SEMİ TEKTAŞ/İzmir Büyükşehir Belediyesi Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı 3’üncü Birleşimi Başkan Tugay, idaresinde gerçekleştirildi. Meclis’te İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT faaliyet raporları görüşüldü. Görüşmeler sırasında söz alan AK Partili Gizem Akyüz Duman’ın, Çiğli Arıtma Tesisi’nde hayatını kaybeden Sabri Kılınç’ı gündeme getirip, Cemil Tugay’ın, Kılınç’ın ailesine yalancı dediğini iddia etmesiyle Meclis birbirine girdi. Daha sonrasında gelen eleştirilere cevap vermek üzere kürsüye çıkan Başkan Tugay, AK Partili üyelere cevap verdi. AK Partili üyeler ise Başkan Tugay konuşmadan salondan çıktı.
Sahtekâr polemiği
AK Partili Meclis Üyesi Enes Uğuz’un, ‘Belediye başkanı bize karşı dönüp, ‘sahtekârlar’ diye ithamlarda bulundu. Sahtekâr arıyorlar, kendi partisine baksın. Orada bol miktarda sahtekâr, pavyoncu bulabilir” dedi. Uğuz’un konuşması sırasında CHP grubu sıralarından tepkiler yükseldi.
Tugay söz istedi
Başkan Cemil Tugay ise cevap hakkını kullanmak istediğini belirterek, “Bazı meclis üyesi haddini aşıyor. Burayı provokasyon ortamına bilerek çeviriyorlar. Ben kimse ne söylediğimi biliyorum. Ben bunlara cevap vereyim. Ben söz almak istiyorum” dedi. Başkan Cemil Tugay’ın konuşması öncesinde AK Parti grubu meclisi terk etti.
Tugay: “Ucuzlukla, duygu istismar ediyorsunuz”
AK Partili Özgür Kaner’in konuşmasına yanıt vererek konuşmasına başlayan Başkan Tugay, “İyimizi, eksiğimizi neyi neden yaptığımızı anlatıyoruz. Özgür Kaner, siz meclis üyesi iseniz Çiğli sahilinin sorumluluğunun kimde olduğunu bileceksiniz ve insanları aldatmaya çalışmayacaksınız. İnsanların tabi ki üzüntüleri var. Çiğli ister miydi arıtma tesisi orada olsun, Harmandalı olsun. Bu yönetim mi onların orada olmasına izin verdi, kim tahsis etti bunları. Bunlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılıyor. Cemil Tugay ve meclis üyeleri karar vermiş ya da sanki önceki belediye başkanları karar vermiş gibi… İnsanların bu konudan rahatsız olduğunu bilerek ucuz yola kaçmayalım. Bu ucuzluktur. Siz halkın duygularını istismar etmeye çalışıyorsunuz” dedi.
AK Partili Çankırı’ya “Kötü huyları olan İzmir milletvekili”
Torbalı Meclis Üyesi Gizem Akyüz Duman’ın konuşmalarına da sert çıkan Tugay, “Durup durup 3 yıl diyenler var, Torbalı meclis üyesi söyledi ayıptır, neden bu yalanı söylüyorsunuz! Ben gerçekten bazı insanları dinlemek istemiyorum, yapmak istedikleri sadece hakareti insan onuruyla oynamak, incitmek. Alenen yalan söylemekten utanmayan insanlar var. Siz halkın temsilcisi meclis üyeleri olarak yalan söyleyemezsiniz. Çiğli’de işçimizi kaybettiğimiz bizi kahreden vahim olayda aile hassas durumda, onları üzmemek lazım, konu hem idari hem adli, soruşturma altında. Bir yalan söyleniyor, o vinci aile çağırdı, İZSU’dan kimse yoktu, vincin parasını İZSU ödemedi deniliyor dedim. İzmir’in milletvekili olan ama maalesef kötü huyları olan biri, kameraları yanına alıyor, onlara benim konuşmamdan bir cümleyi söyletiyor. Sadece vincin parasını aile ödemedi cümlesini dinletiyor. Aile de haklı olarak biz ödedik diyor, sonra fatura ortaya çıkıyor MHP’nin ilçe başkan yardımcısı ödemiş. MHP ilçe başkan yardımcısının konuyla alakası yok. Sizin vekiliniz bizi suçlamak için kullandığında o faturanın neden o isme düzenlendiğini anlıyoruz. İstismar etmeye çalışıyor o insanların üzüntüsünü. Biz acılarını ilk günden itibaren paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hakan Yıldız’a: “Gülümsemeyeceksiniz”
Çiğli Atıksu Arıtma Tesisinde hayatını kaybeden işçi ile ilgili yapılan konuşmalara da tepki gösteren Tugay, “Kemalpaşa arıtma tesisine kirli su ile gelen süzgüde biriken çöpler alınıyor, Bergama’ya götürülüyor. Büyük tırlara aktarıldığı yer Çiğli arıtmanın oradaki bir alan. Sistem bu ama neden olduğunu bilmediğimiz şekilde tırların transfer noktasında çok ötesinde, olmaması gereken bir yerde kamyon düşüyor. Burada alınmamış iş güvenliği önlemi yok çünkü normalde o kamyonlar oraya gitmiyor. Neden gitti bilmiyorum ama böyle bir talimatın verilmediğini İZSU’daki arkadaşlar söylüyor. Olay zaten savcılıkta, aynı zamanda idari soruşturmada. Hal böyle iken ben aileyi para ödemedi diye suçluyorum gibi söylediler. Bize bu yalanları söylerken onurumuz, insanlığımız inciniyor. Biz insanız kütük değiliz. Sizin için bu normalse… Bu olayı normal karşılamayacaksınız, gülümseyemeyeceksiniz” diye konuştu.
AK Partili Öztürk’e: “Yalanları var”
Tugay şunları kaydettİ.
Karşıyaka meclis üyesi olup da, bana ağabey diyen o arkadaşımız bugün sıraladığı yalanlarla beni utandırıyor. Geçmiş hukukumuzdan dolayı bu ahlak dışı davranışı kabul edemiyorum. Burada ahlaksız davranışı dinleyen kişi olmaktansa git buna maruz kalma diyorum. Ben kavga etmek için gelmedim buraya ama birileri gözümüze baka baka yalan söylediğinde onursuz insanlar olmadığımız için tepki gösteriyorum. Bu meclisi bu hale getiren izin provokatör arkadaşlarınız. Onlar çirkin davranışlı insanlar olacak. Karşıyaka Meclis üyesinin ağırıma giden başka yalanları da var.
“Öztürk beni Nasır’a götürdü”
Karşıyaka’da bir huzur evi var, belediye tarafından yapılmış. Belediye Başkanı Cevat Durak iken burayı belediye işletmesinden çıkarmış Bakanlığa vermiş. Göreve başladığımda defalarca ziyaret ettim. Burası depremde hasar almadı, performans testi yapılmış, bunu 2019’dan önce yapılan her binaya yapabilirsiniz, burayı boşalttılar. Karşıyaka Belediyesi orayı huzurevi olarak işletilmek üzere devretti. Boşaltılınca, Bakanlığa ‘Burada ne yapacaksınız’ diye sorduk. Cevap alamadık. Tahsis iptali kararı aldık. Mahkemeye gidildi ve yürütmeyi durdurma kararı çıktı, dava sonuçlanmadı ve bina kilitlendi. O günlerde bana sürekli hakaret eden, karalamaya çalışan bu arkadaş Necip Nasır sizinle görüşmek istiyor dedi, beni ofisine davet etti. Beraberce gittik. Nasır bana ‘Gelin burayı Bakanlığa devredelim, sizin de SGK ve vergi borcunuzdan düşelim’ dedi. Ben de olabilir dedim, çünkü yürütmeyi durdurma kararı var ben bir şey yapamıyorum. O güvenle yazı yazdık, satış kararı aldık SGK’ya verebilmek için. Değer tespiti yaptık, 170 küsur milyon belirledik. Orası planlar nedeniyle birçok kullanıma uygun 37 dönüm. Bu rakamlar bugünün değil 2020’nin rakamları. Karşıyaka Belediyesi’ne 13 milyon teklif ettiler. Ben o mülkün sahibi olsam zaten vermem ama siz belediye başkanı olarak sorumluluk aldıysanız insanla dalga geçer bu rakama tabi ki evet demezsiniz. Bunlara şahit olan bu arkadaş Karşıyaka Meclisinde ‘Kendisi vazgeçti’ diye yalan söyledi. Ben kendisinden utanıyorum, tavrından utanıyorum, 5 sene çalıştığımda bana gösterdiği yüzü ile karakterinin bu kadar farklı olmasından utanıyorum. Ben kötülüğü, yalanı, iftirayı bir yerden sonra kabul edemiyorum.
Akyüz’e: “Dinlemeye tahammül edemiyorum”
Torbalı meclis üyesinin aile parayı ödemedi dediniz demesine tahammül edemiyorum İnsanların duygularıyla bizim de onurumuzla oynuyorsunuz. Nasıl insanlar bunlar, bu nasıl vicdansızlık. O kamere şovunu yapanlar nasıl insanlar. Buna mı tepki göstermeyeceğiz, odun değiliz biz, iftira edeceksiniz, yalan söyleyeceksiniz tepki göstermeyeceğiz. Bu memleketi mahvettiniz.
“Öztürk ‘helikopter getiremiyorum’ dedi”
Yamanlar’da yangın çıktı, ikiyüzlü arkadaş, Zübeyde Hanım Mahallesine yakın bir alanda yangın binalara doğru geliyordu, birkaç apartman yandı. Ben oradaydım, bu arkadaşınız ‘Başkanım ben ne yapacağımı bilemiyorum, nefret ettim, saatlerdir bir helikopter gelsin diye bekliyorum, getiremedim’ dedi. kendimiz aradık Valiyi, orman müdürünü biz getirdik.
“Enflasyonu ben mi yarattım”
7 milyar 800 bin lirayı kur farkından dolayı hanemize yazıldı. Ben mi yarattım enflasyonu, CHP’li belediyeler mi, halk mı yarattı. Ülkeyi yönetenler yaratmadı mı! Kur korumalı mevduat diye bir uygulama yaptılar, dünyada örneği yok, 13 milyar dolar para verdiler birilerine.
“90 dakika uygulamasıyla vatandaşın cebinde 2 milyar lira kaldı”
Belediyeler gavurun kurumları değil ellerini güçlendirirseniz halka daha çok hizmet gidecek. Toplu ulaşımdan aylık sübvansiyonumuz 1 milyar. Yani her ay 1 milyar lira kasadan insanlarımız otobüse binsin diye para veriyoruz. Bilet paraları karşılamıyor. Biz 1 milyar lira destek oluyoruz. 90 dakika uygulamasına geçtik. İzmir, Türkiye’nin ulaşımda en ucuz, en çeşitli hizmeti olan aslanlar gibi her yere hizmet eden bir kurumdur. 90 dakika uygulamasıyla vatandaşın cebinde 2 milyar lira kaldı. Toplu ulaşım ücretsiz, daha iyi olsun diyoruz. Zam yapmış halimizle en düşük bilet fiyatının olduğu şehir burası. 90 dakikayla beraber inanılmaz uygun fiyatlar. İnsafı olan der ki gel ben bu otobüslerin yakıtlarından ÖTV almayayım. Ayıptır ÖTV almayın ne olacak, destek olun. Elimizden kaynakları kıs, kes, kredileri onaylama, yapman gereken işleri yapma, bizi sorunlarla boğ, biz can siparane hizmet edelim sonra da CHP’li belediyeler çalışmıyor deyin. İzmir’den toplanan verginin yüzde 3,45’i yatırım olarak kente dönmüş. 81 il içerisinde İzmir 77.sırada. Ben soruyorum bu İzmir’e düşmanlık değil de nedir? Anlatmaktan dilimiz, damağımız kurudu. Ulaşım master planı yaptırıyoruz, yeni yollar açalım, üst geçitler, alt geçitler yapalım ama bu konunun aslı şu; şehrin iki ana aksı var. Buralarda sıkışıyor trafik ve buraların rahatlaması için yapılması gereken ikinci çevreyolu. İkinci çevreyolunun yapımı tamamen bakanlıkta. Seçimden önce AK Parti’nin adayı ben bu çevreyolunu en kısa zamanda yaptıracağım dedi. Kaybedersem yaptırmam da demedi. Üzüldüğüm o. Bugün İzmir’in milletvekili olan insanlar sahaya çıktıklarında onu da halledeceğiz diyorlar ama sorun ortaya çıktığında arayan ki bulusun. Belediyeyi suçlayacak bir konu bulurlarsa eğer kameralarla hemen gidiyorlar. Suçlamaktan başka işleri yok. Herhangi bir milletvekili ‘ben olmasam, milletvekili olmasaydım İzmir’e hangi hizmet gelmezdi’ bu soruyu sorsunlar ve bu sorunun cevabını İzmir halkına vermek zorundalar. Bakanlarla bizi görüştürebiliyorsunuz madem telefon açıp her şeyi konuşabiliyorsunuz o zaman bir işe yarayın. Onlar ne yaptılar bizim Meslek Fabrikası’na çökmeyi marifet sandılar. Bütün tarihi boyunca bir gram vakıfların emeği olmamış, hakkı olmamış o binaya yüzlerce polis eşliğinde girip çökmekten başka ne yaptınız? Bir tane kardeşimiz bir kazayla, kötü olay yaşadığında ailesine gidip onu istismar etmek kendi reklamınız için kullanmaktan başka ne yaptınız? Okul yaptık diyorlar bir zahmet yapın” dedi.
“Onlar çok akıllı da ben geri zekâlı mıyım?”
Müteahhittiler yapmayacaktı da gıda mühendisleri mi yapacaktı diyorlar. Onlar çok akıllı da ben geri zekâlı mıyım? Ben size ne dedim? Arsası devletin yaptırdınız binayı ama öyle bir anlaşma yaptınız ki bina bittikten sonra yüzde 70 doluluk garantisiyle buranını otoparkında, temizliğine bütün hizmetlerini onlara verdiniz. Yetmedi 25 yıl kira vereceğiz dediniz. Yüksek bir kira. Bu kira öyle bir kira ki iki buçuk-üç yıllı kira bedeli yapım maliyetini karşılıyor. Ben size gıda mühendisleri mi yaptı diyorum hayır başka birilerini buradan zengin ettiniz diyorum. O parayı bu milletten alıp onlara veriyorsunuz. Ekonomiyi çökerttiğiniz zaman önce millet sonra belediyeler çekiyor. Enflasyon yükseldikçe, girdiler arttıkça bütün orada binen faiz ve kur farkı bütçede artmış miktar olarak görünüyor. İzBB’nin tarihinde en fazla borç ödemiş belediye biziz. Bizden daha fazla ödeyen bulamazsınız. İZSU’daki arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İki yıl içerisinde üç tane büyük arıtma tesisi yaptılar. Nerede sorun varsa oraya gidip ellerini taşın altına sokarak çalıştılar. Genel Müdürümüz gece gündüz oralarda. Sorumluluk alanımız olmamasına rağmen Körfez temizlemekle uğraşıyoruz ve biz bir yandan su fiyatlarını düşürüyoruz. Kademeli artışlar yaptık bu da su tüketiminin önüne geçmek içindi. Kuruşun hesabını yaparak çalışıyor arkadaşlarımız. Kimsenin haberi olmadan gidiyorlar Kınık’ın içme suyu altyapısını ihale ettiler ve çalışmaya başlamak üzereler. Kınık’ın altyapısı ne kadar umurunuzda ya da yapıldığı bir gün teşekkür edin. Menemen’de o kadar içme suyu altyapı çalışması yaptık bir gün bir teşekkür ettiniz mi? Her gün gitti arkadaşlarımız Alsancak’ta yol düzeltti. Deniz seviyesinin altında biraz yağmur yağdığında drene olamıyor o yüzden o kazılar yapılıyor. Sihirli değnek mi var elimizde kazmadan nasıl yapacağız? Siz şunun farkında değilsiniz; halk bunların farkında çünkü bizi sahada görüyor. Yangın oluyor oradayız, sel oluyor oradayız” ifadelerini kullandı.




