Çocuğunuzu sabah okula gönderirken artık sadece dersini değil, güvenliğini de düşünmek zorundasınız. Türkiye’de okullar şiddetin hedefi haline gelirken, peş peşe yaşanan saldırılar hem velileri hem de eğitimcileri alarma geçirdi. Uzmanlar uyarıyor, eğitimciler isyan ediyor: Bu tablo sadece “güvenlik” meselesi değil; bir toplumsal kriz.


14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Ertesi gün Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’na yapılan saldırıda ise saldırgan dahil 10 kişi yaşamını yitirdi. Peş peşe yaşanan bu saldırılar, okulların artık ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.
Eğitim sendikaları iş bırakma eylemini iki güne çıkarırken “yaşam nöbeti” başlatılarak Bakan Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yapıldı.

Whatsapp Image 2026 04 16 At 15.01.39-1


“Çocuklar karanlığa teslim edildi”


Yaşanan şiddetin arkasında derinleşen yoksulluk ve umutsuzluk olduğuna dikkat çeken eğitimciler, tablonun her geçen gün ağırlaştığını söylüyor.
Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Yöneticisi Oktay Karakuzu şöyle konuştu:
“Çocuklar geleceklerinden umutsuz. Adeta karanlığa teslim edilmiş durumdalar. Okula zaten aç gelip gidiyorlar. En temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar. Bu yoksulluk cenderesi ister istemez çocukları şiddet iklimine doğru itiyor.


Bu umutsuzluk, eğitimden kopuş sürecini beraberinde getiriyor ve çocukları şiddete yöneltiyor. Burada yapılması gereken; öncelikle okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılması, tam zamanlı kadrolu hizmetli istihdamının sağlanması ve eğitime yeterli bütçenin ayrılmasıdır. Öğretmenin itibarını zedeleyen uygulamaların ortadan kaldırılması, öğretmenlerin hak ettiği saygınlığı yeniden kazandıracak söylem ve politikaların geliştirilmesi gerekiyor.


Öğretmenlerin en temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, yoksulluk sınırının çok altında ücretlerle çalıştığı bir ortam da bu şiddet iklimini besliyor. Öğretmenlerin kendi geleceğinden umutsuz, baskı altında ve nefes alamaz durumda olduğu bir süreçten geçiyoruz.

Whatsapp Image 2026 04 16 At 11.54.02 (2)


Diğer yandan, öğrencilerin hedef haline getirildiği ve sorunun tek nedeni olarak öğretmenlerin gösterildiği anlayışın değişmesi gerekiyor. Sorunun öğretmenler üzerinden değil, eğitim sistemi üzerinden ele alınması şart. Demokratik, bilimsel ve kamusal, parasız eğitim güçlendirilmelidir.
Ancak bugün gelinen noktada okulların cemaatlere ve tarikatlara açıldığı, bu yapıların istedikleri gibi hareket edebildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğitim sistemi protokollere indirgenmiş, müfredat bilimden uzaklaştırılmış durumda. Bu süreç, şiddet iklimini daha da derinleştiriyor.
Ayrıca çocukları ucuz iş gücü olarak gören MESEM politikaları da bu tabloyu ağırlaştırıyor. Çocukların güvencesiz koşullarda çalıştırılması, onların umutsuzluğunu artırıyor ve şiddeti bir çıkış yolu olarak görmelerine neden olabiliyor.

Bilimde etik vurgusu: Dokuz Eylül’de dikkat çeken buluşma
Bilimde etik vurgusu: Dokuz Eylül’de dikkat çeken buluşma
İçeriği Görüntüle


Bugün yaşanan şiddetin arka planı politiktir. Bu nedenle kutuplaştırıcı değil, birleştirici politikaların geliştirilmesi gerekiyor. Başta eğitim sendikaları olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte ortak bir yol haritası oluşturulmalı.


Öte yandan öğretmenler kendi okullarında bile huzursuz ve mutsuz. Okul idareleri başta olmak üzere angarya yükü, keyfi uygulamalar ve mobbing ile karşı karşıyalar. Cezasızlık da bu ortamı besliyor.
Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir an önce somut adımlar atması gerekiyor. Bakan Yusuf Tekin’in bu süreci yönetebilecek iradeyi ortaya koyması, bürokrasinin liyakat esasına göre yeniden yapılandırılması ve bilimsel aklın esas alındığı bir eğitim politikası oluşturulması şarttır.”

Whatsapp Image 2026 04 16 At 11.54.02 (1)

“Okullar artık güvensiz”


Öğretmenler, şiddetin artık doğrudan okullara girdiğini ve hiçbir önlem alınmadığını vurguluyor. Eğitim İş Sendikası İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Eğitim emekçileri olarak, öğretmenler olarak artık okullarda kendimizi güvende hissetmiyoruz.
Toplumsal şiddetin artmasıyla birlikte bu şiddet dalgası okullara da yansımaya başladı. Geçtiğimiz ay Fatma Nur öğretmenimizi kaybettik. Üzerinden henüz bir ay geçmişken bu kez Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde okul baskınıyla karşı karşıya kaldık ve yaşanan çaresizliği çok net gördük.
Okulların ne kadar korumasız ve güvensiz olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bir kişinin elini kolunu sallayarak pompalı tüfekle okula girebildiğini, bir öğretmenin koridorda yakın mesafeden vurulduğunu gördük. Bu öğretmenimiz şu anda bir gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Oysa öğretmenlerin ve öğrencilerin en güvende olması gereken yerler okullar olmalıydı. Ancak bugün okullar, ne yazık ki şiddet olaylarıyla anılır hale geldi.


Bu nedenle öncelikle toplumsal şiddete yönelik kapsamlı önlemler alınmalıdır. Bununla birlikte okulların güvenliği acilen sağlanmalıdır. Kamu kurumlarının neredeyse tamamının kapısında kadrolu ve silahlı güvenlik görevlileri bulunurken, okullarda böyle bir güvenlik sistemi yok.
Var olan güvenlik görevlileri ise çoğunlukla geçici görevlendirmelerle, TYP kapsamında ya da PİKTES projesi üzerinden çalıştırılan kişilerden oluşuyor. Hatta bazı okullarda okul aile birliği aracılığıyla, güvenlik eğitimi almamış kişilerin görevlendirildiği görülüyor. Bu kişiler, çoğu zaman kendi güvenliklerini riske atarak okul kapısında görev yapmaya çalışıyor.
Bu yüzden Milli Eğitim Bakanı’nın acilen harekete geçmesi ve okullara kadrolu güvenlik görevlisi ataması yapılması gerekiyor. Okullardaki şiddeti azaltmak ve en aza indirmek için bu adım artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Ayrıca yaşanan bu olayların sorumlularının da ortaya çıkarılması ve gerekli hesapların verilmesi sağlanmalıdır.”

Whatsapp Image 2026 04 16 At 11.54.02 (3)
“Okullar sahipsiz bırakıldı”


Sorunun sadece güvenlik değil, sistemsel bir çöküş olduğunu söyleyen Sinan Kılıç ise şöyle konuştu:
“Haftalar önce burada Fatma Nur öğretmen için toplanılmıştı. Bugün ise yine okullarda bir şiddet tablosuyla karşı karşıyayız. Peki siz okullarınızda kendinizi güvende hissediyor musunuz? Hayır, hissetmiyoruz. Çünkü gençler umutsuz. Geleceklerine dair neredeyse hiçbir umutları kalmadı. Çaresizlik içinde olan çocuklar ve gençler her geçen gün eğitimden uzaklaşıyor.


Özellikle eğitimde yönetimsel anlamda ve personel yapısında işi bilmeyen kişilerin yönetici pozisyonunda olması, bu sorunların görmezden gelinmesine neden oluyor. Toplumsal anlamda eğitimdeki eşitsizlik de her geçen gün daha da derinleşiyor. Yoksul çocuklar MESEM’lere yönlendirilirken, daha varlıklı kesimlerin çocukları özel okullarda eğitim görüyor. Bu durum, eğitimdeki ayrışmayı büyütüyor.
Bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikaları eğitimin içini boşaltıyor. Okullarda bakanlığın imzaladığı protokollerle tarikat ve cemaatlerin etkisi artarken, laik ve bilimsel eğitim anlayışı her geçen gün zayıflıyor.
Böyle bir tabloda çocuklar umutsuzluk içinde kalıyor. Psikolojik olarak ciddi desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler, kendilerine çıkış yolu bulamıyor. Öte yandan öğretmenler de ekonomik olarak giderek daha fazla zorlanıyor. Hem öğretmenler hem de öğrenciler okullarda adeta yalnız bırakılmış durumda.
Elbette bu mesele yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemez. Ancak bugün gelinen noktada okullar sahipsiz bırakılmış durumda. Bakanlık ise daha çok kendi ideolojik çerçevesinde bir gençlik yetiştirme anlayışıyla hareket ediyor. İmam hatiplerin ve MESEM uygulamalarının dayatılması da bu sürecin bir parçası. Böyle bir tabloda bir öğretmen olarak kendimi güvende hissetmiyorum.”

Whatsapp Image 2026 04 16 At 15.01.33


“Kendi aramızda para toplayıp güvenlik tuttuk”


Okullardaki güvenlik zafiyetinin en çarpıcı yansıması ise velilerin ve öğrencilerin anlattıklarında ortaya çıktı. Aileler çocuklarını okula göndermeye korktuklarını söylerken, öğrenciler ise kendilerini “korunmasız” hissettiklerini dile getirdi.
6. Sınıf öğrencisi velisi Ceylan Genelce şunları söyledi:
Bu iki gündür yaşanan olayların hiç tesadüf olmadığını düşünüyoruz. Planlı yapılmış bir şey olabilir. Sıra bize gelecek diye korkuyoruz.
Yapabileceğimiz bir çözüm yok. Sadece eylem yapıyoruz. Bugün de bu yüzden okula çocuğumuzu göndermedik. Okulda güvenlik yok. Velilerin kendi imkânlarıyla tuttuğu yaşlı bir görevli duruyor ama bu yeterli değil. Okula giren çıkanın haddi hesabı yok, bu durum bizi rahatsız ediyor.
İlkokula giden kızımızın okulunun önünde bıçaklı kişilerin dolaştığını görüyoruz. Buna devlet hiçbir şekilde müdahale etmiyor. CİMER’e şikâyet ediyoruz ama sonuç alamıyoruz.

Whatsapp Image 2026 04 16 At 14.19.06


Annesiyle birlikte eğitimcilerin eylemine destek için gelen rtaokul öğrencisi şöyle konuştu:
Bizde de bekçi var ama hiçbir şey yapmıyor. Bir gün bir arkadaşımız okuldan kaçtı, herkesin gözü önünde oldu ama kimse müdahale etmedi. Okula giren çıkan belli değil. Kendimizi hiç güvende hissetmiyoruz.
Altıncı sınıfa gidiyorum. Okula gitmek zorundayız ama çok korkuyoruz. Bu son iki günde yaşananlardan sonra korkumuz daha da arttı. Biz güvenliğimiz sağlanmadan okula gitmek istemiyoruz.”

Kaynak: özge uyanık