İzmir'de günlerdir kamuoyunu meşgul eden Meslek Fabrikası tartışmaları tüm hararetiyle sürerken eski Tuzakoğlu Un Fabrikası'nın yürekleri yakan hikayesi de gündem oldu... 1908 yılında Halkapınar'da (Günümüz şaraphane kavşağı) Yuan Tozakoğlu ve Vasil İstefanidis adlı iki Rum'um ortaklaşa açtıkları Tuzakoğlu un fabrikası İzmir'in milli mücadelesinde çok önemli bir yere sahipti... İzmir’e doğru ilerleyen Türk ordusunun ön saflarında süvari kuvvetleri yer alıyordu. Onlar, Yunan ordularının geri çekilirken ardında bıraktığı vahşetin ilk tanıkları, kurtardıkları her köy ve kasabada halkın gözyaşları ile kucakladığı ilk kahramanları ve kurtuluş zaferini ilk tadanlar olmuştu. Yine onlar, kurtuluşun son şehitleri olacaktı.

Whatsapp Image 2026 04 10 At 17.20.18Günlerden 9 Eylül 1922 İzmir... Türk ordusu sabah saat 09.00 sularında Bornova'ya girdi. 2. Süvari Tümeni ve 4. Süvari Alayı şehre doğru ilerliyordu. Askerlerimiz Mersinli’ye yaklaştıklarında düşman ateşi ile karşılaştılar. Çıkan çatışma sonucunda yaklaşık 200 kişilik Yunan birliği teslim alındı. Çatışmanın ardından ilerleyişine devam eden birlikler, yol boyunca sokaklarda taciz ateşi ile karşı karşıya kalsa da ilerlemeye devam ediyordu. Yüzbaşı Şerafettin Bey tarafından birliğin güvenliğini sağlamak için öne çıkarılan sekiz er, ellerindeki tüfeklerle uç mangası olarak en önde yürüyordu.

Whatsapp Image 2026 04 10 At 17.08.59 (1)

Askerler, Halkapınar Köprüsü’nü geçerek Darağacı mevkisine geldiğinde Tuzakoğlu Un Fabrikasından açılan ateşin hedefi olmuştu. Önde yürüyen sekiz erden dördü açılan ilk ateş sonucu yere düştüler. Teğmen Ali Rıza Akıncı anılarında bu olayı ve yaşadığı acıyı tüm gerçekliği ile kalemine yansıtmıştır. “Tuzakoğlu Fabrikası denen bu binaya gelmiştik ki oraya çok iyi saklanmış otuz kırk tüfeklik bir yaylım ateşi pencerelerden başladı. Hemen duvar kenarlarına atlarımızı sürerek yere atladık ve ateşe karşılık verdik. Tam bu sırada arkama baktığım zaman, bir an önce İzmir' e girmek için çırpınan aslan çavuşlarımdan Mehmet Çavuş'un yolun ortasında şehit düşmüş bir vaziyette yatmakta olduğunu gördüm. Gözyaşlarımı tutamadım. Ardından Antalyalı Hakkı Çavuş'um, otomatik nişancım Avanozlu Ahmet'im ile birlikte adeta birbirleri ile yarışırcasına şehit olmuşlardı.”

Whatsapp Image 2026 04 10 At 17.20.18 (1)

26 Ağustos’ta Afyon’dan yola çıkıp İzmir’e ilk giren bu kahramanlar 450 kilometre savaşarak at sürmüş ve denizi bile göremeden oracıkta şehit düşmüşlerdi. Bu kahramanlar 4. Süvari Alayı’nın 2. Bölüğü’nden Akşehirli Çavuş Bekiroğlu Mehmet Çavuş, Antalyalı Ömeroğlu İbrahim Hakkı Çavuş, 4. Süvari Alayı 4. Bölük’ten Nevşehirli Ahmetoğlu Ahmet ve yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Bekir oğlu Veyis’ti.

Başkan Tugay’dan iptal edilen Buca Cezaevi imar planı açıklaması: Beklentileri karşılamadı!
Başkan Tugay’dan iptal edilen Buca Cezaevi imar planı açıklaması: Beklentileri karşılamadı!
İçeriği Görüntüle

Ekran Görüntüsü 2026 04 10 213050

Silah arkadaşları ve İzmirliler onları hiç unutmadı. Onların hatırası için yapılan anıta yazılan “Vatan ve Namus” kelimeleri tarihe düşülen bir not oldu. Halkapınar şehitlerinin anısını yaşatmak için 1924 yılından itibaren girişimlerde bulunulur. 1927 yılında, İzmir Belediyesinin çabası ile anıt halini alan şehitliğe yerleştirilen mermer kaide üzerine Necmettin Halil Onan’ın 1928 yılında Hayat dergisinde yayınlamış olduğu “Halkapınar” şiirine atıfla Osmanlıca “VATAN VE NAMUS” yazısı konulur. 1933 yılında anıt İzmir Belediyesi tarafından yeniden düzenlenir.

Ekran Görüntüsü 2026 04 10 213000

Düzenleme sırasında anıta şehitlerin isimleri eklenirken ve şehitliğin girişindeki bir mermer kaideye de Necmettin Halil Onan’ın 1927 yılında Halkapınar şehitleri için kaleme aldığı “Bir Yolcuya” şiiri konulur. Halkapınar İstiklal Şehitliği adını alan anıt zaman içerisinde yapılan çevre düzenlemeleri ile yenilenmiş ve kent belleğinin canlı tutulması için korunmaya devam etmiştir.

Ekran Görüntüsü 2026 04 10 2130301348173223Ekran Görüntüsü 2026 04 10 2129341348173114

“Vatan ve Namus” için toprağa düşenlerin anısına saygıyla…


Bir Yolcuya

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda,

İstiklâl uğrunda, namus yolunda

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in, düşmanı boğduğu sele

Mübârek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan, kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Kaynak: HABER MERKEZİ