SEMİ TEKTAŞ/Meslek Fabrikası direnişinde 3’üncü gün geride kalmak üzere. Meslek Fabrikasının mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmesinden sonra tahliye edilmeye başlanılmıştı. Tahliye sonrasında kente yoğun bir tepki furyası başlamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi, STK, dernek ve işçilerin çağrısıyla binlerce vatandaş Meslek Fabrikası karşısında bir araya geldi. Mitinge İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, CHP İzmir Milletvekilleri Deniz Yücel, Seda Kaya Ösen, Sevda Erdan Kılıç, Rahmi Aşkın Türeli, Yüksel Taşkın, Ednan Arslan, Ümit Özlale, Salih Uzun, CHP’li ilçe belediye başkanları, CHP ilçe başkanları, DİSK, KESK, TÜRK-İş, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, TMMOB, İzmir Kent Konseyi, siyasi parti temsilcileri ve binler vatandaş katıldı.

“İzmir’in parası”

“İzmir seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla sahneye gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Biz bugün burada Meslek Fabrikasıyla ilgili yapılan bu hatanın normal görülmemesi, sıradanlaşmaması için daha kötülerinin yapılmaması için bir araya geldik ve buna itiraz ediyoruz. Bazı anlar vardır o anlarda susarsanız her şey yavaş yavaş normalleşir. En sonunda kötülük normalleşir. Bu bina kamulaştırılmasının ardından pek çok şey yaşıyor. Halk Ekmek Fabrikası da oluyor, un fabrikası da oluyor. 12 Eylül’de askeri darbenin sonucunda seçilmemiş asker kökenli biri İzmir’e atanıyor. Bu binayı o dönem DGM’ye veriyorlar ancak tapusu verilmiyor. DGM ülkemizin tarihinde kötü anılarla hatırlanır. İzmir’in hafızasında kötü hatırlanan bu binayı harap halde alıp restore etmeye başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bunun için dünya kadar para harcanıyor. Bu paralar İzmir’in parası” dedi.

“Cumhuriyetten önce kapandı bu dernek”

Başkan Tugay, “Aziz Kocaoğlu burayı 2017’de hizmete aldıktan sonra 35 alanda birçok insana meslek eğitimi verildi. Bunların birçoğu da iş sahibi oldu. 145 bin denildiği zaman az gelebilir ama pek çok şehrin nüfusundan daha fazla bir rakam. Böylesine bir hizmet verildi buralarda. DGM’nin bu şehirde yarattığı lekeyi ve kötü izi Aziz başkan sayesinde bu leke temizlendi. Bu binayla ilgili durup dururken biz alacağız diye bir şey oldu. Tapudan bize sormadan adı sanı uydurulmuş bir vakfın mülkiyetine geçirdiler. Bir vakfa peşkeş çekecektiniz madem devam eden bir vakıfa geçirseydiniz. Cumhuriyetten önce kapatılmış vakıf bu. Hayali bir vakıf. Tapu üzerinden bilgi geldikten sonra hukuk mücadelesi başlattık. Ne yaptıysak durmadılar. Bize binayı boşaltın dediler. Tek tek sorduk. Dedik ki biz dava açtık bu davaların sonuçlanması lazım ve haklı olduğumuza inanıyoruz. Hiçbir vakfın bu binada emeği yok. Mülkiyeti tamamen tertemiz bir tapuyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Davalar bitmeden tahliyeyi amaçlamanız neden diye sorduk. Emniyet görevlileriyle buraya sabahın beşinde 700 civarı polis gelmiş. Orada bir ihtiyati tedbir kararı vardı ve henüz yayınlanmıştı. Bu kararın kaldırılmasıyla ilgili gerekçeli kararı gösterin dedik gösteremediler. Görev emrinizi gösterin dedik onu da sunamadılar. Hangi dayanakla bu kamu mülkünü alıyorsunuz dedik tek bir dayanak gösteremediler. Bu işlem var ama gerekçe yok, müdahale var ama açıklama yok, karar var ama dayanak yok demek. Bu doğru değil, savunulamaz, kabul edilemez dedik. Belgeleriyle sabırla anlattık. Milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın dedik. Daha vahim bir şey daha oldu. Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan dışardan getirilmiş özel güvenlik görevlileri ama Meslek Fabrikası’nda güvenlik sağlama görevi ve yetkisi olmayan kişiler hukuksuzca, idareyi çiğneyerek içeri girdiler. Sonra bu kişiler insanlar farkında olsun diye Gazi Mustafa Kemal Atatürk imzalı pankartı indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar” dedi.

“Atatürk demiyorsunuz”

“Belgeyi indirdiniz, ayıp ettiniz” diyen Tugay, “Şunu aklınız alıyor mu; Siz o pankartı indirdiniz diye o belge yok mu oldu? Zaman zaman şüpheye düşüyoruz ağzınızda Gazi Mustafa Kemal ifadesi oluyor Atatürk demeye gelince susuyorsunuz. Bunlar bizden kaçmıyor. Biz ona Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyoruz. Siz o pankartı indirdiniz diye bu yüce milletin, Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı ve sevgiyi yok edemezsiniz” ifadelerini kullandı.

“Kendini nasıl açık etti”

Konuşmasına devam eden Tugay, “Bu binaları neden bu kadar çok istiyorsunuz diyoruz. Önce üniversite yapacağız dediler. Ondan sonra baktılar tutmadı, millet yemedi bir arkadaş çıktı ‘ben burayı Yeşilay’a vereceğim’ dedi. Hızını alamadı ‘Bu memleketteki uyuşturucu bağımlılığından CHP’li belediyeler sorumlu’ dedi. Böyle inanılmaz laflar edildi. Bugün yine fikir değiştirdiler kütüphane yapacağız dediler. Bu işleri çok güzel yöneten Vakıflar Genel Müdürü dediğimiz arkadaş İzmir’de de Türkiye’nin her yerinde binlerce binaya sahip onları yönetiyor. İzmir’de Salepçioğlu İş Hanı onların herkesi çıkarttılar öyle duruyor. Birkaç tanesini biz istedik vermediler hatta yazımıza cevap bile göndermediler. Çoğunlukla binalarını kiralıyorlar ama kime, ne kadara kiralıyor bilmiyoruz. Sayıştay raporlarına ulaştık baktık kirasını toplayamadıkları binlerce yeri varmış. Bu arkadaş kütüphane yapacağız diyor ama ağzından şöyle bir şey kaçırmış; ‘Ayda 5 milyon liraya kiralamak isteyenler var’ demiş. Bak, bak kendini nasıl açık etti sen kimle konuştun da aldın bu teklifi. Kim kardeşim bu teklifi sana veren. Niye utanmıyorsunuz da yalan söylüyorsunuz. Sizin derdiniz belediyenin hizmetini durduracaksınız sonra bir şeyler diyeceksiniz bir süre sonra belli ki birileriyle pazarlık yapmışınız birine vereceksiniz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim bunu vicdanım almıyor. İki kimliğim var benim. Birisi Büyükşehir Belediye Başkanı diğeri İzmir halkında birisi olan Cemil Tugay. O Cemil Tugay benim için çok kıymetli. Tüm kararlarda o Cemil Tugay’ın aklı var. O Cemil Tugay diyor ki yapmayacaksınız bunu izin vermeyeceğim size” dedi.

Gediz Elektrik’ten İzmir’e 9 Nisan alarmı: 18 ilçede planlı kesinti uygulanacak
Gediz Elektrik’ten İzmir’e 9 Nisan alarmı: 18 ilçede planlı kesinti uygulanacak
İçeriği Görüntüle

“Ben size üniversite için yer bulurum”

Tugay, “Üniversiteye yer mi arıyorsunuz? Ben size yer bulurum. Apartmanlara üniversite açtınız insanlar iş bulamıyor. Boğaziçi’ni, İTÜ’yü Ege’yi ne hale getirdiniz? Burayı işgal edince mi eğitim kaliteniz yükselecek? Sizin aklınızda eğitim kalitesi olsaydı önce o köy okullarını kapatmazdınız. Türkiye’de ilk defa olan bir şey şu; Bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor sonra burayı polis gücüyle işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle ilişki olamaz. Bizler halka hizmet eden bu kurumları geçici olarak yöneten insanlarız. Bizde zaten bu konu sorun olmasın diye ortaya çıktığı ilk günden beri konuşmaya çalışıyoruz. Çözüm önerileri sunmaya çalışıyoruz. Hukuk yolunda da birçok dava açtık. O davaların bazılarında yürütmeyi durdurmayı kararı aldılar. Bir tane yürütmeyi durdurma bir tane ihtiyati tedbir kararı alındı jet hızıyla kaldırdılar. Sabahın beşinde 700 polisi devletin bir kamu kurumu olan belediyenin bir binasının etrafına yıkıp ondan sonra kimseyi içeri sokmuyoruz demediler. O gün bugündür etrafı barikatlarla çevrili, yüzlerce polis…İlk geldiğim anda ben içeri girmek istedim. Bu insanlar bana oy verdi. İçerde yüz milyonlarca lira değerinde mal, mülk var. Bir durumunu görmek istiyorum dedi. Bana kapıları kırarak girdiler dediler. Tarihi binaya zarar verdiler dediler. Merak ettim görmek istedim tüm nezaketimle. Lütfen dedim ses yok. Devletine bağlı bir insanım. Asla ve asla devletime karşı yanlış yapmam milletime çok saygım ve sevgim var. Birilerinin siyasi emellerine alet edilsin diye kurulmadı bu devlet. Biz buna teslim olmayacağız, kabul etmeyeceğiz, kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız. Alıştıramayacaksınız” ifadelerini kullandı.

“Suç işliyorsunuz”

Tugay, “Bu binayı yapan onlar değil, restorasyonu halkın parasıyla belediye yaptı. Ben size bu emeği yedirmem. Sizin o tapuda yaptığınız sahte iş benim akımda, gönlümde, bilgimde kesinlikle geçerli değil. Adı geçen vakıf ve bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtlarında da vakfın varlığı bitmiş. Birileri canlı yayından izliyordur onlara söylüyorum suç işliyorsunuz. Binlerce olmaz sayabilirim olur diyecek tek bir gerekçe bulamazsınız. Burası İzmir, burası başka yere benzemez. Bu şehir böyle kolay kolay yanlışı, haksızlığı kabullenmiyor. Bana da bazen diyorlar ya çok bağırıp çağırmıyor diye ben öyle bir başkan değilim. Ben siz zalimlerden korkmuyorum. Ne ben ne il başkanımız ne milletvekilimiz ne İzmir. Bu şehrin geri çekilmeyeceğini, yapılan yanlışları unutmayacağını gayet iyi biliyorum. Neler neler söylediler İzmir’e. Utanmadan karalamak için neler söylediniz. Bizim alnımız ak başımız dik burası İzmir biz ayaktayız. Sen ne yaparsan yap, ne derseniz deyin İzmir’i yenemeyeceksiniz. Ben belediye başkanı olduğum sürece birazcık hakkım varsa benim için bu adam da kendi siyasi geleceği için bunları yapıyor demeyin” diye konuştu.

Eşrefpaşa örneği

Aziz Kocaoğlu, İzmirlileri selamlayarak, “Yine bir zor günde, yine İzmir’in hakkını korumak için birlikte mücadele ediyoruz. İyilik er ve geç kötülüğü yenecektir. Kötüler ilelebet başarılı olmamıştır ama iyiler hep başarılı olmuştur. Biz büyükşehir sınırları büyüyünce köylerimizde sağlık taraması yapıyorduk, köylerdeki hastaları alıp Eşrefpaşa Hastanesinde tedavi ediyorduk. Dediler ki bunu yapamazsın, izin vermiyoruz, biz yapacağız dediler. Hala yapıyorlar! Arkadaşlar birlik olmak durumundayız. Her sabah gazeteyi açın, sosyal medyaya bakın en fazla satılan malları görüyorsunuz. Satılan devletin, milletin mallarını görüyorsunuz. Giderayak devletin ne kadar para eder malı varsa satıp gidecekler. Ona da karşı olmak zorundayız. Çeşme Projesi tamamen arazi satmak içindir. Yani devletin uhdesinde bulunan, gerçek sahibinin vatandaş olduğu malları giderayak satmak için bunları yapıyorlar. Meslek fabrikasını verirsek direnmezsek yarın hepsi gidecek" dedi.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ