Türkiye yıllardır Avrupa Birliği’ne girebilmek için kapısında beklerken, başarılı Türk girişimci kadınlara Avrupa Birliği ülkeleri kucak açıyor. Yaklaşık 10 yıldır yurt dışı eğitim danışmanlığı yapan Fatma İnci, deneyimini daha kurumsal bir yapıya taşıyarak Erasmus ve gençlik programları yürütecek, Avrupa projeleri hazırlayacak ve ilerleyen dönemde politika üretecek vakfını Estonya’nın başkenti Tallinn’de kurdu. Türk gençlerinin uluslararası projelerde daha fazla yer almasını hedefleyen İnci, “Gençlerin sorumluluk sahibi, bilinçli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağız. Estonya’da kurulmuş bir vakıf olsak da ay yıldızlı bayrağımızla, Türk vatandaşı olarak orada yer alıyoruz” dedi.

YENİ BİR VAKIFIZ
On yıllık yurt dışı eğitim danışmanlığı deneyimini daha geniş ve uluslararası bir yapıya taşımak amacıyla vakfı kurduğunu belirten Fatma İnci, Avrupa’daki üniversiteler ve farklı kuruluşlarla yeni iş birlikleri geliştirdiklerini söyledi. İnci, “Yeni iş birliklerimiz oluşuyor. Bu şekilde bir süreç yönetmek istiyoruz. Eğitim alanındaki on yıllık deneyimimi vakıfta devam ettirmek istiyorum. Bunu sürdürürken öğrencilere bir kapı açmak, ileride politika üretmek ve Avrupa Birliği parlamentolarında görüş bildiren bir yapı olma yolunda ilerlemek istiyoruz” dedi.

GENÇLERE AVRUPA KAPISI
Vakfın gençlere sağlayacağı olanakları anlatan İnci, Erasmus projeleri ve gönüllülük çalışmalarının öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “Gençlerin Erasmus projelerine katılmalarını ve gönüllülük faaliyetlerinde yer almalarını sağlayacağız. Bu projelerle onların sorumluluk sahibi, bilinçli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmak istiyoruz. Artık eğitim ve dijital çağdayız. Kısa süreli eğitimler, gönüllülük projeleri, doğayla ilgili çalışmalar ve benzeri alanlarda bir yapılanma içerisindeyiz” dedi.
Web sitesi ve sosyal medya hesaplarının oluşturulduğunu, öğrenciler ve üniversitelerle partnerlik anlaşmalarının yapıldığını belirten İnci, “Yeni kurulduğumuz için henüz çok fazla faaliyetimiz olmadı. Parlamento akreditasyonunu aldık. Şu anda gönüllülük akreditasyonu sürecindeyiz.

VAKFIN KURULUŞ SÜRECİ
On yıldır Türkiye’de yurt dışı eğitim danışmanlığı yapan Fatma İnci, bilgi ve deneyimini daha geniş bir kurumsal yapıya taşımak için vakıf kurmak istedi. Ancak Türkiye’de karşılaştığı kuruluş şartları nedeniyle bu düşüncesini hayata geçiremeyen İnci, aradığı imkânı Avrupa Birliği üyesi Estonya’da buldu.
Türkiye ile Estonya’da karşılaştığı şartlar arasındaki farkı anlatan İnci, “Eğitimle ilgili çok fazla tecrübem var ve bunu bir türlü daha geniş bir yapıya dönüştüremiyorduk. Üniversitelerle partnerlikten öteye geçemeyen bir sınırlamanın içerisinde kalıyorduk. Bunun için bir kurum gerekiyordu. Türkiye’de vakıf kurmak için 2 milyon TL ya da teminat mektubu istendi. Türkiye’de ise 2 milyon liranız varsa vakıf kurabiliyorsunuz; yoksa kuramıyorsunuz. Estonya’da ise böyle bir mali şartla karşılaşmadım. Burada gerekli resmî işlemleri tamamlayarak vakfımızı mahkeme kararıyla kurduk” dedi.
Estonya’daki süreci anlatan İnci, “Estonya’nın ‘e-Residency’ dedikleri bir sistemi var. Buna başvurdum. Başvurum onaylandıktan sonra e-Residency kartım çıktı. Vakıf kurulurken e-Residency kartı üzerinden noterden randevu alıyoruz. Gerekli evrakları istediler ve onları gönderdim. Sonrasında noter huzurunda genel prosedürler yerine getiriliyor. Vakfın kötü niyetle kullanılmayacağına ilişkin beyanlar gibi işlemler yapılıyor. Bunların ardından dosya sicile, sicilden de mahkemeye iletiliyor. Tartu Mahkemesi’nin kararı ve onayıyla vakfımız kuruldu. Her şey incelendikten sonra kuruluş tamamlandı. Resmî sicilde de vakfın Tartu Mahkemesi kararıyla kurulduğu belirtiliyor” diye konuştu.
NEDEN ESTONYA?
Avrupa’da vakıf kurmaya karar verdikten sonra farklı ülkeleri değerlendirdiğini belirten İnci, tercihini Estonya’dan yana kullanmasında ülkenin dijital altyapısı, Avrupa’daki konumu ve siber güvenlik alanındaki çalışmalarının etkili olduğunu söyledi. “Estonya’yı tercih etmemin nedenlerinden biri dijital altyapısının çok güçlü olması. Startup projelerine çok önem veriyorlar. Avrupa’daki konumu nedeniyle de Estonya’yı tercih ettim. Bir diğer konu da NATO’nun siber güvenlik alanındaki yapılanmasının orada bulunması. Siber güvenlik alanında çok fazla öğrencim var ve onların projelere katılmasını istiyorum. Vakıf olarak da bu projelerde aktif rol almak istiyoruz. Aklımda Finlandiya ve Estonya vardı. Ben Estonya’yı seçtim.”

AVRUPA’DA KARŞILIK BULDU
İnci’nin çalışmalarını Avrupa’ya taşıma kararında yalnızca vakıf kuruluş şartları değil, 10 yıllık eğitim danışmanlığı süresince Avrupa’daki kurumlarla yaşadığı deneyimler de etkili oldu. “On yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyorum, vergi mükellefiyim. Ancak Avrupa’da gördüğüm itibarı burada görmediğimi düşünüyorum. Avrupa’da nereye yazdıysam her zaman dönüş aldım. Avrupa’daki okullarla birebir partnerlik sözleşmelerim var. Orada her zaman karşılık gördük ve tanındık. Berlin’de bir fuara tam sponsor olarak davet edildim. Bunların hepsi orada oldu. Türkiye’de ise aynı karşılığı göremediğimi düşünüyorum. Dürüst olmak gerekirse Türkiye’de artık birçok şeyin tanıdıklar üzerinden yürüdüğünü, burada bilgiye yeterince önem verilmediğini, Avrupa’da ise bilgiye ve deneyime daha fazla önem verildiğini düşünüyorum.”
TÜRK BAYRAĞI YANINDA
Vakfını Estonya’da kurmasına rağmen Türkiye ile bağını koruyacağını vurgulayan İnci, uluslararası platformlarda Estonya’yı temsil ederken kurucusu olduğu ülke olarak Türkiye’nin de adını taşıyacaklarını söyledi. “Estonya’da kurulmuş bir vakıf olsak da Türk vatandaşı olarak orada yer alıyoruz. Aslında Türkiye de bizim üzerimizden duyulmuş olacak. Biz Estonya’yı temsil edeceğiz ama aynı zamanda Türkiye de temsil edilmiş olacak. Birleşmiş Milletler’de bir toplantıya ya da görüşmeye katıldığımızda evet, Estonya’da kurulmuş bir vakıf olacağız ancak kurucusunun ülkesi Türkiye olacak. Sicilde de bunun karşılığı var. Estonya’da kayıtlıyız ama yanımızda Türk bayrağı var. Yani Türkiye’yi de her yerde temsil ediyoruz. Türkiye Avrupa Birliği’ne giremedi ancak onlar yine de bize bu imkânı sağlıyor. Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin vatandaşı olmamama rağmen vakıf olarak oradaki vatandaşlarla aynı haklara sahibiz.”
GÖNÜLLÜLÜK HERKESE AÇIK
Vakıf aracılığıyla gerçekleştirilecek projelere katılımın yalnızca üniversite öğrencileriyle sınırlı olmayacağını belirten İnci, eğitim hayatının dışında olan kişilerin de ilgi alanlarına göre gönüllü olarak projelerde yer alabileceğini söyledi. “Gönüllülük çalışmalarımıza katılmak için mutlaka üniversite mezunu ya da üniversite öğrencisi olmak gerekmiyor. Öğrenciler de gönüllü olabilir, okulda olmayan kişiler de. Gönüllülerle birlikte projeler yapacağız. Örneğin bir Erasmus projesi yazacağız ve Avrupa’daki okullarla yürütülecek çalışmalarda gönüllüler de projelerin içerisinde yer alabilecek. Şu anda katıldığımız aktif bir proje yok. Projeler eylül ayında başlayacak. Hayvanlarla ilgili bir proje olduğunda bu alana ilgi duyan gönüllüler de katılabilecek. Zaten vakfın yapmak istediği şeylerden biri de bu: İnsanların ilgi duydukları alanlardaki projelere katılabilmelerinin önünü açmak.”





