Yine ilaçlama kabusu! 1'i bebek 7 kişi zehirlendi
Yine ilaçlama kabusu! 1'i bebek 7 kişi zehirlendi
İçeriği Görüntüle

Türkiye, sağlık alanında pek çok başarıya imza atsa da cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda endişe verici bir grafiğe sahip. Son yıllarda yapılan istatistiksel çalışmalar, ülkemizde HIV/AIDS vakalarının son 10 yıl içerisinde tam 12 kat arttığını gözler önüne seriyor. Bu artış hızı, sadece rakamların büyümesi değil, aynı zamanda kontrolsüz bir yayılımın da habercisi. Uzmanlar, Türkiye’de yaşanan bu durumu "sessiz bir pandemi" olarak tanımlıyor. Her yıl ortalama 6 bin kişiye resmi olarak teşhis konulsa da, bu rakamın buz dağının sadece görünen yüzü olduğu tahmin ediliyor. Enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına göre, en az teşhis konulanlar kadar, hatta daha fazla sayıda kişi virüsü taşıdığından habersiz bir şekilde yaşamına devam ediyor ve hastalığı farkında olmadan partnerlerine bulaştırıyor. Özellikle gençler arasında kullanımın yaygınlaştığı dijital buluşma siteleri ve uygulamalar, korunmasız ilişkilerin artmasına ve virüsün daha hızlı yayılmasına zemin hazırlayan faktörler arasında gösteriliyor.

Mahalle baskısı ve işini kaybetme korkusu testi engelliyor

Vakaların tespit edilememesindeki en büyük engel ise ne tıbbi yetersizlik ne de ekonomik sebepler; asıl sorun tamamen sosyolojik ve psikolojik. HIV Enfeksiyonu Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Ömer Fehmi Tabak’ın vurguladığı gibi, toplumdaki damgalanma korkusu insanların sağlık kuruluşlarına başvurmasının önündeki en büyük bariyeri oluşturuyor. "Pozitif olduğum öğrenilirse işimden olurum, ailem beni reddeder, arkadaş çevremden dışlanırım" gibi kaygılar, bireyleri test yaptırmaktan alıkoyuyor. Bu çekince, zincirleme bir sağlık felaketini de beraberinde getiriyor. Hastalığını bilmeyen ve test yaptırmayan bireyler, tedavi sürecine başlayamadıkları için virüsün vücutlarında yarattığı tahribatla baş başa kalıyor. Çoğu zaman hastalar, enfeksiyon hastalıkları kliniklerine HIV şüphesiyle değil; bağışıklık sisteminin çökmesi sonucu gelişen ağır tablolarla başvurmak zorunda kalıyor.

Tesadüfen öğrenilen hastalıklar ve geç kalınmış hayatlar

Virüsün vücutta uzun yıllar sessizce ilerleyebilmesi, hastalığın sinsi doğasını ortaya koyuyor. Çoğu vaka, bilinçli bir tarama sonucunda değil, tamamen başka bir sebeple hastaneye gidildiğinde ortaya çıkıyor. Bir ameliyat öncesi yapılan rutin hazırlıklarda veya başka bir şikayetle yapılan kan testleri sırasında HIV pozitif olduğunu öğrenen hastaların sayısı azımsanmayacak düzeyde. Prof. Dr. Tabak, her enfeksiyon kliniğinde bu şekilde tesadüfen yakalanmış en az 2-3 hastanın yattığını belirtiyor. Ancak ne yazık ki bu aşamaya gelindiğinde, hastalar bazen ensefalit denilen kafa içi su toplanması ya da çeşitli kanser türleri gibi çok daha ağır ve yıpratıcı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bağışıklık sistemi çöktükten sonra ortaya çıkan bu fırsatçı enfeksiyonlar, hem tedavi sürecini zorlaştırıyor hem de hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor. Oysa basit bir kan testi ile erken dönemde yakalanacak bir vaka, kişinin normal bir ömür sürmesini sağlayabilir.

Belirlenemeyen eşittir bulaştırmayan formülü hayat kurtarıyor

Tablonun karanlık görünmesine rağmen, tıbbın geldiği noktada HIV artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp, kronik ve yönetilebilir bir durum haline gelmiş durumda. Türkiye'de tedavinin devlet güvencesinde ve ücretsiz olması ise büyük bir avantaj. HIV AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, bilimsel gelişmelerin ışığında umut verici bir gerçekten bahsediyor: "B=B" ilkesi. Yani, "Belirlenemeyen = Bulaştırmayan". Erken dönemde tanı alan ve düzenli ilaç tedavisi gören bir hastanın vücudundaki viral yük, ölçülemeyecek seviyelere kadar düşürülüyor. Bu seviyeye gelen bir birey, korunmasız cinsel ilişkide bulunsa dahi virüsü partnerine bulaştırmıyor. Prof. Dr. Ünal, buradaki kilit noktanın vakayı zamanında yakalamak olduğunu vurguluyor. Mücadeledeki en kritik adımın, toplumda cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusundaki farkındalığı artırmak ve riskli davranışlarda bulunan kilit grupları düzenli taramaya yönlendirmek olduğu belirtiliyor. Korkuyu yenmek ve test olmak, sadece bireyin değil, tüm toplumun sağlığını koruyan en güçlü silah olarak öne çıkıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ