İzmir'de bir bankada görev yapan çalışanın yıllarca maruz kaldığını ileri sürdüğü psikolojik baskıya ilişkin hukuk mücadelesi Yargıtay kararıyla sonuçlandı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanların tuvalet molalarının takip edildiği, aşağılayıcı e-postaların gönderildiği ve bir çalışanın iş yerinde yalnızlaştırıldığı olayda mobbing nedeniyle manevi tazminat ödenmesini hukuka uygun buldu. Karar, iş yerlerinde psikolojik tacizin değerlendirilmesi bakımından önem taşıyor.

İzmir'de başlayan mobbing davasında dikkat çeken iddialar

2001 yılından itibaren bir bankada çalışan ve 2014 yılında İzmir'de takım lideri olarak görevlendirilen personel, birimine atanan müdürün kendisine yönelik baskıcı, aşağılayıcı ve tehditkâr davranışlarda bulunduğunu öne sürdü. Yaşadıklarını üst yönetime bildirmesinin ardından baskıların daha da arttığını belirten çalışan, mola sürelerinin takip edildiğini, diğer personele verilen idari izinlerden yararlandırılmadığını ve toplantılarda küçük düşürüldüğünü ifade etti. Çalışma yerinin değiştirilerek sürekli gözetim altında tutulduğunu ve diğer takım liderleriyle iletişiminin engellendiğini savunan personel, yaşadığı süreç nedeniyle depresyon ve hipertansiyon tedavisi gördüğünü bildirdi.

Bornova'da parklardan sofralara uzanan dayanışma
Bornova'da parklardan sofralara uzanan dayanışma
İçeriği Görüntüle

Tuvalet molalarına bile müdahale edilmiş

Davada en dikkat çekici ayrıntılardan biri, çalışanların tuvalet molalarına yönelik müdahaleler oldu. İzmir 20. İş Mahkemesinin incelediği e-posta yazışmalarında, personelin art arda iki kez tuvalete gitmesinin dahi sorun edildiği ortaya çıktı. Çalışanlara “ishal olunmayacağına” ilişkin e-postalar gönderildiği, mola saatleri nedeniyle uyarılarda bulunulduğu ve personele rencide edici ifadeler içeren mesajlar iletildiği belirlendi. Mahkeme, söz konusu yazışmaları iş yerinde uygulanan psikolojik baskının değerlendirilmesinde delil olarak dikkate aldı.

İş yükü artırıldı, çalışma yeri değiştirildi

Mahkeme, tanık ifadeleri, sağlık raporları ve elektronik yazışmaları birlikte değerlendirerek davacı çalışanın diğer takım liderlerine kıyasla daha fazla iş yükü üstlendiğini tespit etti. Çalışma yerinin değiştirilerek gözetim altında tutulduğu, yöneticisinin aşağılayıcı tutumlarına maruz kaldığı ve iş ortamında yalnızlaştırıldığı belirlendi. Ayrıca çalışanın performansının düşük olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığına dikkat çekildi. Bankanın işten çıkarma gerekçesi olarak gösterdiği küçülme kapsamında başka bir personelin iş sözleşmesinin feshedilmediği de mahkeme kararında yer aldı.

Banka mobbing iddialarını reddetti

13 Mart 2020 tarihinde iş sözleşmesi feshedilen çalışan, yaşadığı psikolojik taciz nedeniyle bankaya karşı maddi, manevi ve ayrımcılık tazminatı talepleriyle dava açtı. Banka ise iş sözleşmesinin işin ve iş yerinin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle sona erdirildiğini savundu. Çalışanın şikâyetleri üzerine yürütülen disiplin soruşturmasında sistematik yıldırma davranışının tespit edilmediğini ileri süren banka, davanın reddini istedi. Ancak mahkeme, çalışanın uzun süre rencide edilmesi, dışlanması ve şikâyetlerine çözüm bulunmamasının ardından işten çıkarılmasını birlikte değerlendirerek psikolojik tacizin gerçekleştiğine hükmetti.

İzmir'deki mahkemeden manevi tazminat kararı

İzmir 20. İş Mahkemesi, davacı çalışanın mobbinge maruz kaldığı sonucuna ulaşarak manevi tazminat talebini kabul etti. Buna karşılık maddi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talepleri reddedildi. Bankanın karara yaptığı istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedildi. Böylece yerel mahkemenin psikolojik tacize ilişkin değerlendirmesi istinaf aşamasında da hukuka uygun bulundu.

Son sözü Yargıtay söyledi

Dosyanın temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tarafların iddia ve savunmalarını, tanık beyanlarını, dosyadaki belgeleri ve mahkemelerin gerekçelerini değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, verilen hükmün usul ve kanuna uygun olduğuna karar vererek manevi tazminata ilişkin kararı onadı. İzmir'de görülen davada verilen bu karar, çalışanların sistematik biçimde aşağılanması, dışlanması ve sürekli denetim altında tutulmasının mobbing kapsamında değerlendirilebileceğini ortaya koyması bakımından dikkat çekti.

Kaynak: AJANSLAR