Adli yıl yeniden başladı ancak yargı emekçileri ağır iş yükü, artan dava dosyaları, mobbing, özlük haklarıyla yeni yargı yılına da sorunlarla girdi. Büro Emekçileri Sendikası, İzmir Adliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında hem yargı bağımsızlığına ilişkin tartışmalara hem de yargı emekçilerinin giderek ağırlaşan çalışma koşullarına tepki gösterdi.

İzmir Adliyesi'ndeki baro odasında düzenlenen basın toplantısında açıklamayı, sendikanın şube mali sekreteri Fatma Arslan okudu. Açıklamada, adli yılın başlamasıyla birlikte yargı bağımsızlığı tartışmalarının yeniden gündeme geldiği belirtildi.

Çeşme’de 18 hayat kurtarıldı
Çeşme’de 18 hayat kurtarıldı
İçeriği Görüntüle

Yoksulluk arttı, iş yükü ağırlaştı

Yargı emekçilerinin sorunlarının yalnızca adliyelerdeki çalışma koşullarıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken sendika, ekonomik politikaların çalışanlar üzerindeki etkisine de vurgu yaptı:

“Sendika, adli yıl açılışlarının yargı mensuplarının temsil edildiği salonlar yerine yürütme erkinin belirlediği salonlarda yapılmasının yargı bağımsızlığının zedelendiğinin göstergesi olduğunu savundu. Açıklamada, toplumda giderek büyüyen şiddet sarmalının ve haksızlığa uğrama duygusunun kamu kurumlarına duyulan güveni de sarstığı ifade edildi.

“Tartışmalı bir süreci geride bırakan yargı organı, adli yıl tatili nedeniyle 20 Temmuz’da ara verdiği çalışmalarına bugün itibarıyla, yürütme erkinin temsil edildiği saray salonlarında gerçekleştirilen konuşmalar ve iyi niyet temennileriyle başlamış bulunmaktadır.

Öncelikle altını çizmek isteriz ki adli yıl açılışlarının, yargı mensuplarının temsil edildiği salonlar yerine yürütme erkinin belirlediği salonlarda yapılmasının alışkanlık hâline gelmesi dahi yargı bağımsızlığının ne ölçüde zedelendiğinin açık bir göstergesidir.

Esas itibarıyla, her türlü iktidar tasarrufuna karşı toplumsal mücadelenin temel kazanımlarından biri olan yargı güvencesi ve bağımsızlığının, demokrasinin temel güvencesi olarak titizlikle korunması gerekirken; yargı kurumunun iktidarın etkisi ve tasarrufu doğrultusunda hüküm verdiği, karar oluşturduğu yönündeki algının güçlendiği bu süreç, kimsenin yararına değildir ve olmayacaktır.

Bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek belirtmek isteriz ki yargının evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi ve iktidarları değil, demokrasiyi ve demokratik değerleri koruması; başta yargı kurumu olmak üzere bütün toplumun yararınadır. Bunun için yargı kurumlarının tamamını bir kez daha evrensel hukuk normlarına ve demokratik değerlere uygun hareket etmeye davet ediyoruz.”

“Artık yeter, sorunlarımıza çözüm istiyoruz!”

Sendika, yargı reformu paketlerinin de çalışanların kronikleşen sorunlarına çözüm getirmediğini savundu. Açıklamada, sürekli çıkarılan yeni paketlerin yeni dava süreçlerine yol açtığı, dava sayılarındaki artış ve uzun yargılama süreçlerinin yargı emekçilerinin çalışma hayatını “kâbusa” çevirdiği belirtildi.

İktidarın uzun bir süredir toplumun geniş kesimlerini daha da yoksullaştıran, buna karşılık bir avuç varsılın zenginliğine zenginlik kattığı ekonomik politikaları, en çok yargı emekçilerini mağdur etmeye devam etmektedir.

  • Artan yoksulluk, toplumsal şiddeti artırmakta; artan şiddet ise yargı emekçileri açısından daha fazla dava dosyası, daha fazla duruşma ve artık mobbing boyutuna ulaşan ağır bir iş yükü anlamına gelmektedir.
  • Artan yoksulluk; ödenemeyen borçları, aile içi şiddeti, boşanma davalarını ve iflasları beraberinde getirmekte, ortaya çıkan bu yoğun iş yükü yargı emekçilerini mağdur etmektedir.
  • Artan yoksulluk, adliye koridorlarında, duruşma salonlarında ve mahkeme kalemlerinde yargı emekçilerinin çeşitli şiddet biçimleriyle baş başa bırakılması anlamına gelmektedir.

İktidarın artık bir rutin hâline getirdiği ve neredeyse altı ayda bir çıkardığı yargı reformu paketlerinde, yargı emekçilerinin kangren hâline gelmiş sorunları sürekli görmezden gelinirken, periyodik olarak çıkarılan bu yargı paketleri yeni dava süreçlerine yol açmakta; dava sayılarındaki artış ve yıllarca süren yargılamalar, yargı emekçilerinin çalışma hayatını kâbusa çevirmektedir.

Yargı emekçileri bir yandan keyfî biçimde açılan davalarla uğraşırken, diğer yandan zamanında tamamlanamayan işlerden kaynaklanan baskı ve ağır iş yükü nedeniyle keyfî soruşturmalarla mağdur edilmektedir. Bir an önce yargı emekçilerinin uğradıkları bu haksız uygulamalara son verilmeli; yargı emekçileri, yargı kurumunun üvey evlatları olmaktan çıkarılarak hak ettikleri ekonomik ve özlük haklarına kavuşturulmalıdır.”

Kaynak: HABER MERKEZİ