Hekim şair yazarlarımızdan Yusuf Alper, şiir serüvenine “İkinci Yeni” akımıyla başladığını belirtir, Behçet Necatigil ile şiirsel dil akrabalığı hissettiğini ifade eder, şiirin de belirli kalıplara sığdırılamayacağını vurgular. Alper, şiiri “imgesel, akıcı, lirik ve duyumsatan metinler” olarak tanımlar.
📌Cemal Süreyâ da bakın şairimizi nasıl anlatmış?;
“Yusuf Alper’i ‘Zamanın Kırılan Aynasında’ sevmek.
Anadolu şiir duyarlığını dipten sürdürüyor Yusuf.
Büyük hüzün.
“Biliyorum ölüm yok yaşamda/ Dostların geçip gitmesi var ancak.”
Bu iki dize çok çağrışım uyandırdı bende. Genç şairler üstüne düşünelim diyorum. Kanılarımız katılaşmış ve yanlış diyorum. Karşılaştırma cesaretini göstermiyor kimse.”

📌Yusuf Alper’in 14’ncü ve son kitabı “İki Sen Arasında” raflarda yerini aldı.
İşte kitaba adını veren şiiri;
“İki sen arasında yüzüyorum/ Hiç yüzmediğim bir sevinç denizinde/ Bu deniz bildiğim değil/ Seninle gelen seninle konuşan/ İki sen arasındayım görüyorsun/ Sarıyorsun bir deniz gibi/ Sonsuz bir deniz/ Sonsuz sen arasında/ Ruhumla sarıyorum seni/ Bin yıllık acının bedeli/ Bin şiirli bir koza/ Sarıyorum ve sarıyorsun beni/ Sen ben sen, ben sen ben/ Bin yıldır gezdiren bir ana gibi”
“Şiir ve Psikiyatri Kavşağında Duran,
Umutla Sevgili, Hüzünle Evli” olarak tanınan
Şair Yazar”; YUSUF ALPER
“İstanbul’un rüzgarı yüzüme vurdukça, şiir de ekmek kadar lüzumlu geliyor.”
(Nazım Hikmet)
“Ekmek gibidir, herkes tarafından bölüşülmelidir şiir.”
(Şilili Pablo Neruda)

“Şairler toplumlarının yaşamından olmasa bile söylemlerinden sorumlu tutulmalıdırlar, çünkü onlar dilin muhafızlarıdır.
İnsanlığın durumunda neyin doğru neyin yanlış olduğunu göstermek, hem övüp hem suçlamak görev tanımlarının parçası olagelmiştir.
Gerçek şiirlerin sözcükleri derinlere işler ve çağlar boyunca yankılanır.”
(J.Parini, Şiir Neden Önemlidir)
“Şiir bir sanat olayı değildir. Bir yaşama çabasıdır önce. Yaşadığımıza tanıklık eder.
Her gün yeni bir dünya içinde, her gün yeniden ve başka etkilerle duygulanan insan, her gün bunlar yeni biçimlerle söylenmelidir.” (Turgut Uyar )
“Eğer bir mahkeme başkanı ‘Şiir ayağa kalk’ derse, şiir buna ancak güler.
Çünkü şiir tarih boyunca, her çağda ve her coğrafyada hep ayaktadır.
Buna karşın muktedirler her zaman şiirden korkmuş, şiiri yasaklamaya, şairi cezalandırmaya çalışmışlardır. Şiir eğilmez.
Şair de öyle!
(Hekim Şair Alpay Öktem)
**
Dostumuz Yusuf Alper, hekim şair yazarlarımızdan.
Bir psikiyatri profesörü.
Alper’in de şiirleri “eğilmez”, kendisi gibi!
Yaşam uğraşısını simgeler.
Şiirlerinde “toplumsal bir varlık olan insanın bireysel sorunlarını, içsel çalışmalarını, iletişimsizliklerini, hüznünü, toplumla olan çalışmalarını; toplumsal baskıların, zulmün, savaşın insanı etkileyişini lirik ve özgün bir anlatımla” işler.
Sorduğunuzda şiire yaklaşımını şu ifadeleriyle açıklar;
“Şiir açısından aslolan iyi şiirler yazmaktır, bu arada insana ilişkin derin bilginin, ontolojik olanın da şiirlere yansıması, yer bulması tabii ki şiirin niteliğini yükseltir, yükseltmiş olabilir.
Düz yazılar, şair incelemelerinde de daha nesnel ve aynı zamanda derinlerden bakan bir gözlem, okuma sağlamıştır diye düşünülebilir.”
**

Yusuf Alper "şairlerden değil iyi bütün şiirlerden" etkilendiğini, esinlediğini paylaşır röportajlarında;
Nâzım’dan, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/Ve bir orman gibi kardeşcesine”;
Taranta Babu’dan “Balıklar kahve içerken çocuklar süt bulamıyor” vb. Sonra, Cemal Süreya’dan "Göçebe", "Üvercinka'’dan çok sayıda dizeler;
“Ey yüzüne sürgün olduğum kadın…”;
“Ellerim gece yatısına çağrılmış
/ve/Telaşsız görünmeye çalışan /Bir Kafka gibi Yüzüm giyotine abone”.
Edip Cansever’den “Öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa/
Kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam"…
Turgut Uyar’dan "Tütünler Islak'’tan çok dize;
“Bütün mümkünlerin kıyısında…” “Üşümek çok üşümek vb.” Gülten Akın’dan “Kestim kara saçlarımı…”
Attilâ İlhan’dan “Ne kadınlar sevdim zaten yoktular/ Böyle bir sevmek görülmemiştir”.
Yannis Ritsos’tan;
“Sessizce bir türkü söylüyoruz/ İçimizde bir yaraya bakarak”.
C. Baudelaire’den “Ey acı! ey acı! hep ömrü yemekte zaman,/ Ve kanımızla bizim beslenip serpilmede/Kalbimizi kemiren karanlıktaki düşman!”.
Tevfik Fikret’ten
“Ölümlü bir yaşamın ortasında ölmeyen aşk”.
Ahmet Haşim’den “Akşam yine akşam yine akşam”,
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden”;
Yahya Kemal’den “Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde”; Cahit Külebi’den “Yorgunsun uzaklardan gelmişsin
Yitirmişsin nen varsa birer birer
Bir sağlık bir sevinç bir umut
Onlar da hepsi nerdeyse gitti gider”.
**
Neredeyse 50 yıldır inci gibi dizelerle yazar Yusuf Alper.
Şiir serüvenine "İkinci Yeni" akımıyla başladığını belirterek, Behçet Necatigil ile şiirsel dil akrabalığı hissettiğini ifade eder. Şiirin belirli kalıplara sığdırılamayacağını vurgular,
şiiri de “imgesel, akıcı, lirik ve duyumsatan metinler” olarak tanımlar.
Sanatçı psikodinamiği, yaratma süreci, yaratıcı kişilik konularındaki yazılarını da çeşitli kitaplarda bir araya getiren Alper, şiir ve psikiyatri kavşağında duran bir yazardır.
Psikiyatri biliminin tanıkları, tanıklıkları, onların belirleme ve tespitleriyle zenginleşmiş bir kuramı eksen alarak, şiir üzerine tespitlerde bulunur.
(Arslan 2007:22-23).
Şiir, “onun için bir his meselesi olduğu için, hisse derinlik katma arzusuyla ardı sıra hızla akan kısa mükemmel dizeler kurmuştur. Şiirle yakalamak istediği yoğun fakat bilgece kendini bulmuş hissi bu dizelerde vermiştir.
O ‘upuzun saçlarını yıkayan deniz’ dizesini yazabilmiş tutkulu bir şairdir.
Ama ‘ölüm ki sonsuz elleriyle’ diyecek kadar da yaşam gerçeğinin özüne varmış” bir şairdir.
(Ali Celep-Yusuf Alper Şiiri,2024)
**
Yusuf Alper, uzun yıllardır özellikle şiir dünyamızın değerli isimlerini psikodinamik açıdan da değerlendiren çalışmalarıyla tanınır.
Evrensel’de Kadir İncesu, yazısında bu yönüne değinirken Yusuf Alper’in okura “Bir de buradan bak” dediğine dikkat çeker.
Gerçekten Yusuf Alper, bir nevi okurun da kendisine "farklı açılardan bakması için bir yol" açıyor.
Alper’in hem şair hem psikiyatrist olması, çalışmalarının değerini daha da arttırıyor...
**
Klaros etiketiyle yayımlanan "İki Sen Arasında”;
“Umutla Sevgili, Hüzünle Evli Şair” olarak tanındığını söyleyen
Yusuf Hocanın 14'ncü ve son kitabı.
Önceki şiir kitaplarını da anımsarsak;
“Kanayan Şiirler”, "Zamanın Kırılan Aynasında”, “Yaldızlı Bir Yanılsama”, “Yeryüzüne Vuran Telaş”, “Şimdi Hangi Irmakta”, “Dalgaların Sesiyle”, “”Derin Uğultu”, “Oynayan ve Avunan”, “Zamanı Geçtim”, “Yolda”, “Dünyanın Gürültüsü”, “Bir İnsan Sesi Duymak”, “Hüzün Bir Duruştur”...
Kitap, “Hüzün Ateşinden” ve “Acıyan Gülüşüm” balıklı iki bölümden ve 41 şiirinden oluşuyor.
Hep, “Şiirin kalıplara sığmayacağını" vurgulayan
Yusuf Alper’in okuru çok ve güzel olsun.