Sanat ile modanın kesiştiği noktada ortaya çıkan yaratıcı üretimler, İzmir’de dikkat çeken bir sergiyle görünür oldu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri, sanat tarihinde derin izler bırakmış ressamların eserlerinden yola çıkarak özgün bir koleksiyona imza attı. Edouard Manet’den Frida Kahlo’ya, Gustav Klimt’ten Tamara de Lempicka’ya uzanan güçlü bir ilham hattı, bu kez tuvallerden kumaşlara taşındı.

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İeü) Tekstil Ve Moda Tasarımı Bölümü 4’Üncü Sınıf Öğrencileri, Sanat Tarihinde Iz Bırakan Ressamların Eserlerinden Ilham Alarak Özel Bir Koleksiyon Oluşturdu.2

Portrelerden kumaşa aktarılan güçlü hikâyeler

Rönesans’tan modernizme uzanan ikonik portre resimleri, genç tasarımcılar için yalnızca estetik bir referans olmadı. Öğrenciler, seçtikleri ressamların dönemsel ruhunu, portrelerdeki duruşları, renk tercihlerini ve kimlik anlatılarını çözümleyerek giysi tasarımlarına dönüştürdü. Ortaya çıkan koleksiyon, ‘Zamanlararası Moda ve Portre Diyalogları’ adıyla sanatseverlerin karşısına çıktı. Sergi, geçmişle bugün arasında kurulan bu güçlü bağ sayesinde ziyaretçileri adeta görsel bir zaman yolculuğuna çıkardı.

Bornova kendi yeşilini kendi yetiştiriyor
Bornova kendi yeşilini kendi yetiştiriyor
İçeriği Görüntüle

Sektör temsilcilerinden yoğun ilgi

Sergi açılışı, yalnızca üniversite çevresiyle sınırlı kalmadı. Ege Giyim Sanayicileri Derneği ile Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği temsilcileri, profesyonel tasarımcılar ve sektörün farklı alanlarından konuklar, gençlerin çalışmalarını yakından inceleme fırsatı buldu. Koleksiyon, hem sanatsal referansları hem de çağdaş tasarım diliyle sektör temsilcilerinden tam not aldı. Öğrencilerin özgün bakış açıları ve detaylara gösterdikleri özen, serginin öne çıkan unsurları arasında yer aldı.

Modanın sanattan beslendiği güçlü damar

Projeyi yürüten İEÜ Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü öğretim üyesi ve stüdyo eğitmeni Doç. Dr. Şölen Kipöz, modanın tarihsel olarak sanattan beslendiğine dikkat çekti. Moda ile sanat arasındaki ilişkinin yüzeysel bir ilhamdan ibaret olmadığını vurgulayan Kipöz, bu projeyle öğrencilerin derinlikli bir araştırma sürecinden geçtiğini ifade etti. Sanat eserlerinin yalnızca görsel bir kaynak değil, aynı zamanda kültürel bir hafıza taşıyıcısı olduğunun altını çizdi.

Araştırma temelli tasarım anlayışı öne çıktı

Öğrencilerin süreci büyük bir tutkuyla sahiplendiğini belirten Doç. Dr. Kipöz, ortaya çıkan işlerin arkasında yoğun bir araştırma ve analiz süreci bulunduğunu dile getirdi. Ressamların yaşadığı dönemler, toplumsal koşullar ve portrelerde yansıtılan kimlikler, tasarımların temelini oluşturdu. Bu yaklaşım, koleksiyonun yalnızca estetik açıdan değil, kavramsal olarak da güçlü olmasını sağladı. Öğrenciler, sanatı yorumlarken kendi tasarım dillerini inşa etmeyi başardı.

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İeü) Tekstil Ve Moda Tasarımı Bölümü 4’Üncü Sınıf Öğrencileri, Sanat Tarihinde Iz Bırakan Ressamların Eserlerinden Ilham Alarak Özel Bir Koleksiyon Oluşturdu.1

Sadece giysi değil, kimlik tasarladılar

Serginin en dikkat çekici yönlerinden biri, her koleksiyonun bir kimlik anlatısı sunması oldu. Doç. Dr. Kipöz, öğrencilerin yalnızca giysi üretmediğini, aynı zamanda hayali bir karakter ve yaşam biçimi kurguladığını ifade etti. Ressamların portrelerde yarattığı kimliklerden yola çıkan genç tasarımcılar, bu kimlikleri modern moda diliyle yeniden yorumladı. Ortaya çıkan işler, geçmişle geleceği buluşturan güçlü bir anlatı sundu.

Klasik ve modern sanat aynı çatı altında

Projede hem klasik hem de modern sanatın izleri bir arada yer aldı. Manet ve Tissot gibi sanatçıların dönemsel zarafeti ile Klimt ve Kahlo’nun güçlü ifade dili, koleksiyonlarda farklı biçimlerde karşılık buldu. Bu çeşitlilik, serginin tekdüze bir estetikten uzak, çok katmanlı bir yapıya sahip olmasını sağladı. Ziyaretçiler, her tasarımda farklı bir sanatçıyla ve farklı bir dönemle karşılaşma imkânı buldu.

Geleceğe dönük güçlü bir tasarım vizyonu

Projenin yalnızca bugünü değil, geleceği de hedeflediğini belirten Doç. Dr. Kipöz, ikinci dönemde daha çağdaş bir konseptle yola devam edeceklerini açıkladı. Yeni süreçte tasarımın içine sorumluluk, sürdürülebilirlik ve etik kavramlarının da dâhil edileceğini ifade etti. Bu yaklaşımın, öğrencilerin mezuniyet sonrasında moda dünyasında daha bilinçli ve yön verici bir rol üstlenmesini amaçladığını söyledi.

Defileyle taçlanacak yaratıcı süreç

Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan defile, öğrencilerin bu uzun soluklu tasarım yolculuğunu sahneye taşıyacak. Doç. Dr. Kipöz’e göre bu defile, genç tasarımcıların kendi kimliklerini nasıl inşa ettiklerini ve modaya hangi perspektiften baktıklarını net biçimde ortaya koyacak. Sergiyle başlayan süreç, defileyle tamamlanarak hem akademik hem de sektörel açıdan önemli bir vitrin oluşturacak.

Kaynak: Haber Bülteni