Ortadoğu’da tırmanan gerilim, yalnızca cephe hattını değil diplomatik dengeleri de kökten değiştiriyor. Reuters’a konuşan kaynaklara göre, savaşın ilk günlerinde tarafsız kalmayı tercih eden Körfez ülkeleri, son gelişmelerin ardından tutumlarını sertleştirdi. Özellikle İran saldırılarının doğrudan Körfez coğrafyasını hedef alması, bölge ülkelerini Washington’a açık çağrı yapmaya yöneltti.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin, artık yalnızca savunma değil, İran’ın askeri kapasitesinin tamamen etkisiz hale getirilmesini talep ettiği belirtiliyor.
İran saldırıları dengeleri altüst etti
Bölge kaynaklarına göre, İran’ın son dönemde gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı saldırıları, yalnızca İsrail’i değil Körfez’deki kritik enerji altyapılarını da tehdit etmeye başladı. Petrol tesislerine yönelik saldırı ihtimali ve bazı noktalarda yaşanan güvenlik ihlalleri, ekonomik ve stratejik kaygıları artırdı.
Bu gelişmeler, daha önce temkinli bir çizgi izleyen Körfez ülkelerinin bakış açısını kökten değiştirdi. Artık savaşın dışında kalmanın mümkün olmadığı görüşü ağırlık kazanıyor.
Washington’a açık çağrı
Diplomatik kaynaklar, Körfez ülkelerinin ABD yönetimine net bir mesaj ilettiğini aktarıyor. Buna göre, ABD’den beklenti yalnızca mevcut operasyonların sürdürülmesi değil, İran’ın askeri kapasitesinin kalıcı biçimde zayıflatılması.
Bölge ülkeleri, İran’ın mevcut gücüyle bırakılması halinde Ortadoğu’nun uzun vadede daha büyük bir tehdit altında kalacağı görüşünde birleşiyor. Bu nedenle Washington’a “operasyonların yarım bırakılmaması” yönünde baskı yapıldığı ifade ediliyor.
“Kırmızı çizgiler aşıldı” değerlendirmesi
Körfez ülkelerinde hâkim olan görüş, İran’ın artık diplomatik sınırları aştığı yönünde. Özellikle doğrudan ya da dolaylı saldırılarla bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit etmesi, bu yaklaşımı güçlendirdi.
Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdülaziz Sager’in sözleri de bu değişimi açıkça ortaya koyuyor. Sager, savaşın başında İran’a karşı daha temkinli bir yaklaşım benimsediklerini ancak doğrudan hedef alınmalarıyla birlikte tutumlarının tamamen değiştiğini belirtiyor.
Enerji güvenliği endişesi büyüyor
Ortadoğu’daki bu yeni gerilim hattının en kritik boyutlarından biri de enerji güvenliği. Körfez ülkeleri, petrol ve doğalgaz üretim tesislerinin hedef alınmasının yalnızca bölgesel değil küresel bir kriz yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle Körfez ülkeleri, İran’ın askeri kapasitesinin sınırlandırılmasının yalnızca siyasi değil ekonomik bir zorunluluk olduğunu savunuyor. Özellikle petrol piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmaların, dünya ekonomisini doğrudan etkileyeceği vurgulanıyor.





