Türk futbol tarihi, sadece sahada atılan goller veya kazanılan şampiyonluklarla değil, sergilenen asil duruşlar ve unutulmaz centilmenlik hikayeleriyle de şekillenmiştir. Süper Lig'in iki köklü kulübü Göztepe ile Galatasaray arasında yarım asrı aşkın bir süre önce yaşananlar, spor dünyasında eşine az rastlanır bir adalet dersi olarak hafızalardaki yerini koruyor. Her iki kulübün de müzesinde gururla sakladığı ve ortadan ikiye bölünmüş olan bir kupa, futbolun sadece kazanmaktan ibaret olmadığını tüm dünyaya kanıtlamaya devam ediyor.
Tarihler 1973 yılının sıcak bir ağustos gününü gösterdiğinde, İzmir Atatürk Stadı anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yapıyordu. Göztepe’nin eski futbolcularından ve kulübe uzun yıllar divan kurulu başkanı olarak hizmet eden efsane isim Reşat Selamioğlu adına düzenlenen dörtlü futbol turnuvası, Ege’deki futbolseverleri tribünlere çekmişti. Turnuvanın 23 Ağustos’taki büyük finalinde ise dönemin iki dev ekibi karşı karşıya geldi.
Karşılaşmanın son dakikalarında verilen tartışmalı karar
Saha içerisindeki büyük mücadele ve yüksek tempo, tribünleri dolduran binlerce taraftarı adeta büyülemişti. Göztepe’nin başında Türk futbolunun unutulmaz teknik adamlarından Necdet Niş bulunurken, Galatasaray’ın İngiliz çalıştırıcısı Brian Birch ise cezası sebebiyle karşılaşmayı maçı tribünden takip ediyordu. Karşılıklı atılan gollerle mücadelenin 85'inci dakikasına 2-2'lik eşitlikle girildi. Tam maçın bu skorla tamamlanacağı düşünülürken, karşılaşmanın hakemi Göztepeli futbolcu Ulvi'nin topu ceza sahası içinde elle kestiği gerekçesiyle beyaz noktayı gösterdi.
Penaltı vuruşunun gole çevrilmesiyle Galatasaray sahadan 3-2 galip ayrılan taraf oldu. Ancak bu düdük, maçın ardından yaşanacak tarihi olayların da başlangıcı oldu. Karşılaşmanın bitiminde, son üç yılın lig şampiyonu unvanını elinde bulunduran Galatasaray yönetimi ve teknik heyeti, sergilenen oyundan memnun kalmadıkları gibi hakemin verdiği penaltı kararının da son derece haksız olduğunu dile getirdi.
Hak edilmeyen kupa için sergilenen tarihi duruş
Sarı-kırmızılı yöneticiler, maçın hemen ardından yaptıkları açıklamada son dakikada gelen penaltının haksız olduğunu ve hak etmedikleri bir zaferin simgesi olan kupayı kabul edemeyeceklerini belirterek, kupanın rakip Göztepe’ye verilmesini istedi. Ancak bu büyük jeste Göztepe cephesinden de aynı asillikte bir yanıt geldi. İzmir temsilcisinin yöneticileri, sahadan mağlup ayrıldıklarını ifade ederek kupayı almayı reddetti.
İki kulüp yöneticilerinin de sergilediği bu örnek davranış, organizasyon komitesini tatlı bir çıkmazın içine soktu. Her iki tarafın da almaktan imtina ettiği şampiyonluk kupası için İzmir’in tarihi ve meşhur Kemeraltı Çarşısı sınırları içerisindeki Kuyumcular Çarşısı'nda sıradışı bir çözüm bulundu. Kuyumcu ustalarının hassas dokunuşuyla tam ortadan ikiye kesilen yarım kupa, eşit şekilde iki kulüp arasında paylaştırıldı.
Ağabeyi Ali Artuner’in kalesini koruduğu maçı anlattı
Tarihi maçta Göztepe kalesini koruyan A Milli Takım'ın ve sarı-kırmızılı ekibin efsane file bekçisi Ali Artuner’in kardeşi, aynı zamanda Göztepe Müze Müdürü olan Adil Artuner, bu benzersiz mirasa dair bilinmeyen detayları aktardı. Reşat Selamioğlu’nun kulüp tarihindeki yerine vurgu yapan Artuner, kupanın izini nasıl sürdüklerini dile getirdi.
Efsaneleşen turnuvaya ve kupa sürecine ilişkin konuşan Göztepe Müze Müdürü Adil Artuner, duygularını şu sözlerle ifade etti:
"23 Ağustos 1973'te Reşat Selamioğlu adına oynanan özel bir maçta maç 2-2 devam ederken son dakikalarda bir penaltı oluyor. Fakat iki taraf da penaltının haksız olduğunu düşünüyorlar, hem yönetim tarafı hem futbolcular tarafı. Bu böyle olunca Galatasaray kupayı almak istemiyor. Kuyumcular Çarşısı'na gidiyorlar ve kupa ortadan kesiliyor. Yarısı bizde, yarısı Galatasaray Spor Kulübü'nde kalıyor. Reşat Selamioğlu da uzun yıllar Göztepe'de divan başkanlığı yapmış önemli bir büyüğümüzdü. Kupanın yarısı bizdeydi, Galatasaray'da var mı yok mu belirsizdi. Sonra İstanbul'da Beyoğlu'nda ortaya çıktı. Çok anlamlı bir kupa. Reşat Selamioğlu bizim Göztepe'ye katkısı olan bir büyüğümüz. Onun bir anısı olarak yarım kupamızı müzemizde muhafaza ediyoruz"





