Toplumdaki kalıplaşmış yargıları yıkan ve azmiyle takdir toplayan bir başarı hikayesi İzmir’den geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Dilara Demirkan, 16 ay gibi bir sürede tam 36 kilo vererek adeta küllerinden yeniden doğdu.
Geçmişte kiloları nedeniyle mesleğini yapamayacağını iddia edenlerin eleştirilerine maruz kalan Demirkan, bugün kendisini "Burada şişman bir diyetisyen vardı, nerede?" diye soran eski hastalarına gülümseyerek "O bendim" yanıtını veriyor.
"Babam diyetisyenlere para ödemesin diye bu bölümü seçtim"
Fazla kilolarla çok küçük yaşlarda tanıştığını ve yıllarca süren bir kısır döngünün içinde kaldığını belirten Dilara Demirkan, meslek seçimi ve yaşadığı zorlukları şu sözlerle aktardı:
"Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime 'Seni bu dertten kurtaracağım' dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. 'Kelin ilacı olsa başına sürer', 'Sen diyetisyen olamazsın' diyenler oldu."
Ne ameliyat ne iğne: Başarının sırrı irade
Tiroid sorunlarının baş göstermesi üzerine hayatında radikal bir değişim kararı aldığını dile getiren Demirkan, zayıflama sürecinde hiçbir tıbbi müdahaleye başvurmadığının altını çizdi. Popüler zayıflama yöntemleri yerine tamamen kendi programına sadık kaldığını belirten Demirkan, yaşadığı zorlu anları şu cümlelerle ifade etti:
"Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. 'Artık yapamıyorum' dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli."
"Zayıflama iğneleri uzman hekim kontrolünde olmalı"
Son dönemde adeta bir çılgınlığa dönüşen zayıflama iğnelerine de değinen deneyimli diyetisyen, bu tür ilaçların kulaktan dolma bilgilerle veya eczaneden doğrudan alınarak kullanılmaması gerektiğini ifade etti. Demirkan, bu konudaki bilimsel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Bu yöntemlere karşı değiliz. Ancak kişilerin bu ilaçları eczaneden temin ederek kendi başlarına kullanmalarını doğru bulmuyoruz. Öncelikle kan tahlilleri yapılmalı, kişinin sağlık geçmişi ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli ve tedavi süreci uzman hekimler tarafından planlanmalıdır. Ayrıca bu süreç, diyetisyenlerin yürüteceği beslenme takibiyle desteklenmelidir. Ben ise ailemde bulunan bazı kanser öyküleri ve yaşadığım tiroid sorunları nedeniyle bu yöntemlerden uzak durmayı tercih ettim."
"Asıl zor olan kilo vermek değil, korumak"
Diyetisyenlik mesleğinin sadece zayıflatmaktan ibaret olmadığını; diyabet, kolesterol, gut hastalarının yanı sıra yoğun bakım hastalarının da beslenme programlarını yönettiklerini hatırlatan Demirkan, kilo vermek isteyenlere altın değerinde bir tavsiyede bulundu.
Hedef kiloya ulaşıldığında sürecin bitmediğini, aksine en kritik dönemin başladığını belirten Demirkan, sözlerini şöyle tamamladı:
"İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu."




