Ömürlerinin baharında, hayatla ilgili neredeyse hiç tecrübesi olmayan, yoksulluk kaderi olan çocuklarımızı 12 Ocak gecesi kaybettik.  Söylenecek söz kalmadı.

38 yaşındayım, kendimi bildim bileli duyduğum hep şehit haberleri. Onlarca, yüzlerce çocuk babasız kaldı. Ve belki de hiç sevildiğini duymadan aramızdan ayrılan bu vatanın evlatları. Komutanlarımız, hayatlarını vatan toprağına adamış, ülkenin her karış toprağına görev için ayak basmış, ailesinden evlatlarından ayrı kalıp, günün sonunda ‘Vatan sağ olsun’ demiş, çoğumuzun gösteremeyeceği sadakatle şehit olmuş yüce Türk askerleri. Minnettarız.

Gencecik o çocukların birçoğu belki hiç deniz görmedi, belki hiç sevdiğine sevdiğini söyleyemedi, anasını babasına bir hediye veremedi. Doya doya sarılamadı. Ne zaman şehit haberi görsem bakarım nereden gelmiş, kaç yaşındaymış diye. Genel olarak yoksul ailelerin, eksik hayatlı çocukları. Kısacık ömürleri hep yokluk çekerek geçmiş.

Ama zengin ya da orta sınıfsan, şehit olmuyorsun bu ülkede. Yoksul bir aileden geliyorsan, bu kaderi değiştirmek istiyorsan, sözleşmeli er olarak gittiğin asker ocağında canını verip geliyorsun.

Tam olarak o ünlü Nefes filmi sahnesi gibi; ‘’ 45 saniye için’’ meşhur oluyorlar. Sonra herkes, hepimiz hayatlarımız tüm vahşiliğiyle devam ediyoruz.

Kaybettikleri evlatlarının ardından o annelerin yasları hiç bitmeyecek, babalar erken yaşta hasta olacak.

Ve biz siyasetimize, gündelik  kaoslarımıza, kişisel memnuniyetsizliklerimize döneceğiz.

Affedin bizi çocuklar, şimdiden affedin.

Gittiğiniz yerde o hep aradığınızı huzuru bulmanız umuduyla.

Gittiğiniz Yerde Bahçeleriniz Bahar Olsun Çocuklar

Gittiğiniz Yerde Bahçeleriniz Bahar Olsun Çocuklar (2)