Toplum sağlığının temel taşlarından biri olan aşılar, son yıllarda sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yayılan asılsız iddialar ve bilimsel dayanaktan yoksun komplo teorileri nedeniyle ciddi bir sorgulama ve tereddüt dalgasıyla karşı karşıya. Özellikle çocukluk çağı aşılarına yönelik yürütülen bu karalama kampanyaları, çiçek, çocuk felci, kızamık gibi bir zamanlar on binlerce çocuğun hayatına mal olan hastalıkların yeniden hortlama riskini beraberinde getiriyor. Bu tehlikeli gidişata karşı bilim dünyasının sesi net ve kararlı bir şekilde yükseliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Kübra Erkilet, aileleri bilimsel kanıtlara kulak vermeye ve çocuklarının geleceğini söylentilere değil, kanıta dayalı tıbba emanet etmeye çağırıyor. Dr. Erkilet, aşıların çocukları sadece basit hastalıklardan değil, ölümcül sonuçlar doğurabilecek, kalıcı sakatlıklara yol açabilecek pek çok ciddi enfeksiyondan koruyan en önemli modern tıp mucizesi olduğunun altını çiziyor. Aşılamanın, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, tüm toplumu koruyan bir sorumluluk olduğunu vurgulayan uzmanlar, aşı oranlarındaki en ufak bir düşüşün bile "toplumsal bağışıklık" kalkanında tehlikeli gedikler açabileceği uyarısında bulunuyor.

Bıçak parası skandalında soruşturma tamamlandı:  11 kişiye 166 yıl hapis cezası!
Bıçak parası skandalında soruşturma tamamlandı: 11 kişiye 166 yıl hapis cezası!
İçeriği Görüntüle

Sosyal medya söylentilerine karşı 1.2 milyon çocukluk kanıt

Aşı karşıtı çevrelerin en sık başvurduğu argümanların başında, aşıların içeriğinde bulunan maddelerin otizm, alerjiler veya otoimmün hastalıklar gibi kronik rahatsızlıklara yol açtığı iddiası geliyor. Dr. Hatice Kübra Erkilet, bu iddiaların bilimsel olarak defalarca çürütüldüğünü, ancak sosyal medyanın yankı odalarında sürekli yeniden üretilerek ailelerin zihnini bulandırdığını belirtiyor. Bu bilgi kirliliğine karşı en somut ve en güçlü kanıtlardan birinin, 2025 yılında Danimarka'da yayımlanan devasa bir araştırma olduğunu vurgulayan Dr. Erkilet, bu çalışmanın sonuçlarının tartışmaya yer bırakmayacak kadar net olduğunu ifade ediyor. Tam 1 milyon 255 bin çocuk üzerinde yürütülen bu kapsamlı bilimsel çalışma, çocukluk çağı aşılarının içeriğinde yer alan ve sıklıkla hedef gösterilen alüminyumun, otizm spektrum bozukluğu, nörogelişimsel sorunlar, alerjik reaksiyonlar veya otoimmün hastalıklarla istatistiksel olarak anlamlı hiçbir bağlantısının olmadığını kesin bir dille ortaya koydu. Dr. Erkilet, "Bu ve benzeri on binlerce bilimsel çalışma, aşıların güvenilirliğini net bir şekilde kanıtlamaktadır. Aileler, sosyal medyada dolaşan ve hiçbir bilimsel temeli olmayan korku tacirlerinin sözlerine değil, çocuklarının doktorlarına ve bilimsel kanıtlara güvenmelidir. Çocuklarına gönül rahatlığıyla aşılarını yaptırabilirler. Aşılar, bağışıklık sistemini güçlendirerek, çocuklarımızın bu hastalıklarla ağır bir şekilde savaşmasını, hastane koridorlarında çile çekmesini ve en kötüsü hayati risklerle karşı karşıya kalmasını önleyen en etkili yöntemdir," diyerek ailelere güvence veriyor.

Göz ardı edilen tehlike: menenjit ve rotavirüs aşıları hayati önem taşıyor

Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın Ulusal Aşı Takvimi, çocukları pek çok tehlikeli hastalığa karşı ücretsiz olarak koruma altına alıyor. Ancak bu takvimin dışında kalan, fakat en az onlar kadar önemli olan bazı "özel" aşılar da bulunuyor. Dr. Hatice Kübra Erkilet, bu aşıların ihmal edilmemesi gerektiği konusunda aileleri özellikle uyarıyor. Bu aşıların başında, halk arasında "beyin zarı iltihabı" olarak bilinen menenjite yol açan meningokok bakterisine karşı geliştirilen aşılar geliyor. Son yıllarda meningokok menenjitine bağlı ani çocuk ölümlerinin ve kalıcı sakatlıkların (işitme kaybı, zeka geriliği, uzuv kayıpları gibi) görüldüğüne dikkat çeken Dr. Erkilet, "Meningokok bakterisinin A, C, W, Y ve en önemlisi B gibi farklı tipleri bulunmaktadır. Ulusal aşı takvimimizde bu tiplerin hepsine karşı koruma henüz bulunmuyor. Bu nedenle ailelerin, bebeklik döneminden itibaren çocuk doktorlarına danışarak bu aşıları yaptırmaları, yavrularını bu sinsi ve çok hızlı ilerleyen ölümcül hastalığa karşı koruma altına almaları hayati önem taşımaktadır," şeklinde konuşuyor.

Dr. Erkilet'in dikkat çektiği bir diğer önemli aşı ise rotavirüs aşısı. Özellikle 5 yaş altı çocuklarda görülen şiddetli ishal, kusma ve yüksek ateşin en yaygın nedeni olan rotavirüs enfeksiyonu, vücutta aşırı sıvı kaybına yol açarak hastane yatışlarını gerektirebiliyor. Bebekler için oldukça yıpratıcı olan bu süreci önlemenin en etkili yolunun, ağızdan damla şeklinde uygulanan rotavirüs aşısı olduğunu belirten Erkilet, bu aşının çocukları ağır hastalık tablosundan ve hastane yatışlarından büyük oranda koruduğunu vurguluyor.

Geleceğe yatırım: kansere karşı kalkan hpv aşısı

Çocukluk çağı aşıları dendiğinde akla genellikle bulaşıcı enfeksiyon hastalıkları gelse de, modern tıp artık aşılar sayesinde gelecekte ortaya çıkabilecek kanser türlerine karşı bile koruma sağlayabiliyor. Bu devrim niteliğindeki aşıların başında ise HPV aşısı (İnsan Papilloma Virüsü aşısı) geliyor. HPV'nin, kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanserinin neredeyse tek sorumlusu olduğunu ve bunun yanı sıra hem kadınlarda hem de erkeklerde genital bölge, anüs, baş ve boyun kanserlerine yol açabildiğini belirten Dr. Hatice Kübra Erkilet, bu kanser türlerini önlemenin artık mümkün olduğunu söylüyor. "HPV aşısı, bir nevi 'kanser aşısı'dır ve koruyucu hekimliğin en büyük başarılarından biridir," diyen Dr. Erkilet, bu aşının ihmal edilmemesi gerektiğini kuvvetle vurguluyor. "HPV aşısı, cinsel aktivite başlamadan önce yapıldığında en yüksek korumayı sağlar. Bu nedenle 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocuklarına güvenle uygulanabilir. Özellikle erkek çocuklarının da aşılanması, sadece kendilerini gelecekteki kanser risklerinden korumakla kalmaz, aynı zamanda virüsün toplum içindeki dolaşımını azaltarak kadınların da korunmasına yardımcı olur. Bu, çocuklarımızın gelecekteki sağlıklarına yapacağımız en değerli yatırımlardan biridir."

Kaynak: HABER MERKEZİ