Bir şeyin resmi olması için elbette Devlet eliyle yapılması gerek ama halk onu benisemezse gerçek anlamda resmileşmez. Bakın birçok kamu kurumu Cumhuriyetin 100. Yılı için marş yaptırarak bir asra imza atmak istedi ama olmadı…
Mesela sadece İzmir’de Fazıl Say ve Kenan Doğulu gibi alanının en başarılı isimleri eserler ortaya çıkardı. Elbette iyi niyet ve heyecanla yapılmış olsalar da 100.yıl coşkusunu içimizde hissetmemize neden olmadı o marşlar.
Ben İzmir’i bildiğim için İzmir’den örnek verdim. Bunlara benzer daha onlarca marş yapılmıştır. Bir sanatçının çok iyi olması “hadi bakalım yaz bir 100. yıl marşı” denilince şıp diye yazabileceği, besteleyebileceği bir şey değil. Bakın İstiklal Marşı bile halk tarafından kucaklandıysa bu Mehmet Akif’in vatan aşkı, yüreğinde ki tsunamiler, kurtuluş mücadelesini sahiplenmesi ve yaşanan acıları dibine kadar hissetmesi sonucu ortaya çıkardığı bir eser olduğundandır. Ve hiç para almadan tamamen memleket sevdasıyla bir şaheser yaratmıştır. Aksi olsaydı sadece komite onun eserini seçti diye halka zorla kabul ettirilmek istenilseydi, biri çıkar daha iyisini yapar zaman içinde resmi olmayan resmi olanın yerine geçerdi.
İşte Norm Ender’in yaptığı marş da aynı Mehmet Akif’in duygularıyla ve yine aynı şekilde parayla değil, aşkla yaratılmış bir eserdir.
Ama sadece bu özellikler de bu eseri resmileştirmez. Peki ben bu kanıya nasıl vardım?
Bilen bilir, biz İzmir’de her etkinliğin sonunda 10. Yıl marşını söyler hep birlikte Atatürk ve Cumhuriyet bağlarımızı birleştiririz. İzmir en bütünleştirici geleneğidir bu. Ancak son dönemlerde artık 10. yıl değil de 100. yıl marşı haline gelen ‘Parla’ hep bir ağızdan ve coşkuyla söylenmeye başladı. Hatta 1 değil 2-3 kere. İşte bu yüzden Norm Ender’in yaptğı eser halk arasında resmileşmiştir. Devlet büyükleri de vatandaşla empati yapabilirse tüm ülkeyi birleştiren bir harekete imza atar. Ama dediğim gibi Devlet resmileştirse de, resmileştirmese de biz zaten sokaklarda artık 10. yıldan 100. yıla geçiş yapmış durumdayız