın. Biz kalkınmaya değil; suyu tüketen, doğayı bozan ve bedelini halka ödeten anlayışa karşıyız. Biz istihdama değil; birkaç yıllık iş vaadi karşılığında yüzlerce yıllık yaşam kaynağımızın tehlikeye atılmasına karşıyız. Biz bilime değil; bilimin uyarılarının görmezden gelinmesine karşıyız. Biz hukuka değil; halkın yaşam hakkını korumayan kararların hukuk gibi sunulmasına karşıyız.

“Doğanın suyun köyün, partisi ve tapusu olmaz”

Yukarı Kızılca’nın geleceği madencilikte değil; doğa turizminde, ekolojik tarımda, hayvancılıkta, orman ürünlerinde ve su kaynaklarının korunmasındadır. Bunlar bir maden ocağı gibi birkaç yıllık değil, doğru yönetildiğinde kuşaklar boyunca sürecek gerçek zenginliklerdir. Bu mücadeleyi birlikte kazanacağız. Bu mücadele yalnızca Yukarı Kızılca’nın mücadelesi değildir. Aşağı Kızılca’nın, Örnekköy’ün, çevredeki bütün yerleşimlerin, herkesin ortak mücadelesidir. Doğanın suyun köyün, partisi ve tapusu olmaz. Su hepimizin ortak yaşam hakkıdır. Bu mücadeleyi; bilimsel gerçekleri halka anlatarak, hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanarak, köy köy, kahve kahve, ev ev örgütlenerek, kamu kurumlarını sorumluluk almaya çağırarak, meslek odaları, bilim insanları ve çevre örgütleriyle dayanışmayı büyüterek ve halk olarak direnerek kazanacağız. Biz biliyoruz ki: Bir halk toprağına, suyuna ve geleceğine birlikte sahip çıktığında karşısında hiçbir güç kayıtsızca duramaz. Bugün burada korkuyu değil cesareti, yalnızlığı değil dayanışmayı, teslimiyeti değil mücadeleyi büyütüyoruz.

“Direneceğiz, dayanışacağız ve yaşamı birlikte savunacağız!”

Yetkililere ve şirkete sesleniyoruz. İçme suyu kaynaklarımızı, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bu projeden derhal vazgeçin. Halkın açık rızası olmadan hiçbir sondaj ve madencilik faaliyetini sürdürmeyin. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir içme suyu havzasında bir maden işletmesi olmaz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Suyumuz satılık değildir! Ormanımız maden sahası değildir! Toprağımız rant alanı değildir! Yaşam hakkımız pazarlık konusu değildir! Biz bu toprakların sahibi değil, emanetçisiyiz. Atalarımızdan aldığımız bu emaneti çocuklarımıza eksiltmeden bırakmak zorundayız. Bir ağacın, bir avuç toprağın ve bir damla suyun değerini bilmeyenlere karşı; yaşamı, bilimi, hukuku ve dayanışmayı savunacağız. Bugün buradayız. Yarın daha kalabalık olacağız. Sesimizi duymayanlara daha güçlü seslenecek, gerçeği bilmeyenlere tek tek anlatacağız. Maden geçicidir, yaşam kalıcıdır. Su yoksa hayat yoktur. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Direneceğiz, dayanışacağız ve yaşamı birlikte savunacağız!

Türkmen: “Birlik ve beraberlik içerisinde ‘Madene hayır’ demeliyiz”

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Kızılca’da yürütülen maden arama çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Kemalpaşa, İzmir’in gerçekten en güzel ilçelerinden biri. Tarımı, sanayiyi ve farklı çalışma alanlarını bünyesinde barındıran önemli bir ilçe. Ancak Kızılca’nın yeri çok ayrı. Kızılca, doğasıyla, Kemalpaşa’ya ve İzmir’e sağladığı oksijenle müthiş güzellikte bir köyümüz. Yaklaşık bir yıl önce maden şirketinin sahibi beni ziyaret etti. Bana, ‘Biz Kızılca’da maden arayacağız’ dedi. Ben de kendisine, ‘Siz Kızılca’yı hiç gördünüz mü? Oraya gidip bölgeyi incelediniz mi?’ diye sordum. ‘Gideceğiz, göreceğiz ama orada arama yapmak istiyoruz’ cevabını verdi. Bende, ‘Gidin, görün; vazgeçersiniz’ dedim. Çünkü Kızılca’da böyle bir çalışma yapmak, orayı katletmek demektir. Bu durum yalnızca Kızılca’ya değil, bütün Kemalpaşa’ya ve İzmir’e zarar verir. O görüşmenin ardından bir daha yanıma gelmediler. Ancak şunu gördüm: Onlar gerçekten güçlü olabilirler ama bizim kadar güçlü değiller. Burada birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece, halka rağmen kimse bir şey yapamaz. Şu anda maden arama ruhsatıyla çalışmalar yürütülüyor. Aradıkları madeni bulmaları hâlinde işletme ruhsatı almak isteyecekler. Bulamazlarsa aramalarını tamamlayıp gidecekler. Ancak daha yalnızca arama aşamasında yapılanları hepiniz gördünüz. Ağaçların nasıl kesildiğine tanık oldunuz. Bir de işletme ruhsatı alınıp maden faaliyeti başladığında Kızılca’da yaşamak bile çok zor hâle gelecek. Bugün herkes, ‘Kızılca’da nasıl bir yer alır da burada yaşarım?’ diye düşünürken, yarın ‘Kızılca’dan nasıl kaçarım?’ diye düşünmeye başlayacak. Buna izin verirsek hem Kemalpaşa hem de İzmir büyük sıkıntı yaşayacak. Bu nedenle hep birlikte, birlik ve beraberlik içerisinde ‘Madene hayır’ demeliyiz. Biz bu madeni istemiyoruz. Kemalpaşa Belediye Başkanı olarak, kanunların bize verdiği bütün yetkileri kullanacağımıza burada, sizlerin önünde söz veriyorum. Sahip olduğumuz tüm yasal imkânları sonuna kadar kullanacağız. Ancak birlik ve beraberlik içinde hareket edersek güçlü olabiliriz. Dağılırsak güçlü olmamız mümkün değildir. Benzer süreçlerin Kozak Yaylası’nda altın madeni için nasıl yürütüldüğünü biliyoruz. Önce bölgede oteller ve restoranlar açtılar. Köylülere kendi işletmelerinde iş vererek onları yanlarına çekmeye çalıştılar. Sonunda da Kozak Yaylası’nda altın madeniyle ilgili faaliyetlere başladılar ve yıllardır çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu nedenle aynı oyunlara gelmememiz gerekiyor. Her yerde iş bulabilir, her yerde para kazanabiliriz. Yeter ki kendimize güvenelim. Şirketlerin sunduğu bu tür tuzaklara kesinlikle düşmemeliyiz. Öncelikle bizler, yöneticiler ve seçilmişler olarak bu tuzaklara karşı durmalıyız. Kızılca’ya ve Kemalpaşa’ya hep birlikte sahip çıkmalıyız.”

Durmuş Öğretmen: Allah bildiği gibi yapsın!

Durmuş Öğretmen, Kızılca’daki maden çalışmalarına ilişkin yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “En başta açıkça söyleyeyim: Madene hayır! Değerli yurttaşlar, Kemalpaşalılar, İzmirliler ve Türkiye’nin dört bir yanındaki halkımız; hep birlikte madene hayır diyoruz. Doğamızı korumak amacıyla düzenlenen bu etkinliğe gönül veren ve katılım sağlayan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Etkinliğin düzenlenmesinde görev alan, emek harcayan bütün arkadaşlarımı da kutluyorum. Ancak böyle bir mücadeleyi zorunlu hâle getiren maden şirketlerini, madencileri ve bu çalışmalara izin verenleri kınıyorum. Doğamıza zarar verenleri artık Allah bildiği gibi yapsın.”

Balyeli: Güçlü bir kadromuz var

Avukat Ahmet Cemil Balyeli, “Belediye Başkanımız, maden şirketi sahibinin yaklaşık bir yıl önce kendisini ziyaret ettiğini söyledi. Ancak maden şirketi köyümüze dört yıl önce geldi. Biz o dönemde onları geri gönderdik. Bugün de sizlerle birlikte yeniden geldikleri yerden göndermek için buradayız. Dört yıl önce geldiklerinde ruhsatlarını yeni almışlardı. Ruhsatı 2021 yılında aldılar. Köye geldiklerinde burada güçlü bir direnişle karşılaştıkları için çok fazla çalışma yapamadan ayrılmak zorunda kaldılar. Ancak bu işler böyledir; bir fırsatını kollayıp yeniden gelirler. Nitekim bir süre sonra tekrar geldiler. Kazdağları’nda ve Akbelen’de yaşananları gördük. İnsanlar ellerinden gelen bütün mücadeleyi verdi ancak yapılan çalışmalara engel olamadılar. Biz Yukarıkızılcalılar ve burada yaşayan yurttaşlar olarak, sizlerle birlikte bu madene engel olabileceğimize inanıyoruz. Güçlü bir kadromuz var. Mücadeleye destek veren ve emek harcayan bütün arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu etkinliği yalnızca bir hafta içerisinde organize ettik. Bundan sonra büyüyerek, güçlenerek ve çoğalarak yolumuza devam edeceğiz. Mücadelemize daha yeni başlıyoruz. Madeni buradan püskürtünceye kadar mücadelemiz sürecek. Madene hayır!”

Muhabir: Semi Tektaş