İzmir'in en temel içme suyu deposu konumunda yer alan Tahtalı Barajı, geçtiğimiz yılın son aylarında etkisini artıran şiddetli kuraklık dalgasının ardından yeni su yılına güçlü bir toparlanma eğilimiyle girdi. 2025 yılının Aralık ayında yüzde 0,13 seviyelerine kadar gerileyerek tarihi bir dip noktayı gören devasa havza, 2026 yılına da benzer şekilde yüzde 0,14 gibi kritik bir doluluk oranı ile başlamıştı. Kış ve ilkbahar aylarında Ege Bölgesi geneline düşen mevsimsel yağışlar, kuruma noktasına gelen baraj havzasına adeta nefes aldırdı.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) tarafından paylaşılan 18 Ekim tarihli güncel verilere göre, barajdaki su seviyesi yüzde 42,6 olarak ölçüldü. Geçen yılın aynı döneminde bu oranın yalnızca yüzde 2,5 seviyesinde kaldığı göz önüne alındığında, yaşanan bu yükseliş kent sakinleri ve yerel yönetimler açısından büyük bir moral kaynağı oluşturdu. Bununla birlikte, Ege Bölgesi genelinde yaz mevsiminde düşen yağış miktarı bir önceki yıla kıyasla yüzde 46 oranında artış gösterse de İzmir ve yakın çevresi yaz aylarını mevsim normallerinin yüzde 80'den fazla altında bir yağış grafiğiyle tamamladı.

Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu Tören Alanında Karşı Karşıya!
Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu Tören Alanında Karşı Karşıya!
İçeriği Görüntüle

Şiddetli yağışlar ve yüzeysel akış riski

Mevcut su artışına rağmen kentin üzerindeki kuraklık tehdidinin tam anlamıyla ortadan kalkmadığını vurgulayan uzmanlar, yağışların düşme biçimine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin hayati değerlendirmelerde bulunan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi Havza Amenajmanı Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan, bölgesel yağış rejiminin değiştiğini ve iklim salınımları sebebiyle 4-5 yıllık döngüler halinde kuraklık ve yağışlı periyotların birbirini izlediğini dile getirdi.

Yağışların baraj havzalarına doğrudan etki edebilmesi için zamana yayılması gerektiğini belirten Özkan, yağmur suyunun doğru yönetilemediği durumlarda büyük bir kaybın yaşandığına işaret etti. Özkan, "Yağışlarımız güzel geliyor ama bu yağışlar kısa süreli şiddetli geldiğinde, yağmur suyunu hasat edemediğimiz durumlarda maalesef barajlarımıza çok bir etkisi olmuyor, yüzeysel akışla denizlere kaybediyoruz" ifadelerini kullanarak, yüzeyde kalan suyun baraj gölüne ulaşamadan akar sular vasıtasıyla denize döküldüğünü aktardı.

Gelecek yılın su haritası ve artan buharlaşma tehdidi

Görünürdeki su artışının uzun vadeli bir güvence sağlamadığına dikkat çeken akademik çevreler, yer altı suları ve toprak neminin yeniden ideal seviyeye ulaşması için sonbahar ve kış aylarındaki yağış düzeninin hayati önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Geçen yılki kuraklık periyodunda kaybedilen devasa su rezervinin kısa sürede telafi edilemeyeceğini hatırlatan Dr. Ufuk Özkan, özellikle kasım ayı itibarıyla beklenen yağışların toprağı doygunluğa ulaştırması gerektiğini belirtti.

Özkan'a göre, 2027 yılının ocak ve mart ayları arasındaki iklim şartları küresel ısınma etkisiyle şekillenecek olan ana su stokunu doğrudan belirleyecek. İyimser senaryolarda dahi mevsim normallerinin 0,5 ile 2 derece üzerinde sıcaklık artışlarının beklendiğini söyleyen Özkan, yüksek sıcaklığın getireceği buharlaşma riski konusunda uyardı. Artan sıcaklıkların baraj yüzeyindeki su kaybını hızlandıracağını ifade eden uzmanlar, toprağa ulaşan suyun muhafaza edilememesi durumunda mevcut rezervlerin hızla eriyebileceğine vurgu yaptı.

Taşkın riskine karşı altyapı ve koordinasyon vurgusu

Kısa sürede aşırı miktarda düşen yağışların sadece su kaybına değil, aynı zamanda ciddi taşkınlara da yol açabileceğine değinen bilim insanları, Ege ve Marmara bölgeleri başta olmak üzere ülke genelinde risk yönetiminin sıkılaştırılmasını öneriyor. Kentlerdeki dere yatakları ile altyapı kanalları temizliğinin periyodik olarak sürdürülmesinin önemine değinen Özkan, taşkın tehlikelerine karşı kamu kurumları ile yerel yönetimlerin entegre sistemlerle koordineli hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Aniden bastıran sağanakların felakete dönüşmemesi ve yağmur suyunun havzalarda tutulabilmesi için göletler, yağmur suyu hasadı sistemleri ve yer altı besleme tesislerinin yaygınlaştırılması gerektiği ifade ediliyor. İzmir'in içme suyu güvenliği açısından stratejik öneme sahip olan Tahtalı Barajı'nda kaydedilen yüzde 42,6'lık seviye memnuniyet yaratırken, su tasarrufu bilincinin ve iklim krizine karşı altyapı tedbirlerinin ara vermeksizin uygulanması bekleniyor.

Kaynak: AA